Melik | el-Melik İsminin Anlamı EL-MELİK: Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve tek hükümdarı. Sözlükte, sahip olmak, istila etmek, kuvvetli olmak, yoğurmak, hükmetmek, kontrol etmek, irade gibi anlamla gelir. Tâhâ 114 ve Mü‟minûn 116. ayetlerde “el-Melikü‟l-Hakk (Gerçek Hükümdar)” şeklinde Allah tanıtılmaktadır. Haşr 23 ve Cuma 1. ayetlerde ise “el-Melik (Mutlak hükümdar)” şeklinde marife ve el-Kuddûs ismi ile beraber zikredilmektedir. Böylece hem Allah‟tan başka gerçek melik olmadığı, hem de Allah‟ın hükümdarlığının her türlü eksiklik, kusur ve ayıptan uzak olduğu vurgulanıyor. Bizim gördüğümüz veya göremediğimiz her âlemin ve içinde yaşayan varlıkların her birinin tek yaratıcısı ve tek sahibi Allah’tır. Yaşadığımız evrenin ezelî ve ebedî hükümdarı, Kralı, Padişah-ı Zü’l-Celâli de O’dur. İçindeki bütün yıldızlar, galaksiler, nebülözler, dev cüceler, ak cüceler, kara deliklerle birlikte uzay ve kâinat, insanlar, hayvanlar ve bitkiler, paralel evrenler ve göremediğimiz âlemlerde yaşayan bütün ruhaniler; melekler, cinler, şeytanlar ve diğer ruhaniler ve daha bilemediğimiz pek çok varlık Allah’ın hükümranlığında ve emri altındadır. Sayısız âlemlerin mülkünü ve idaresini elinde bulunduran ve buralarda hüküm süren olağanüstü düzenin hayat bulmasını sağlayan yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor?”(Kıyamet, 75:36) Melik | el-Melik ile ilgili Ayetler Melik isminin geçtiği ayetler: 1-“İşte Kuran’ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir. Gerçek hükümdar olan Allah Yüce’dir.” (Tâhâ 113, 114) 2-“Sizi boş ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı ve Bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyordunuz? Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka
Din
Reklam
ihbar ya da izah ı. gelmeyeceğim nahide, bağışla yıl olmuş bin dokuz yüz bilmem kaç saçımın sakalımın tarihi geçmiş yüzüm benzemiyor artık kimlikteki fotoğrafıma miadı dolmuş bir plak çalıyor salonda hangi bardaktan su içsem dilime ekşi bir şarap tadı çarpıyor badanası yeni yapılmış bir evde kız olmak kolay tabi unutmak kolay davayı, kavgayı ve kargaşayı fakat izah edilmiyor her şey üstüne tütün basılmış bir yaraya beyazıt meydanı ne zamandır boş mesela arap kağıdı hala ucuz ama harmana eski ihtimamı göstermiyorlar oysa ne uzun meseledir bir çiftliyle duman olan memleket ne çetin uğraştır asgari devrimden allah gibi korkan devlet fişlenmek pahasına yumruğunu cebine sığdıramayana bağışlanmış düşük bütçeli bir mektep gibi müfredattan taşıyor aklım şimdilerde sen bana bakma
Alıntı
MİLLİYETİNİZ KUR'ÂN ve İSLÂM'A KALE OLSUN...
“Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sonra da ‘birbirinizi tanıyasınız diye’ milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız en ziyade takvâ sahibi olanınızdır. Allah ise her şeyi bilir. Her şeyden haberdârdır.” (Hucurât sûresi, 13) Mustafa Kutlu "Babam Cemil Meriç" isimli eserde diyor ki: “Biz bir hâfıza kaybına uğradığımız için, irfanî bilinç kaybı yaşadığımız için, Cumhuriyet eliti Türklüğü hâlâ rakı şişesinde arıyor. Kimi Moğollara uzanmaya çalışıyor. Oysa zoraki kimlikler tutmaz. Avrupalılar, 1600 prenslikten 30 devlete, 30 devletten tek birliğe geldiler. Biz bir devletten 30 devlet çıkardık. Şimdi bu 30’u da parçalayıp 300’e gitmeye çalışıyoruz...” Peki bu neden böyle oluyor? Yâni "milliyetçilik" Avrupa’ya böyle şifâ(!) verirken İslâm dünyasını neden zehirliyor? Bunun cevabı galiba "üst kimlik-alt kimlik" ilişkisinde saklı. Avrupalılar, milliyetçiliğin yükselişinden önce, Hristiyanlık üzerinden çok zayıf bir üst kimlik oluşturabilmişlerdi. Cahiliye kabileciliği, daha doğrusu klancılığı, faaldi. Bu yüzden milliyetçilik "ulus fikri" ile çıkıp geldiğinde onda yalancı bir şifâ buldular. Dağınıklıklarını bu çeşit "hayâlî cemaatlerle" bir nebze topladılar. Fakat iki dünya savaşının ardından ulusçuluk da yetmemeye başladı onlara. Şimdi gözlerini "Avrupa Birliği" dedikleri bütünleşmeye diktiler. Başarabilirler mi? #y:172’nin "Lemeat" isimli eserinde zikrettiği "ikiz iki dehâ" analizi öngörüyor ki: Böyle bir şey mümkün olmayacak. Çünkü özlerinde bir fay hattı var. Tastamam asla barıştırılamayacak. İşte iki dünya savaşı bu fay hattının depremleriydi.** __“Şimdi buna dikkat et: Eski Roma, Yunanın iki dehâsı vardı; bir asıldan tev'emdi. Biri hayal-âlûddu, biri maddeperestti. Su içinde yağ gibi imtizaç olamadı. Mürur-u zaman istedi,
Milliyetçilik Üzerine
Ğaffar | el-Ğaffar İsminin Anlamı EL-ĞAFFÂR: Kullarının hatalarını ve günahlarını sürekli ve tekrar tekrar, çokça affedip bağışlayan. Affetmesinin bir özelliği olarak, kulunun işlediği günahları kendisine unutturan anlamına geldiği de kaydedilmektedir. Hiç şüphe yok ki, onlarca ayet ve yüzlerce hadiste, yüce Allah’ın kullarına karşı çok merhametli ve çok bağışlayıcı olduğu hatırlatılmaktadır. Hatta bir ayette, tevbe eden kullarından az-çok, küçük-büyük, eski-yeni diye, hiçbir ayrım yapmadan her türlü günahı bağışlayacağı bildirilmekte ve şöyle buyurulmaktadır: Sayabildiğimiz kadarıyla 50 ayette yüce Allah Gafûr olduğunu açıklayıp, kullarına tevbe etmesi için fırsat verip zaman tanıyor. Bunların kimi “Rahim” yani kullarına karşı çok şefkatli ve merhametli ismiyle, kimileri “Halim”13 yani kullarına çok yumuşak davranır ismiyle, kimileri “Afüvv”14 çokça affeden ismiyle, kimisi “Şekûr”15 yani çok şükredeni bilen, iyiliğe karşılık veren ismiyle, birkaçı “Aziz”16 ismiyle, bir tanesi “Vedûd”17 itaatkar kullarını çok seven ismiyle ve kimisi de direkt olarak zikredilmektedir. Cenab-ı Hakkın, rahmeti engin ve mağfireti sonsuzdur. Affedici ve bağışlayıcıdır; yaptıklarını da başımıza kakmayan, severek yapan ve kendisine doğru yöneldiğimizde bizi şefkatli bir anne gibi kucaklayıp bağrına basan, bir adım attığımızda bize yürüyerek gelen, yürüdüğümüz zaman koşarak gelendir. Öyleyse hep beraber Ona koşup, yardımını dilemeli ve rahmetinden istifade etmeliyiz. Ğaffar | el-Ğaffar Dualar ve Zikirler El-Gaffâr isminin Ebced değeri (1281); Zikir saati Zühre, Zikir günü Cuma’dır. Cuma günü güneş doğarken ve ikindi namazı sonrası, gece okumalarında Yatsı namazına doğru ve gecenin tam yarısında okunması tavsiye edilmektedir. El Gaffar adı da Cenabı Allah’ın güzel ve yüce bir adıdır. Bu ad
Din İslam
Mirac Kandili Tebriği 2026
Euzü billâhi min eşşeytanir racim! Bismillâhirrahmanirrâhim! Elhamdulillâhi Rabbilâlemin. Vessalâtü vesselâmü alâ rasûlina Muhammedin ve alâ cemi’ul enbiyâi vel mürselîn. Ve alâ âlihî ve eshabihî ve ezvâcihî ve evlâdihî ve ehli beytihî ve etbâihî ve zürriyetihî ecmaîn. Tanzimattan bu yana niyetlerinin ne olduğunu her fırsatta dile getiren Siyonist, Haçlı İnaçsız ve putperestler Allah Teâlâ’nın bütün insanlık için gönderdiği nurların nuru, hakikat güneşi İslâmiyet’e saldırıyorlar. Başta Filistin’de, Kızıl Çin’de, Hindistan’da ve Dünyanın pek çok yerinde Müslümanlar katliama ve soykırıma uğratılıyor. Çoluk-çocuk, yaşlı-genç, sivil-askeri ayrımı gözetilmeksizin sırf Müslüman olukları için öldürülüyorlar. Hastaneler, okullar, pazarlar, aşevleri, yardım kuyrukları, göç yolları bombalanıyor, ateş açılıyor. Müslümanlar, canlı canlı yakılıyor, dozerlerle çukurlara gömülüyor. Ama başta 57 İslam ülkesi liderleri ve biz Müslümanlar hâla ‘Ebabil Kuşları’nı bekliyoruz… Bırakın doğru düzgün boykot edebilmeyi patates soğan fiyatları arttığında gösterdiğimiz tepkiyi, Müslüman kardeşlerimiz katledilirken gösteremiyoruz… Sadece gür bir şekilde Türkiye’nin sesi çıkıyor. Siyonist İsrail’in Büyük Ortadoğu haritasında bulunan Mısır, Ürdün, S. Arabistan, Körfez Ülkeleri ve diğer İslâm ülkeleri sus pus olmuşlar. Hakiki manada ‘İslâm Birliği’ kurulamıyor. Tek devlet, tek ordu, tek para sistemine geçilemiyor. İslâm halifesi seçilemiyor. Müslüman devletler sinerji oluşturup güçlerini birleştiremiyor. Var olan İslâmi teşkilatlar da doğru dürüst çalıştırılamıyor. İslâm Dünyası’nın hâli perişan mı perişan! Siyonist İsrail kana doymuyor. On binlerce Müslüman’ı öldürüyor, aç bırakıyor. 2-3 milyon insanı özvatanlarından sürgün ediyor. Bir taraftan da diğer ortadoğu İslâm ülkelerini tehdit ediyor;
Hayat ve İnsan
Reklam
Reklam