Sırça
Puan vermedi·141 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 10:42
Bir portakalın kabuğunda saklı o buruk kokudan, sarayların camdan duvarlarına uzanan sessiz bir nehir gibi akar bu kitap. Sabahattin Ali, kalemini bir neşter gibi kullanırken aslında ruhumuzdaki o ince sızıyı uyandırır. Her şey, yoksulluğun avucunda parlayan ve ulaşılamayan o mahzun Portakal ile başlar; o çocuksu özlem, ufukta süzülen ancak hiçbir zaman limana yanaşmayan Beyaz Bir Gemi’ye dönüşür. Umutlar açık denizde yitip giderken, kıyıda hayatın sert kayalarına çarpan Katil Osman’ın kaderi karşılar bizi; suçun değil, çaresizliğin gölgesinde kalmış bir adamın hikayesi... Bu çaresizlik, bazen bir Böbrek gibi insanın en hayati parçasının pazarlık masasına yatırılmasına, bazen de dumanı efkarla tüten bir Cıgara’nın ucunda sönen hayallere evrilir. Sokaklara çıktığımızda ise o sert gerçeklik yüzümüze çarpar: Millet Yutmuyor artık yalanları, çünkü karnı açtır; ancak bir yanda da altından tasmalarıyla özgürlüğünü satan Bahtiyar Köpek’ler geziniyordur. Dünyanın bu hoyratlığında Çilli’nin masumiyeti lekelenirken, bir insanın görüşünü kaybedişi gibi toplumun da gerçeklere karşı yaşadığı o ruhsal Dekolman başlar. Sesler yükselir sokak aralarından, "Hakkımızı Yedirmeyiz!" feryatları yankılanır ama ne acıdır ki, fırtınalı denizde bir Cankurtaran beklerken sadece kendi çıkarlarının peşinde koşanlarla karşılaşırız. İnsan, aynaya baktığında Çirkince bir çehre görüp üzülse de asıl çirkinliğin dışarıda, güçlünün zayıfı bir Kurtla Kuzu masalındaki gibi amansızca boğduğu o sistemde olduğunu anlar. Ve nihayet hikayeler yerini masalların o kadim bilgeliğine bırakır... Bir Aşk Masalı ile sevginin mülksüz ve hür olduğunu hatırlar, Devlerin Ölümü’yle kibir kulelerinin nasıl sarsıldığını izleriz. Bir sürünün sessiz itaatini Koyun Masalı’ndan dinlerken, en sonunda o meşhur Sırça Köşk’e
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,9bin okunma
7/10
·157 syf.··
2025 57. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 14:30
R. I. Page’in İskandinav Mitleri adlı kitabı, İskandinav mitolojisini hem öyküleyici hem de eleştirel bir bakışla ele alan kısa ama yoğun bir çalışmadır. Kitapta tanrıların, kahramanların ve mitolojik varlıkların hikâyeleri aktarılırken, bu anlatıların tarihsel bağlamı ve kaynakları da tartışılır. Page’in en önemli katkısı, okura yalnızca mitleri sunmakla kalmayıp, bu mitlerin nasıl ve hangi koşullarda günümüze ulaştığını göstermesidir. Kitapta önce evrenin yaratılışı anlatılır. Ginnungagap adlı uçsuz bucaksız boşluktan, ateş ve buz diyarlarının çarpışmasından doğan Ymir ve ardından onun bedeninden şekillenen dünya, mitolojinin kozmolojik çerçevesini oluşturur. Yggdrasil adı verilen dünya ağacı, tanrıların, devlerin, ölülerin ve insanların yaşadığı diyarları birbirine bağlayan kutsal bir merkezdir. Bu kozmolojinin içinde Odin, Thor, Loki, Freyja ve diğer tanrılar hem güçlü hem de zayıf yönleriyle karşımıza çıkar. Tanrıların ölümlü olması, onların insanlara yakın, kırılgan ve trajik bir niteliğe sahip olmasını sağlar. Page, sadece tanrıların değil, kahramanların ve canavarların da mitolojideki yerini aktarır. Sigurd’un Fafnir adlı ejderhayı öldürmesi, Baldur’un ölümü ya da devlerle tanrıların bitmek bilmeyen mücadeleleri, Viking dünyasının değerlerini ve korkularını yansıtır. Ancak bu hikâyelerin aktarıldığı şeklin, her zaman orijinal pagan anlatılara bire bir denk düşmediğini özellikle vurgular. Bu noktada Snorri Sturluson’un rolü önem kazanır. İzlandalı yazar Snorri, 13. yüzyılda Edda’ları kaleme alarak İskandinav mitlerinin en önemli derleyicisi olmuştur. Fakat Snorri’nin bir Hristiyan olduğunu hatırlamak gerekir. Page’e göre, Snorri’nin eserleri mitleri korumuş olmakla birlikte, onları Hristiyan bir gözle yeniden yorumlamış olabilir. Örneğin Ragnarök, dünyanın
İskandinav MitleriR. I. Page · Phoenix Yayınevi · 2009255 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·352 syf.··
2025 12. kitabı
Yirmi Birinci Koment Anna, sakin bir yaşam sürmeyi seven, kitapları arasında kaybolmayı tercih eden bir üniversite öğrencisidir. Yaşıtlarına göre daha sessiz ve içe dönük olsa da, entelektüel açıdan kendini geliştirmekten büyük keyif alır. Partilere katılıp kafa dağıtmak yerine, kütüphanede saatlerce kitap okumayı, araştırmalar yapmayı ve liseden beri muhabbetini sürdürdüğü öğretmeniyle edebiyat üzerine sohbet etmeyi sever. Bunun yanı sıra, piyano çalmaya bayılır. Fakat Anna’nın düzenli hayatı, okula yeni gelen üç kuzenin gelişiyle altüst olur: Eden, Colin ve Jane. Ağırbaşlı, bilgili ve oldukça saygın bir ailenin çocukları olan bu üçlü, enerjileriyle okula bambaşka bir hava katar. Onların gelişiyle Anna, kabuğunu biraz daha kırmaya başlar ve sosyal çevresine alışmaya çalışır. Tabii bunda en büyük pay, Eden’a aittir. Eden, Anna’nın hayatını büyük ölçüde etkiler—tabii bu sadece görünen kısmı.- Çünkü işin bir de fantastik boyutu vardır. Eden ve ailesi, başta yalnızca gizemli ve mesafeli bir aile gibi görünse de, aslında çok daha büyük bir sırrı taşımaktadırlar. Onlar ölümsüzdür ve Nersaya’ya ait kişilerdir. Dünyadaki varlık amaçları, her yüzyılda bir doğan yeni ölümsüzü bulmaktır. Ancak bu görev sadece bir arayıştan ibaret değildir; çünkü bu ölümsüzün bulunmasıyla birlikte 21. Komet seçim yapacak ve dünyada kurulmak istenen krallığın kaderi şekillenecektir. Aynı zamanda, kadim bir savaşın fitili ateşlenecektir. Bu kısım bana Ragnarok efsanesini fazlasıyla anımsattı. Özellikle karakterlerin belirli bir yaşta kalması, dünyada görevleri olması ve hakimiyet kurmak istemeleri, mitolojide devlerin yaşam tarzına oldukça benziyor. Kitap hakkında kafamda pek çok teori var! Fantastik unsurların yanı sıra, mitolojik bir hava da taşıdığını düşünüyorum. (Hatta her an bir yerden Thor
21. KomentAslı Çorbacı Özkan · Satürn Yayınları · 202511 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 33. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 19:26
Vâreden’in adıyla insanlığa inen Nûr Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır âb-ı hayat En müstesna doğuşa hâmiledir kâinat Yıllardır boz bulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev içime bir ân düştü Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi’nin Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla Mehtâbını düşlerken o mühür sahibinin Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak Yeryüzü âvâredir, yapayalnız ve kurak Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,511 okunma
Dünyanın En Güzel Şiirine...
10/10
·224 syf.··
2024 9. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2024 19:09
Vâreden’in adıyla insanlığa inen Nûr Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır âb-ı hayat En müstesna doğuşa hâmiledir kâinat Ne güzel bir giriş, dünyaya ne güzel bir geliş... Toprağı kirlerinden arındıran o Yağmur için, rahmet vadilerinin Gülü için yazılmış ne güzel dizeler, ne güzel naat... Şimdi ben, okuduğum bir kaç kitaba, yazdığım bir kaç incelemeye, yazmak üzerine edindiğim bir kaç önemsiz fikre güvenerek "Yağmur" hakkında bir şeyler söyleme hadsizliğinde bulunacağım. Yine de nasıl kayıtsız kalayım O en sevgiliye yazılmış, samimiyet ırmağında yıkanıp sayfaların en beyaz noktalarına düşen satırlara? Şiir severler "Yağmur" için başucu kitabı mı diyor? Ben "kalpucu" kitabı demeyi tercih ederim. Her kelimesi, her dizesi kalbe bu denli tesir eden bir kitap, olsa olsa kalplerimizin hemen ucunda bekler, daha ilk mısrası bitince dünya telaşları ve hüzünleri ile dolu o kalplere sirayet eder. Gündelik uğraşlar, gam ve keder, hüznün gözyaşları, gelecek kaygıları, samimiyet kırıntılarının dahi olmadığı ilişkiler, taşlaşmış kalpler, her gün kendi bedenleri büyüklüğünde bombalar ile ölen çocuklar, gözü yaşlı anneler, çaresizlikler ve çaresizler, umutsuzluklar ve umutsuzlar... Kaç virgül daha ayırır Yağmursuz kalmış toprakların acısını? Kaç kelime temizler Yağmursuz kalmış dünyanın kirini? Etrafımızı sarmışken çağın tüm bu prangaları, Yağmur'u okuyan kalp nasıl bulmasın huzuru? ~~~ Yıllardır boz bulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Kaynağını O'ndan almayan bütün sular bulandı, kirlendi. Çağ öyle bir çağdı ki, kana kana içtik bulanmış suları. Yağmurun berraklığı şimdilerde bir masal kadar
Nurullah Genç - Yağmur
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,511 okunma
10/10
·320 syf.··
2023 9. kitabı
Tolstoy, Çehov gibi devlerin hayranı olduğu bir kalem. Onlar kadar iyi yazıyor neredeyse. Nedense onlar kadar bilinmiyor. Bir kışlada geçen ve romantik boyutları da olan bu muhteşem roman, hayatın anlamı, askerlik mesleği, insanın kaderi üzerine söyleyecek çok sözü olan gerçek bir başyapıt. Müthiş bir okuma hazzı veren bu kitabı her has edebiyat okuru okusun isterim. Rus edebiyatı sevenler ise yaşam boyu unutamayacaktır bu eseri ve kahramanını.
DüelloAleksandr İvanoviç Kuprin · İthaki Yayınları · 202232 okunma