Nimet Tanrıver

Nimet Tanrıver
@devilone
"insanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu." Oscar Wilde
"Güneş batarken geri dönüşümde yolun kenarında yürürken neredeyse bir ordu kamyonu beni eziyordu. Ölmeye ilk kez bu kadar yaklaşmıştım. Ancak ertesi sabah fark ettim ki almanağım Rat’ın yönüne yolculuğa karşı beni uyarıyordu, yani tam olarak kuru eşyalar dükkânının bulunduğu yöne; ben yalnızca başkanla ilgili bir işaret aradığım için fark etmemiştim. Bu deneyimden yalnızca orada olmayana odaklanmanın tehlikelerini anlamıştım. Ya hayatımın sonuna gelsem ve her günümü hiç gelmeyecek olan bir adamı bekleyerek geçirdiğimi fark etsem ne olacaktı? Hayatım elimden kayıp giderken bile başkandan başka hiçbir şey düşünmediğim için yediğim şeylerin tadına gerçekten varmadığımı ya da bulunduğum yerleri gerçekten görmediğimi fark etmek ne dayanılmaz bir acı olurdu. Ama eğer düşüncelerimi ondan çekersem nasıl bir hayatım olurdu? Hiç yapmayacağı bir gösteri için çocukluğundan beri hazırlanan bir dansçı gibi olurdum o zaman" "Sayuri," dedi bana. "Birbirimizi bir daha ne zaman göreceğimizi ya da gördüğümüzde dünyanın nasıl bir hal alacağını bilmiyorum. İkimiz de korkunç şeyler görmüş olabiliriz. Ama ne zaman dünyada güzellik ve iyiliğin bulunduğunu hatırlamaya ihtiyaç duyarsam seni düşüneceğim."
Edebiyat
Reklam
“Venedik’te Büyük Kanal ve Rialto Köprüsü, San Marco Meydanı ve gondollar var. Şehir rehberlerinde yazan her şeyi bilirim. Belki de Venedik’e hiç gitmemişimdir, otuz yıldır Milano’da yaşıyorum, ama Milano benim için Venedik gibi. Ya da Viyana gibi: Sanat Tarihi Müzesi, Üçüncü Adam, Harry Lime Prater Dönme-dolabı’mın üzerinde isviçrelilerin guguklu saati keşfettiklerini söylüyor. Yalan söylüyordu: guguklu saat Bavyeralıdır.” Eve girdik. Balkonları parka bakan güzel bir daire. Bir dizi ağaç gördüm gerçekten. Doğa dedikleri gibi güzel. Antik mobilyalar, belli ki varlıklı bir insanım. Ne yapacağım, salonun, mutfağın nerede olduğunu bilmiyorum. paola bana Anita’yı tanıştırıyor, ev işlerinde bize yardımcı olan Perulu kadın, zavallıcık beni gördüğüne sevinsin mi, yoksa bir ziyaretçiymişim gibi mi karşılasın bilemiyor, dört dönüyor, banyonun kapısını gösteriyor ve şöyle söylüyor: “Pobrecito el senor Yambo, ay Jesusmaria, işte temiz havlular burada, Bay Yambo.”
1000Kitap

Nimet Tanrıver

, bir kitap okudu
10/10
·448 syf.·
Beğendi
·
34 günde okudu
·
2020 117. kitabı
Umberto Eco
8/10 · 244 okunma
Bir hafta içinde ve boşuna geçmiş denemeyecek bir sürede Roberto’nun her şeyi görememiş olması tuhaf bir şey gibi geliyorsa, düzensiz bir planı olan büyük ve dededen kalma bir evin tavanarasına ya da mahzenlerine giren bir çocuğu düşünmek yeterli olacaktır. Her adımda içi eski kitaplarla dolu sandıklar, solmuş giysiler, boş şişeler ve bir sürü hayranlık uyandırıcı şey, yıpranmış mobilyalar, tozlu ve sallanan dolaplar çıkar çocuğun karşısına. Çocuk gider, bir hazine bulmak için oyalanır, bir hol, karanlık bir koridor görür ve orada korkutucu bir varlık bulunduğunu düşünür, araştırmasını bir başka sefere bırakır ve her defasında, bir yandan fazla içine dalmaktan çekinerek, öte yandan yakınlardaki keşiflerin verdiği heyecanla dolu, neredeyse sonraki keşiflerin tadını çıkararak, kısa adımlarla yoluna devam eder ve bu tavanarası ya da mahzen hiçbir zaman bitmez, tüm çocukluğu boyunca, hatta daha sonra da karşısına yeni köşeler çıkarır. Bir de bu çocuğu her defasında yeni gürültüler korkutsa ya da onu bu dolambaçlı yollardan uzak tutmak için ona her gün insanın kanını donduran efsaneler anlatılsa -üstelik bu çocuk bir de sarhoş olsa- alanın her yeni serüvende nasıl genişlediği açıklık kazanır. Roberto’nun henüz kendisine düşmanlık gösteren bu alandaki yaşantısı da farklı olmamıştı.