Sen kaçıksın ey insan! Kafanda bir tahta eksik! Görkemli hayaller içinde yüzüyorsun ve varolduğuna inandığın bir tanrılar dünyası, seni çağıran bir tin diyarı, sana göz kırpan bir ideali resmediyorsun. Senin bir saplantın var! Yüce olana tutunanları ve (çoğunluk bu gruba dahil olduğu için) neredeyse dünyadaki tüm insanları gerçek deli, tımarhanelik deliler olarak gördüğümü söylediğimde şaka yaptığımı ya da mecazen konuştuğumu sanma.
"Saplantı" dedikleri nedir? İnsanları egemenliği altına almış bir düşünce. Saplantılı bir fikrin farkına varıp, bu fikrin delilik raddesinde olduğunu anlayınca, ona tutsak olanı tımarhaneye kapatırsınız. Ve inancın hakikatinin şüphe edilmezliği, halkın hükümdarının sarsılmazlığı (bunu yapan hükümdara karşı suçludur), ahlak saf kalsın diye sansürün kılına dokundurtmadığı erdem, tüm bunlar "saplantı" değil mi? Örneğin, birçok gazetemizde ahlak, yasa, Hristiyanlık vb. üzerine sarf edilen aptalca ve boş laflar, saplantılı ve kaçık kişilerin zevzekliği değil midir? Bu saplantıların ve kaçıklığın rahatça hareket etmelerinin sebebi tımarhanenin sınırlarının çok geniş olmasıdır.
Böyle bir kaçığın saplantısına dokunun da görün, Sizi arkadan vuracak kadar sinsi ve haindir, çünkü bu konuda da büyük kaçıklar sözde küçük kaçıklar gibidir, sabit fikrine dokunan insanın üstüne sinsice üşüşürler. Önce silahını, sonra düşünce özgürlüğünü elinden alırlar ve tırnaklarıyla üzerine saldırırlar. Böylelikle her geçen gün çılgının korkaklığı ve intikam hırsı ortaya çıkar ve aptal halk da sevinç içinde desteğini haykırır. Delilerle aynı eve kapatılmış olmanın ne kadar tüyler ürpertici olduğunu anlamak için, zamanımızın günlük gazetelerini okumak ve dar kafalıların söylediklerine kulak kabartmak yeterlidir.
"Kardeşlerini deli diye azarlama, yoksa ... vb."