"insanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu."
Oscar Wilde
"İnsan gereğinden çok konuşarak da, gereğinden çok susarak da günah işleyebilir.
Bilimin kaynaklarını gizlemek gerekir demek istemiyorum. Tersine, bu bana büyük bir kötülük gibi görünüyor.
Söylemek istediğim, iyilik de, kötülük de doğurabilecek doğa gizlerine ilişkin olarak, yalnızca kendi benzerlerince anlaşılabilen bir dil kullanmanın bilginin hem hakkı, hem de görevi olduğu. Bilim yolu çetindir; bu yolda iyiyi kötüden ayırmak da çetindir. Günümüzde bilginler, çoğu kez cücelerin omuzlarına çıkmış cücelerden başka bir şey değildir"
“Bizler cüceleriz,” diye onayladı William, “ama bu devlerin omuzlarına çıkmış cüceler.
Küçüğüz, ama kimi zaman ufukta onlardan daha uzağı görebiliyoruz"
"Çünkü güzelliği yaratan, üç şeyin uyumudur : her şeyden önce, bütünlük ya da yetkinlik; bu yüzden yetkin olmayan şeylere çirkin deriz:
sonra gerekli orantı ya da uyum; son olarak da aydınlık ve ışık; gerçekten de rengi açık seçik olan nesnelere güzel deriz.
Ve güzelin görünümü erinç sağladığı ve susuzluğumuzu erinç içinde iyi ya da güzel şeylerle gidermek aynı şey olduğu için de, içimin büyük bir avuntuyla dolduğunu hissettim ve böyle bir yer"
"bizim gibi okumuş yazmış insanların kendilerini evrenin düzeninde gerekli bir unsur olarak görmesi, cahillerin batıl inançlarına eşit. dünya düşüncelerle değiştirilemiyormuş.
az düşünce üreten kişiler daha az hataya maruz kalıyorlar, onlar herkesin yaptığını izliyorlar, kimseyi rahatsız etmiyorlar, başarıyorlar, zenginleşiyorlar, iyi pozisyonlara ulaşıyorlar, milletvekilleri, şöhretli edipler, akademisyenler, gazeteciler oluyorlar, ödüllere, nişanlara boğuluyorlar. işlerini böyle iyi yürütene aptal denir mi?
aptal benim, yel değirmenleriyle savaşmaya kalkan ben."
ne kadar saçmadır insanlar! sahip oldukları özgürlükleri kullanmazlar, sahip olmadıklarını isterler. var olan düşünme özgürlüklerini kullanmazken ifade etme özgürlüğü talep ederler.
kimse belirli bir şey yapmakla tatmin olmuyor, herkes hiç değilse yeni bir kıtayı keşfetmiş olma kuruntusuyla, gururunun okşandığı hissetmek istiyor.”