"insanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu."
Oscar Wilde
"vaktinden önce mutsuz olma!
başında dolandığını sanıp korktuğun felaketler, belki hiç gelmeyecek başına,
hiç olmazsa şimdiye değin gelmedi kesinlikle!
o halde iki şeyi kaldıralım hem gelecek korkusunu, hem eski felaketlerin anısını:
biri beni ilgilendirmez artık, öteki daha başıma gelmemiştir!"
“aslında başkalarının görüşlerine verdiğimiz değer ve bu görüş hakkındaki sürekli endişemiz, neredeyse her mantıklı amacı aşar; öyle ki, bir tür genel yaygınlığı olan ya da daha çok doğuştan gelen bir düşkünlük olarak görülebilir. yapıp ettiğimiz her şeyde, neredeyse her şeyden önce başkalarının görüşü gözetilir ve daha yakından baktığımızda, yaşadığımız tüm kaygıların ve korkuların bu görüş hakkındaki endişemizden kaynaklandığını görürüz. çünkü, bizim hastalıklı bir hassaslıkta olduğu için sık sık hastalanan tüm özgüvenimizin, tüm kibirliliğimizin ve iddialarımızın ve aynı zamanda tüm gösterişimizin ve böbürlenmemizin temelinde başkalarının görüşü yatmaktadır.
lüks, bu endişe ve düşkünlük olmadan, olduğu şeyin onda biri bile olamazdı. her türlü gurur, türü ve etki alanı ne denli değişik olursa olsun her onur duygusu ve onur düşkünlüğü buna dayanır; ve çoğu kez hangi kurbanları almaz ki?”
"toplum, çevre, salonlar, dünya denilen şey, sefil bir tiyatro oyunudur; ilgi çekmeyen, yalnızca makineler, kostümler ve dekorlar sayesinde biraz tutunan, kötü bir operadır."
"insan sadece yalnız olabildiği sürece, bütünüyle kendisi olur: demek ki, yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez; çünkü insan ancak yalnız olduğunda özgürdür."
birisi bizim için çok değerliyse, bunu ondan bir suçmuş gibi gizlemeliyiz. bu elbette pek sevindirici değildir ama doğrudur. bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar.