8/10
·552 syf.··
2026 22. kitabı
Neal Shusterman bu kitapta artık hikâyeyi sadece karakterler üzerinden değil, tüm dünyanın kaderi üzerinden anlatmaya başlıyor. Ölümsüzlüğün sıradanlaştığı bu dünyada: hastalık yok, yaşlanma kontrol altında, ölüm sadece tırpanların elinde. Peki, bu sistem gerçekten kusursuz mu, yoksa sadece kusursuz mu görünüyor? Tırpanlık kurumu içten içe yozlaşıyor, güç dengeleri değişiyor, eski etik anlayış ile yeni nesil tırpanlar çatışmaya devam ediyor. Bu kitapta odak nokta; gücü kim yönetmeli? sorusu. İnsanlar mı? Yoksa kusursuz olduğu düşünülen bir sistem mi? İnsanlık ile onları yöneten “üst akıl” arasındaki ilişki derinleşiyor. İşin Bulut tarafı, İnsanlık&sistem dengesi, güç, kontrol ve ölümün anlamını farklı bir perspektiften genişletiyor. İlk iki kitaptan farklı olarak duygusal ve felsefi katmanlar bu kitapta zirvede. Yani daha az aksiyon odaklı, daha çok düşünsel gerilimi var. Adaletin bireysel mi, yoksa sistemsel mi olması gerektiği ya da ölümsüzlüğün nimet sayıldığı bir evrende, sınırları olmayan insan doğasının neye dönüşebileceği gibi konular hakkında bolca düşündürüyor. Tanıdığımız karakterler kendi yollarında ilerlerken, çok daha büyük bir oyunun parçası haline geliyorlar. Artık mesele; sadece hayatta kalmak değil, sadece doğruyu yapmakta değil, insanlığın geleceğini belirlemek. Bu noktada karakterlerle oluşan sevgi bağı ya katlanıyor ya da sınanıyor. Orası tamamen sizin hangi tarafı daha çok sahiplendiğinize bağlı. Tempo yönüyle Çan, daha geniş bir zaman ve mekân hissi veriyor ve yine birden fazla bakış açısıyla ilerliyor. Ayrıca bir distopyadan çok, insanlığın sınırları üzerine felsefi bir hesaplaşma keyfi sunuyor. Çan, Tırpan serisinin resmi ve kesin final kitabı. Rowan, Citra ve dünyanın kaderi burada tamamlanıyor. Peki dördüncü kitap gibi görünen Devşirmeler
ÇanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2025321 okunma
8/10
·188 syf.··
2026 10. kitabı
Kitap güzeldi okuyunca zevk veriyordu ama sonu sanki yarım kalmış gibi hikaye tamamlamamış gibiydi. Smita ve kızının hikayesinin devamı olmalıydı. Özellikle onların hikayesi beni daha çok etkiledi keşke yıllar sonrası olsaydı
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
Reklam
Toprak insanoğlu için herşey demekmiş...
10/10
·136 syf.··
2026 6. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 04:15
Ah be sen neler yaşattın bana böyle be "Toprak Ana". Geçmişimde çiftçilik olduğu için toprağın kıymetini bilirim ve toprakla çok geçmişim oldu ve üzülerek ifade etmek istiyorum şimdi ki kuşakların toprakla hiç ilgisi kalmadı. O topraktan olan insanoğlu topraktan kopuyor bir birer, belki de tek bağları girdikleri o mezar olacak toprakla tanışmaları... Toprak Ana eserine gelecek olursak iyi ki varsın Cengiz Aytmatov dedirttin. Kalemine sağlık 1940larda Kazakistan'da savaşta geçen bir ailenin geçmişini anlatan roman etkileyici bir şekilde okura yaşatarak ilerletti kendini. Yaradılışım gereğimi bilmiyorum yada...devamı--> kitabialem.blogspot.com/2026/03/toprak-...
1000Kitap
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
8/10
·176 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 01:13
Maksim gorki’nin üçlü serisini bitirdim. Bu üçlü seri hakkında söyleyebileceklerim birinci kitap olan çocukluğum çok güzeldi ancak ikinci kitap ekmeğimi kazanırken aynı tadı vermedi ,ama yine de güzeldi. Son kitabı benim üniversitelerim, ikinci kitaba nazaran daha güzeldi. Kesinlikle üç serinin de okunması gerek,birbirinin devamı olduğu için merak uyandırıyor zaten. Alekseyin yaşamı oldukça dramatik ve duygusaldı. Erken yaşta hayata atılıyor,ailesinden çok baskı görüyor ve iş hayatında da ordan oraya sürükleniyor, tam mutlu olacakken hep bir şeyler oluyor ve hep çetrefilli bir ömür sürüyor ve son kitabın da da artık yaşadıkları o kadar ağır geliyor ki hayatına son vermek istiyor. Evet böyle hayatlar var ve yaşanmış, birsürü kitap okudu maksimiç aleksey, bir çok hayat tanıdı o kitaplarda, çogunlukla okuduğu kitaplar dini oldu ama eline ne geçerse okudu , okumak insanı geliştirir ama hayat da insana yeni duygular yükler, okuduklarımız bize örnek yaşamlar gösterir ve bize ders olur, ama alekseyin yaşadıkları çok zordu onu anlamak hissetmek gerçekten okurken -daha ne gelebilir ki başına-dedirtti. Maksim Gorki bu üçlü serisinde yaşadıklarını açık,yalın ve etkileyici anlatmış. Gayet keyifli ve güzel zamanlar geçirdik Maksim Gorki ile, sizlere de tavsiye ederim, iyi okumalar.
Benim ÜniversitelerimMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201610,9bin okunma
Kan ve çelikle dövülmüş kız diyarın kurtarıcısı ve prensesi mi
8/10
·480 syf.··
2026 27. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 23:08
Fantastik kurgularla kıyaslandığında daha yüzeysel ve fantastik romantiğe giriş kitabı gibi geldi. Bununla beraber olay yeri betimlemelerinde de sorunlar vardı, okurken zihnimizde canlandırma olayı biraz zordu. Konu geçişleri hızlı olay örgüsü de bi o kadar aceleci yazılmıştı. Güzel bir konuyu ele almış daha iyi işleyerek yazmış olsa ses getirecek bir kitap olacağına şüphe yok. Bütün bunlara rağmen yazarın kalemi akıcı ve hızla okutuyor kendisini.. Diyarı koruyan perde parçalanıyor içeriye kötülük ve türlü canavarlar akın etmeye başlıyor. Diyarda yayılan kehanetle kadınların şövalye olmaları yasaklanıyor. Bütün bunlara rağmen iki kız kardeşimiz var biri kendini simya üstadı yapıyor diğeri şövalye olmak için türlü türlü zorluktan geçiyor. O zorluklara birde düşmandan aşka ekleniyor ve diyarda adı nam salmış ürkütücü şövalyemizle Yolları kesiliyor. Aralarında kimya çok güçlü ve güzel yapılmış. Gel fitlerini okumak keyifli. Kızımız kendi kehaneti var bir de tabi kısıtlı bir ömrü… Şövalye olmak için verdiği mücadeleyi ve sonrasında ortaya çıkan sırları..gizem unsuru bütün kitap boyunca sürüyor. Devamı merakla okunur.
Alıntı
Kan ve ÇelikHelen Scheuerer · Martı Yayınları · 202529 okunma
Yellowface
Puan vermedi·303 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 14:49
Popüler kültür baz alınmadan çok fazla beklentiye girilmeden okunursa evet akıcı ve bir o kadar da merak ettiren bir kitaptı. Öncelikle kitabın adı "Yellowface" Batı medyasında beyaz oyuncuların makyajlarla Doğu Asyalı taklidi yaparak ırkçı stereotipleri canlandırdığı tarihsel uygulamadır. Kitap da adını burdan almaktadır. June ve Athena iki sözde yakın arkadaş. İkisi de yazar. June Athena'yı hayatu boyunca kıskanmış neden kıskandığını kitabın sonlarında açıklıyor. Kendini haklı çıkarma çabasından başka bir şey değildi bana kalırsa. Athena vahim şekilde öldükten sonra June halihazırda yayınlanmamış, henüz taslak olan bir romanı, Son Cephe'yi, Athena'dan çalar. Kendisi çaldığını düşünmez. Athena'nın anısını yaşatıyorum o da böyle olsun isterdi diyip kendini avutur. Zaman zaman vicdani sorgulamalar yapar. Panik atakları, anksiyeteleri gün yüzüne çıkar. June öyle bir karakterdi ki kitabı okurken içten içe sinir oluyorsunuz. Bu yönünü özellikle sevmiştim. Vicdani muhakemeler bana azıcık Raskolnikov'u da hatırlatmadı değil.. Bunun yanı sıra yazar kitap çıkarma süreci, yayın hayatı, buzdağının görünmeyen kısımları, editörlük, ırkçılık, iyi bir yazar olma serüvenlerinin perde arkasını ve hiç kolay olmadığını tüm gerçeklerle anlatıyor. Kısacası yazar kitapta ırkçılığı ve kültürel sömürüyü güzel bir hiciv şeklinde kaleme almış. Twitter ve linç kültürü ise cabası. Yalnız devam kitabı olacak gibi yarım bitti sanki kitap. Bakalım devamı gelecek mi? O zaman sözlerimi beğendiğim bir alıntıyla bitirmek isterim; "Kitaplara sığındım. Etrafımdaki dünya hoşuma gitmediğinde okudum hep.."
Edebiyat
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Reklam
Reklam