GÜN OLUR ASRA BEDEL İNCELEME
9/10
·416 syf.··
2026 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:23
Gün olur asra bedel, İlk bakışta, bozkırda yaşayan demiryolu işçisi Yedigey’in, yakın dostu Kazangap’i son yolculuğuna uğurlamasını anlatıyormuş gibi görünse de kitap ilerledikçe ve bu yolculuk ilerledikçe roman, insanlığın geçmişine, bugününe ve geleceğine uzanan geniş bir düşünce dünyasına dönüşür.Bence Aytmatov bu kitabın da birbirinden farklı konuları çok başarılı bir şekilde bir araya getirmiş. Bir yanda dostluk ve vefa, diğer yanda devlet baskısı, uzay araştırmaları, mankurt efsanesi, savaşın insanlığa maliyeti ve insanın kimliğini koruma mücadelesi gibi bir çok konuya değinerek aynı zamanda güçlü cümleler ile bizi derin düşüncelere itmektedir.. Örneğin; “Bu atın o attan üstünlüğü ne? Güzel yürür, hızlı gider, yol alır. Bu yiğidin o yiğitten üstünlüğü ne? Hem akıllı hem bilgili, erdemli.” Bu cümle, bana insanın değerinin bedeninde değil; düşüncesinde ve karakterinde olduğunu anlattı. oysa Güzel yürüyüş kusursuz vücut, hız, fiziksel güç hayvanlar için önemlidir.Kitapta Bunun gibi birçok düşünceler mevcut.
İnceleme & Yorum
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Puan vermedi·370 syf.·
2026 6. kitabı
Rahmet Yolları Kesti eseri, Kemal Tahir'in kendine has üslubuna ve onun toplumu, Anadolu insanını ne kadar iyi analiz ettiğine şahit olduğumuz, güzel eserlerinden bir tanesidir. Yazar, Çorum dolaylarında, köy hayatını ve eşkiyalığı merkeze oturtarak yaşanan olaylar doğrultusunda bir bakıma sosyolojik bir inceleme ortaya koyar. Devlet otoritesinin zayıf olduğunu, yoksulluğun, açlığın ve adaletsizliğin insanları farklı yollara sevk ettiğini, yaşam mücadelesinin ahlak ve etik değerlerin önüne geçtiğini, dini inançların yeri geldiğinde sömürü malzemesi olarak kullanıldığını, ekonomik darboğazın insanlar üzerinde oluşturduğu yozlaşmayı açıkça görebiliyoruz. Bu bakımdan eşkiya hikayesi ile bir serüven, macera romanından ziyade bir sosyolojik değerlendirme romanı okuduğumuzu söyleyebilirim. Okuyanlara zaman zaman Yaşar Kemal'in İnce Memed'ini de anımsatacaktır fakat burada oluşturulan eşkiya karakterlerinin, İnce Memed gibi halk kahramanı konumuna gelebilecek niteliklere sahip olmadıklarını da belirtelim. Kemal Tahir'in Bir dönemin Anadolu kırsalını mercek altına aldığı, cumhuriyetin ilk yıllarında insanımızın bize de ders olabilecek nitelikte yaşadıklarını okuduğumuz Rahmet Yolları Kesti eserini, ben hiç sıkılmadan ve severek okudum. Okumayı düşünenlere de iyi okumalar dilerim.
İnceleme
Rahmet Yolları KestiKemal Tahir · Ketebe Yayınevi · 20221,146 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·360 syf.·
2020 648. kitabı
İşte karşınızda edebiyat dünyamızın en orjinal, en şahsına münhasır, en eğlenceli, en kafası kırık karakterlerinden bir tanesi görev aşkıyla yanıp tutuşan, görevinin arslanı Murtaza! Çok eğlenceli, çok güzel bir kitap okudum ve bunu sizlerle paylaşmazsam olmazdı. Murtaza, mübadele döneminde Yunanistan'dan ailesiyle birlikte Çukurova'ya göç eden muhacirlerden bir tanesidir. Görev ve vatan aşkıyla yanıp tutuşan Murtaza'nın tek emeli dayısı Kolağası Hasan Bey gibi şehit olmak, vatanına hizmet etmektir. Subay olmayı başaramayan Murtaza en sonunda bekçi olarak üniformasına kavuşmuştur. Kim tutar artık onu, Allah onun bekçilik yapacağı mahalle sakinlerinin yardımcısı olsun:) Mahelle de geç saatlerde bir evin ışığının yandığını görürse hemen kapıya dayanır, ışığı kapatıp uyumalarını ister yoksa sabah dinlenmeden uyanacaklarını, dolayısıyla işlerini layıkıyla yapamayacaklarını tembihler. Ona itiraz edenlere ise Yukarda Allah, Ankara'da Devlet hem da Hükümet, burda da ben! diyerek gerekli cevabı verir:) Murtaza görev aşkıyla yanıp tutuşur, bu uğurda karısını, anasını, evlatlarını bile tanımaz. Erkek evlatlarını büyüdüklerinde şehit dayısı gibi olacakları için el üstünde tutar, kız evlatlarını ise evlattan saymaz. Görevini aksatan birini gördüğü an hemen "Görse idin kurs, alsa idin sıkı terbiye hem da disiplin amirlerinden, dolaşsa idi damarlarında şehit kolağası Hasan Bey'in kanı görevini böyle yapar mıydın?" gibilerinden uyarırır, kimseye söz hakkı vermez. Murtaza'nın bu eğlenceli hikayesini her okurun keyifle okuyacağına inanıyorum. Hele o Trakya ağzıyla konuşması okura ayrı bir lezzet sunuyor. Böyle görevine tutkun, kuralları bağlı, kendine hiçbir esneklik payı tanımayan bir adamın hayattan istediğini alamaması da hikayenin ayrı hazin konusu. Ben çok severek, eğlenerek
İnceleme
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,594 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 25. kitabı
Ana Tema: Hukuk, adalet, ölüm cezası ve insan onuru. İnceleme: Hugo, devlet eliyle meşrulaştırılan "cinayeti" yani idam cezasını bir mahkûmun son saatlerindeki psikolojik çırpınışları üzerinden eleştirir. Kitap, adaletin intikam duygusuyla değil, insanı yaşatma felsefesiyle inşa edilmesi gerektiğini savunan hukuki bir çığlıktır. Kritik Soru: Toplum, bir suçluyu öldürerek suçluluk duygusundan arınabilir mi?
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,8bin okunma
Din, Laiklik ve Tanrı Kavramına Yönelik Eleştirel Bir İnceleme
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:18
Eser, din felsefesi, siyaset felsefesi, hukuk felsefesi ve epistemoloji alanlarının kesişiminde yer alan, laiklik ve ateizm eksenli eleştirel bir dünya görüşünü savunan polemik niteliğinde bir düşünce yazısıdır. Kitabın temel amacı, tektanrılı dinlerin kutsal metinlerinde yer alan bazı hükümlerin modern hukuk, demokrasi, insan hakları ve bilimsel bilgi ile uyumsuz olduğunu ortaya koymak ve bu uyumsuzluğun dinî otoritenin kamusal ve siyasal alandaki meşruiyetini zayıflattığını göstermektir. Yazar, özellikle İslam’ın temel kaynaklarından biri olan Kur’an’da yer alan bazı hukukî düzenlemelerin tarihsel bağlamın ürünü olduğunu, bu nedenle günümüz toplumlarında evrensel ve değişmez normlar olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmektedir. Hırsızlık, zina, miras ve şahitlik gibi konularda verilen örnekler aracılığıyla, modern hukuk sistemlerinin bireysel haklar, eşitlik ilkesi ve insan onurunu esas alan yapısının kutsal metinlerdeki bazı hükümlerle çeliştiği savunulmaktadır. Metnin ikinci önemli ekseni laiklik ve demokrasi arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Yazar, laikliği yalnızca devlet ile din işlerinin ayrılması şeklinde dar bir çerçevede değil, aynı zamanda demokratik düzenin temel koşullarından biri olarak değerlendirmektedir. Bu bağlamda laiklik; düşünce özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk ve yurttaşların eşitliği gibi modern demokratik değerlerin güvencesi olarak sunulmaktadır. Kitapta, laikliğe karşı olup aynı zamanda demokrasiyi savunduğunu ileri süren yaklaşımların kendi içinde tutarsız olduğu iddia edilmekte ve bu durum siyaset felsefesi ile hukuk felsefesi açısından eleştirilmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, siyaset bilimi literatüründe laiklik ile demokrasi arasındaki ilişkinin her zaman aynı şekilde yorumlanmadığıdır. Bazı
Tanrı Var mıdır?Örsan K. Öymen · Destek Yayınları · 2018185 okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2020 648. kitabı
Şizoid Kişilik Bozukluğu: İnsan ilişkilerine ilgi eksikliği, yalıtılmış bir yaşam tarzı, yalnız yapılan eylem ve etkinlikleri tercih, içe dönüklük, duygusal soğukluk, davranış ve ilişkilerin mekanik ve tekdüze olması ile karakterize kişilik bozukluğudur. İnsanlarla yakın duygusal bağlar kurmadıkları gibi bilinç düzeyinde böyle bir bağ kurma ihtiyacı da hissetmezler. Koleksiyoncu kitap incelememe teknik bir bilgi ile başlamak istedim. Zira bu bilgiye sahip bir şekilde bu kitabı okumanın daha faydalı olacağına inanıyorum. Koleksiyoncu küçük yaşlarda ailesini kaybetmiş, akrabaları tarafından büyütülmüş, sosyal ilişkilerinde oldukça zayıf, yalnızlığı tercih eden, içine kapanık, toplumsal konulara karşı ilgisiz, bir devlet dairesinde memur olarak çalışan, hobi olarak kelebek koleksiyonu ile ilgilenen, bana göre şizoid kişilik bozukluğuna sahip(kitapta böyle bir tanımlama geçmiyor, ben koydum teşhisi:) ) bir insandır. Koleksiyoncumuz kendinden daha bilgili ve kültürlü, sanat öğrencisi olan bir kadına saplantılı bir şekilde ilgi duymaya başlar. Sürekli onu izler ve takip eder. Günün birinde beklenmedik bir şekilde aşırı derecede zengin olan koleksiyoncumuz, ıssız bir bölgede mahzenleri olan bir ev satın alır ve anormal derecede ilgi duyduğu kadını kaçırarak bu evde rehin alır. Bir bakıma koleksiyonunun son parçası bu kadındır. Spoiler vermemek için konuya daha fazla girmiyorum. Dört bölümden oluşan kitabın birinci bölümü koleksiyoncunun ağzından anlatılmaktadır. İkinci bölüm ise rehin alınan kadının günlüklerinden oluşmaktadır. Üçüncü ve dördündü bölümde bu hikayenin nasıl sonuçlandığı anlatılmaktadır ve son 20 sayfayı oluşturmaktadır. Koleksiyoncunun anlatımı ile birlikte ben kitabın Stockholm Sendromu üzerine kurulu olduğunu düşünmüştüm ki ikinci bölüme geçip kadının
İnceleme
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma