10/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:14
Çukurova.... Dağlar, dereler, bitmek bilmeyen o uçsuz bucaksız ova... Memed’in hem sığınağı hem de sınavı... okurken burnuna o toprağın kokusu, yüzüne değen o dağ rüzgârı... Yaşar Kemal okuyana kadar tam olarak ben "kitap okuyorum" denilmez, demişti bana biri. Haklı olduğunu şimdi anlıyorum. Betimlemeler, diyaloglar, karakterler, hepsi o kadar bizden ki.. okurken hiç bir şekilde sıkılmadım. İnce Memed'e başlamadan önce çok sık duyuyordum; sıkıcı bir anlatımı var, sürekli diyalog şeklinde olduğu için tiyatro havası veriyor vs. Öyle olduğunu düşünmüyorum.. evet düşüncelerine, içsel hesaplaşmalarına, psikolojik durumlarına çok yer verilmemiş ama ilahi bakış açısıyla yazılan bir çok kitapta zaten bunu görürüz. Bu şekilde olması kitabı daha değerli kıldı benim için. Kanal 7 filmleri gibi hissettirdi çoğu zaman. Bir yerde zulüm varsa aynı oranda büyüyen karşıt bir güç de bulunur, biri ilahiki kalkar başkaldırır. Bir kediyi bile köşeye sıkıştırdığında aslan kesilir. Devir değişti değişmesine de Abdi ağalar değişmedi. Kılık değiştirdiler ama değişmediler. İnce memed gibiler çoğalsa idi de adalet neymiş görseydi dünya.
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,4bin okunma
Bihruzlar ölmez sadece şekil değiştirir
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 21:16
Türk edebiyatının ilk Realist romanı. Okunması gereken İlk 100 Türk Edebiyatı listesinde yer almaktadır. Kitap, kültürünü tamamen bırakarak batılılaşmaya çalışan ama iki kültür arasında bir yerde sıkışıp kalan dönemin Batı sevdalılarına ayna tutuyor. Kitabın dili anlaşılır. Yer yer uzun betimlemeler olsa da genelde tasvirler okuyucuyu boğmayacak şekilde sadedir. Kitabın konusuna gelirsek: Bihruz Bey mirasyedi bir gençtir. Dönemin en markalı elbiselerini giyer, en markalı arabasına biner, en iyi atları alır, en ünlü yerlerde yemek yer, en ünlü berberde tıraş olur. Bihruz Bey, Türkçeyi kaba ve yerel bulduğu için mümkün mertebe statü dili olan Fransızca konuşmaya çalışır. Türkçe konuştuğunda ise araya mutlaka Fransızca kelimeler sıkıştırır. Bu bize bugün plaza dili dediğimiz İngilizce ile karışık Türkçe konuşanları hatırlatır. “Toplantı set etmek” , “Meeting yapmak”, vs. Annesi ile olan bir konuşmasından anlıyoruz ki sadece diline değil kültürüne de yabancılaşmış, 10 gün sonra gelecek olan Ramazan ayının bile farkında değil. Aradan 100 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen Bihruz Beyler ölmedi, sadece şekil değiştirdiler ve hâlâ aramızda yaşıyorlar. Bu sefer sadece “atlı bir arabaya” değil, modern lüks arabalara, cep telefonlarına, pahalı takılara vs. sevdalılar. Devir değişti ama insanlar değişmedi…
Edebiyat & Roman
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Can Yayınları · 202030,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·252 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 11:19
" Milenyumda çökmeyen ekonomi şimdilerde fena oldu. İnsanlar geziyor ama mekânlar boş, kalabalıklar kof. Keyif içinde görünseler de kimsenin neşesi kalmadı. Bir yılgınlık var. Sahte gülümsemeler sardı insanları. Belki de bu zamanları görmemen iyi oldu. Üzülürdün. Senin gibi hayatı seven birisine göre değil artık buralar. Herkes bir hesap peşinde, bazıları ekonomik bazıları başkalarının kuyusunu kazma derdinde. Gençler bile umutsuz artık. Biz büyükler de pek yardımcı olmuyoruz doğrusu, olamıyoruz. Kimse de heves kalmadı." Selam Öykü sever dostlarım burada mı? Suare Milenyum Serisinden kolektif bir #öykü kitabı ile geldim. İlginizi çekeceğine eminim. Yirmi altı öykü... Farklı yazarların kaleminden farklı duygular içten, farklı hayatlara konuk olacağımız öyküler. 31 Aralık 1999 ... Yeni bir yüzyıla gireceğimiz, hakkında farklı teoriler söyleyen , kiminin heyecanlandığı, kimi için normal bir geceden farkı olmayan , 99 depreminin acılarının hala taze olduğu, yaralarımızı sarmaya çalıştığımız zamanlar ... İstanbul Çiçek Pasajı, İstiklal Caddesi gibi tanıdık mekanlar. İstanbul'da yaşayanlar, İstanbul'a sık sık gidenler iyi bilir, benim gibi İstanbul'da yaşamayanlar da belgesellerden, filmlerden, netten bilirler ya da duymuşlardır. Mekanlar aynı ya da benzer olsa da duygular, yaşanmışlıklar ve hissedilenler farklı, kişiye özel. Farklı bir insanın yaşadıklarını , hissettiklerini okuyan okuyucuyu ise götürdüğü yer bambaşka olabilir. Sonuç olarak ise hepsi etkileyici öyküler. #kozmokitap " Devir değişti, insanlığın karanlığı değişmedi," diye düşündü "Hep aynı duyarsızlık."
EşikKolektif · Banliyö Kitap · 202522 okunma
Eşik
Puan vermedi
#okudumbitti "Eşikte durmuş söyleyecek sözlerimizi biriktiriyor,yeni hikâyeler yazacağımız günü bekliyorduk." "Geçmişin zihinlerimizde bıraktığı tortulardan yeni hikâyeler doğurduk." "Geri almak istedikçe kaybedersin." "Devir değişti,insanın karanlığı değişmedi." Merhaba kitap dostlarım.Bugün size Suare Milenyum serisinden kollektif bir kitapla geldim.@banliyocomtr tarafından yayımlanan 252 sayfalık eser birbirinden güzel yirmi altı öyküden oluşuyor. Her öykü bir gece atmosferi üzerine kurulmuş, ama aynı geceye, farklı bakış açıları ile okuyucunun kendinden de bir şeyler bulacağı İçeriğe sahip. Kitapta İstanbul mekânları,gündelik yaşama ait detaylar ve insanların duygusal durumları göze çarpıyor, yirmi altı farklı kalemden çıkan öyküler insanın duygusal geçişlerini 'eşik' metaforu ile anlatıyor.Bu eşik bir bakıyoruz bir ayrılıkken, bir bakıyoruz içsel bir uyanışa,bir kaybın acısına ya da bir karar anına dönüşüyor. Yazarların her biri farklı bir kapıdan geçerek tek bir doğruya ulaştırıyor okuyucuyu. İnsanoğlunun kendi ile yüzleştiği o anlar okuyucuyu sarsıyor,yaşarken es geçtiğimiz pek çok duygunun aslında hayatımızı nasıl etkilediğinin farkına varıyoruz. Kitapta milenyuma girdiğimiz 31 Aralık 1999 gecesi anlatılıyor pek çok karakterin gözünden. Bir çağın kapanıp milenyuma girilen o saatler, karakterlerin kültürleri, sınıfları farklı olsa da hepsinin umutları,korkuları,duyguları, beklentileri var. Yazarlar mekân olarak İstiklal Caddesi ve Çiçek Pasajı'nı kullanıyor ve mekânlarla duygular bütünleşiyor. Yazarlar genelde betimleyici bir dil kullanarak okuyucunun hafızasını canlı tutmayı başarmışlar.Kollektif okumayı sevenler okuyabilirler. @banliyocomtr @suaredergicomtr @tubaayseozgur Book•lover ❥ #okuyanteraziileokuyoruz
1000Kitap
EşikKolektif · Banliyö Kitap · 202522 okunma
Ah Martin ah...
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 18:38
1. O kadar çok kendimi buldum ki, satır satır kendimi okudum sanki. Yazar resmen martin karakteri altında beni yazmış. Hangi yönlerden mi? Dergilere yayın için makale yollaması sürekli ret yemesine rağmen göndermeye devam etmesini okuyunca beni kendine çekti zaten. Akademide olanlar bilirler, yayın süreci çok zor ve yıpratıcı bir süreçtir ama editörden geçip hakeme yollandığında başlar iç kıpırtısı. Hele hakemlerden de geçip yayına alındığında tüm o yıpratıcılıklar bir anda yok oluyor, yerini muazzam bir tatmin duygusuna bırakıyor. 9 ay eziyet çeken bir kadının doğumdan sonra yaşadığı o haz gibi birşey... 2. Tek yazarlı ilk makalemi 20 den fazla dergiye yollamışımdır. Her seferinde ret yedim. 2 sene dergi dergi dolaştı, acelem yok dedim. Sonra scopus indeksli q1 bir dergiden kabul alınca yaşadığım o hazzı, martini okurken tekrar yaşamış oldum. 3. Devir şöyle değişti, eskiden makale yazarlarına para ödüyolardı, şimdi yazarlar dergiye para ödüyor yayınlatmak için. Şu yaşadığım çağda 1900 lerin kalitesi yok gerçekten, yapay zekayla birlikte artık her şey o kadar yapaylaştı ki yapay zekasız bir metin arar oldu gözlerim. Her yazı buram buram yapay zeka kokuyor neredeyse. Ben bu yüzden 1900 lerde yaşayıp üniversite okuyacak kadar şanslı bir kadın olmak isterdim. O zamanın lise eğitimi şu zamanın doktorasından üstün bence. Bir çok profesörün analitik düşünme becerisi, eleştirel düşünmesi o dönemin lise öğrencilerinden daha geride. 4. Martin gibi ben de kendimi bulduğum bir işe giriştim, belki şuan dibe vurdum, maddi olarak martin gibi ben de çok sıkıntıdayım ama inancım, kendime ve kapasiteme inancım tam da martininki gibi. Martin kendine 2 yıl biçmişti ben 4 yıl biçiyorum. 40 yaşıma gelmeden bu hayattan alacağımı alacağıma inanıyorum. 5. Martin zengin olduktan sonra onu
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2019135,1bin okunma
Bir Aile, İki Dönem, Üç Kuşak
8/10
·232 syf.··
2025 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 00:00
Kiralık Konak, Yakup Kadri’nin ilk romanı olma özelliğini taşıyor. Roman, önce İkdam gazetesinde tefrika edilmiş, daha sonra 1922’de kitap olarak yayımlanmış. Aslında yazar, Nur Baba adlı romanı daha önce yazmış; eserin tepki çekeceğinden ürkerek sonraya bırakmış. Romanda Tanzimat sonrasında gelen birkaç kuşağın birbiriyle olan çatışması ele alınıyor. II. Meşrutiyet (1908) sonrasında yaşanan değişimler ve dönüşümler, I. Dünya Savaşı’na kadar işleniyor. Romanın ele aldığı dönemi de 1908’den biraz öncesine çekmek mümkündür. İşte bu dönemde Cihangir’de aynı konakta yaşayan üç kuşak ailenin birbiriyle olan ilişkisini ve çatışmasını okuyoruz. Romanın bu üç kuşağını teşkil eden kahramanları da büyükten küçüğe doğru şu şekilde sıralayabiliriz: Naim Efendi, Servet Bey, Sekine Hanım ve Seniha bu evin sakinleridir. Naim Efendi, II. Abdülhamid Devri nazırlarından olup evin en büyüğüdür. Eskinin temsilcisi de kendisidir. Geleneklerine son derece bağlı, dürüst, namuslu bir ihtiyardır. Damadı Servet Bey ve onun eşi -yani Naim Efendi’nin kızı- Sekine Hanım ise kızları Seniha ile birlikte bu devrin ‘‘rokokolaşmış’’ kişileridir. Selim İleri’nin tabiriyle bu rokoko kelimesiyle yazarın kastettiği ise içi kof, dışı süslü püslü, yeni toplumsal hayattır. Bu devirde davranışlar, yaşam tarzı, giyim-kuşam, eğlence anlayışı hatta mimari bile değişmiş, Batılılaşmıştır. Bu eskiyle yeninin çatışması, yozlaşmış yaşam tarzları da Naim Efendi’nin yaşadığı konak üzerinden okurlara sunuluyor. Özellikle bu değişim ve yozlaşma hâli Yakup Kadri tarafından şu şekilde özetleniyor: ‘‘Yüksek rütbeli devlet adamlarının tesis ettikleri Osmanlı kibarlığının kundağı canfes astarlı ve serapa (baştan başa) ilikli İstanbulin idi. Sonra redingot devri geldi ve redingotu içinden yarı uşak, yarı kapıkulu, riyakâr,
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma