Nimet Tanrıver

Nimet Tanrıver
@devilone
"insanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu." Oscar Wilde
İstediğimle, istemeye koşullandınldığım şey arasındaki farkı kestiremiyorum. Gerçekte istediğim şeyle, istemeye zorlandığım şeyin ne olduğunu söyleyemiyorum. Sözünü ettiğim şey özgür irade. Özgür iradeye sahip miyiz, yoksa yaptığımız, istediğimiz ve söylediğimiz her şeyi Tanrı mı yazıp çiziyor? Özgür irademiz var mı, yoksa doğduğumuz andan itibaren medya ve kültürümüz bizi, arzularımızı ve hareketlerimizi kontrol mü ediyor? "
1000Kitap
Reklam
"Antik Yunan kültürü uzmanlan, o dönemde yaşamı; insanların fikirlerini kendilerine ait saymadıklarını söylüyorlar. Antik Yunanlılar akıllarına bir fikir geldiğinde, bir tann veya tanrıçanın kendilerine bir emir verdiğini sanıyorlardı. Apollon onlara cesur olmalarını söylüyordu. Athena ise âşık olmalarını söylüyordu. Günümüz insanları ise ekşi kremalı patates cipsi reklamı duyar duymaz, satın almak için hemen sokağa fırlıyorlar ama buna özgür irade diyorlar artık. Antik Yunanlılar en azından dürüstlermiş" "belki de yaptığınız şeyler yüzünden değil de, yapmadığınız şeyler yüzünden cehenneme gidiyorsunuzdur, diyor. Bitirmediğiniz işler yüzünden.
1000Kitap
İsviçre’de yatılı okula giden, varlıklı ailelerin çocukları kendi istemedikçe böyle bir şey olmaz. Benim gibi, bu okulda okuyan, benim yaşımdaki herkesin bildiği bir hikâye vardır: Becerikli bir öğrenci yıllar önce, yurdun anahtarını çalmış ve bir yedeğini yaptırmış; güya gizli bu anahtarı da ana giriş kapısının kenarındaki belli bir taşın altına saklamış. Daha sonra, ne zaman azgın bir küçük Bayan Şıllık Şıkdonlu gizli bir buluşma ya da sigara içmek için dışarıya süzülse ve kendini kilitli kapının dışında bulacak olsa, kınamayla karşılaşmak yerine, böylesi günahkâr acil durumlarda, herkesin yerini bildiği bu anahtarı kullanmış ve sonra anahtarı yine her zamanki yerine bırakmış. Taşın altındaki bu müşterek anahtar birkaç adım ötedeydi ötede olmasına ama ellerim kapı koluna yapışmış bir haldeyken o anahtara ulaşmamın imkânı yoktu. Annem size bunun, “O Hamlet anlarından biri” olduğunu söyleyecektir. Anlamı ise şudur: Olmak ya da olmamayı tayin etmek için, kayda değer bir çaba sarf etmen gerekir. Gece bekçisi gelene kadar bağırıp çağırsam rezil olacak, küçük düşecek ama hayatta kalacaktım. Eğer donup ölürsem, onurumu koruyacak ama... ölü olacaktım. Muhtemelen bu okulda okuyacak gelecek kuşaklar için bir acıma ve gizem figürü olacaktım. Bırakacağım miras, her kıza anlatılacak bir dizi yeni kural olacaktı. Mirasım, benim yaşımda her kızın ışıklar sönünce birbirine korku içinde anlatacağı bir hortlak hikâyesi olacaktı. Belki çıplak bir ruh olarak aynalara, pencere camlarına görüntüm yansıyacak, ay ışığı vuran koridorların uzak köşelerinde belirecekti. Gelecekteki bazı imtiyazlı afacanlar, gözlerini aynaya dikip, “Deli Spencer... Deli Spencer” diye üç kere tekrar ederek, gözlerini aynaya dikip, benim ruhumu çağıracaktı. Yine, bu da bir çeşit güç ama biraz aciz bir güç! Ah
Edebiyat
Halen masadaki kırıntıları süpürmekle ve şekerlemelerin bıraktığı yapışkan izleri temizlemekle meşgul olan asistan, "Sadece nefret sizi böyle sabırlı kılıyor," diye bağırıyor. Sadece, hayat boyu bitmeyen öfke ve nefret, olur da Cassie Wright geçer diye, ister yağmur yağsın ister güneş açsın size saatlerce köşe başlarında bekleme, otobüs duraklarında oyalanma azmi veriyor, diye bağırıyor asistan. İntikam almak için.
1000Kitap
Tanrının yarattığı her güzellik eninde sonunda Amerikan ağzından giriyor, iç organlarından geçiyor ve götünden çıkıyor. Ek olarak, yiyecek endüstrisi sürekli olarak yeni menü seçenekleri sunuyor piyasaya ve her biri her an yeni bir işkence çığırtkanlığı yapıyor: ince kıyılmış çiğ at eti, bin bir türlü kremalı şekerlemeler, aspartam. Sürekli mikrodalga bombardımanına tutulan mısır çekirdekleri patlıyor. Elektrikli fırınlar hiç boş durmuyor ve katı buzdan yapılmış pizza böreği yükleniyor. Bir deri bir kemik pençesini uzatıyor tavuk anne, eleman benin yüzünün yanak derisini kapıyor, iki parmağının arasına kıstırıyor ve “Pigme'ye söyledim, istediği etnik yemeği pişirebilir, mutfağımda bir keçi boğazlamamak koşuluyla tabii” diyor.
1000Kitap