"KEMALİZM"
Avrupalılarca pek alışılmış ve pek cana yakın bir kelime haline gelen bu kelime, bizde, maalesef, lâzım geldiği kadar revaç ve sarahat iktisap edememiştir. Garp matbuatını takip edenler pek âlâ bilirler ki, Anadolu'da "Millî Mücadele" başlar başlamaz bütün medeniyet âleminde buna "Kemalist Harekâtı" adı verilmişti. Nasıl ki sonradan millî ordunun ismine "Kemalist Ordusu", Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin adına "Kemalist Hükümeti" denilmişti.
O zamanlar istiklâl mücadelesinin en hararetli taraftarları arasında bile bu tabiri beğenmeyenler, bunu, Avrupa basını tarafından Türk milletinin açtığı muazzam cidali bir şahsa münhasır göstermek suretiyle o mücadelenin genişlik ve kapsamını sınırlamak için meydana atılmış bir söz sayanlar çoktu. Hatta belki, bu adın şanlı sahibinin de bizzat bundan üzüntü duyduğu anlar vardır. Zira, "Hâkimiyet milletindir" düsturunu koyan ve her eserini millete izafede âdeta vicdanî bir zevk duyan bu asil şahsiyetin büyük idealizmi ve her idealiste has olan derin mahviyeti böyle bir ünvanı -velev başkaları tarafından olsa da- memnuniyetle kabul etmesine mânidir.
Fakat bütün Türk Milleti gibi onun da bilmesi lâzımdır ki, bugün, "Kemalizm" kelimesinin ifade ettiği mânâ bir şahsa veya bir partiye âlem olmaktan daha çok şümullü ve daha çok geniş bir mahiyet almıştır. "Kemalizm" beşeriyetin ruhunu bir şimşek gibi kateden ve ondan asırların sinesinde müebbed birer nuranî çizgi halinde kalan bazı vicdan ve fikir hareketlerinin, bazı siyasî ve felsefî mesleklerin, bazı dinî veya mezhebî akımların adı gibi olmuştur. "Kemalizm" bir hareket düsturu, bir işarettir. "Kemalizm" bir tür vatanperverliğin, bir tür inkılâpçılığın adıdır. "Kemalizm" bir prensiptir.
"Cumhuriyet Halk Fırkası" aleyhtarlarının ikide bir, bize sormaktan büyük bir