Puan vermedi·306 syf.··
Beğendi
·
2026 116. kitabı
Osmanlı engizisyonu Ali yıldırım Engizisyon (Latince: inquisitio, soruşturma, İngilizce inquisitional), Katolik Kilisesi’ne bağlı bir mahkeme sistemiydi. Adı ile sanı ile komple hıristiyan uygulaması olan bu sistem,din ve devlet adına,hatta çoğu uygulama da padişahın canını,malını koruması adına Osmanlıya da geçmiştir.araştırmacı yazar ali yıldırım Anadolu da inançsal zulmün tarihi Osmanlı engizisyonu isimli kitapta,Hurufilerin yakılması,Kızılbaş katliamları,şeyhhülislam ebu suud üzerinden kanuni dönemi kadı divanı ve engizisyona kadar vardırılan kararları,Bektaşi dergahlarının ve insanlarının imhasını,katledilen şairleri,düşüncelerinden dolayı yok edilen hafız ve müderisleri,Osmanlıda ceza sistemi,cellatların teşkilatını,işkenceleri,öldürme şekillerini,yabancıların gözünden Osmanlıyı okuyacağımız bu kitap italik yayınlarından 2013 de basılmıştır.kitap kaynak olarak Osmanlı resmi tarihçilerini,seyyah yazarları ve kitaplarını,alevi Bektaşi nefeslerini,yerli,yabancı yazarların Osmanlı hakkın da yazdıklarından yola çıkarak derlemiş.sayfa 36 da kitapla ilintilimi,değimli birden araya ulaş bardakçının kaçma planını,ulaşın Olcay özsever isimli şahısa güvenmeyip,onu ihbarcı olarak gördüğünü okuyoruz, birden devrimci kuşak birazcık bocalatsa da okuru,devrimci önderlerden ulaşı iki satır da olsa okumak,Osmanlıyı okurken ferah ferah içilen su etkisi yapıyor. Tarihteki her devlet gibi, Osmanlı da şiddeti belirli amaçlar için kullanmaktan çekinmezdi. Osmanlı kanından gelen şehzadeleri kanı kutsaldır diye boğarak öldüren ,tek damla kanı toprağa düşmesin diye titizlenen bu mahlukatlar bebek,çocuk,genç,yetişkin demeden padişah fermanı ile şeriattır denilerek öldürmekten geri durmamıştır.boğularak,kellesi alınarak ani ölümleri sebebi ile şanslıdır .kitaptan alıntı ile bir başka
Osmanlı Engizisyonu - Zulmün TarihiAli Yıldırım · Kalkedon Yayıncılık · 200850 okunma
Homo Ludens
Puan vermedi·288 syf.··
2025 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 00:00
Modern kültür tarihi kurucularından Kültür tarihçisi Johan Huizinga’nın eseri Homo Ludens’ten bahsedeceğiz. Bu kitabı ilginç yapan çok detay var, ki sanırım en önemlisi insanın varoluşunu yansıtma biçiminin oyun oynama eylemine dayanması. Diyebilirsiniz ki oyun, rahatlama için,enerji boşaltmak için hatta çocukların daha çok yaptığı bir şey olduğunu düşünüp yetişkinliğe hazırlanma, bir eğitim şekli olduğunu söyleyebilirsiniz.Veya zararlı dürtülerden kurtulmak için bir yöntem olduğunu. Ancak tüm bu hipotezler belirli bir fayda güdüyor.Ama oyun öyle bir etkiye sahiptir ki istemsizce bir bebeğe çığlık attırır,kumarbazı tutkuya boğar. Bir fayda gözeterek bunun istemsizce nasıl yapabilirsiniz? içgüdüsel dediğimizdeyse cevapsız bırakmış olursunuz sebebini. Eğer içgüdüsel ise; bu defa da nasıl fayda gözettiğini söyleyebiliriz? Huizinga der ki ‘Bir çocuk fayda gözetmeden oyun oynar,tıpkı hayvanlar gibi. yavru köpeklerin birbirlerini oyuna davet edişi,birbirlerinin kulaklarını ısırmamaya riayet edişi bir fayda bir neden gözetilmeden yapılan bir eylem olduğunu gösterir. İnsan alet yaptığı,aklını kullandığı kadar,özgürce beklentisizce oyun oynar. Ve bunu oyun oynadığını bile bile yapar.Herhangi bir mantık onu oyuna sürüklemez. İnsan mantıkdışı doğayı teyit eder oyunla.bu durum bizi salt rasyonel varlıklardan daha fazlası olduğumuzu gösterir.yani oyun oynama eylemi İrrasyoneldir. Huizingaya göre insan; dış dünyayı açıklarken Mitleri kullanır,imgeleştirme yapar,ritüeller ve ayinler ile hayata anlam katar,şiirsel bir dünya yaratır metaforlarla.Bu bir oyun eylemidir. Elbette Shakespeare’in Dünyayı bir oyun sahnesi olarak tanımladığı bir perspektiften bahsetmiyoruz. Oyunun; medeniyeti, kültürü nasıl inşa eden bir eylem olduğundan bahsediyor olacağız. Oyunun özelliklerine bakalım.
Felsefe ve Düşünce
Homo LudensJohan Huizinga · Ayrıntı Yayınları · 2021428 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·50 syf.··
2026 158. kitabı
bireyin iç dünyasındaki özgürlük tutkusu ile devlet aygıtının dayattığı yıkıcı görev bilinci arasındaki o amansız savaşı, Zweig’a has o naif ama sarsıcı psikolojik derinlikle iliklerinize kadar hissettiriyor. Savaşın anlamsızlığına karşı bir sanatçının ruhunda filizlenen pasif direniş, sadece bir firar hikayesi değil; vicdanın, sınırları ve üniformaları aşan evrensel bir çığlığına dönüşüyor. Yazar, ana karakter Ferdinand’ın yaşadığı o korkunç ikilemi anlatırken aslında her birimizi şu can yakıcı soruyla baş başa bırakıyor: Kendi ruhumuza olan borcumuz mu daha kutsaldır, yoksa bize ait olmayan bir kavganın dayattığı "mecburiyetler" mi? Zweig, her zamanki zarif ama melankolik üslubuyla, insan onurunun en büyük cephesinin insanın kendi zihni olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
1000Kitap
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2026 40. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 10:08
Kitabın en çarpıcı yönü, aileyi duygusal bir birlik olarak değil, ekonomik ilişkilerin şekillendirdiği bir yapı olarak ele almasıdır. Engels’e göre aile, özellikle de tek eşli aile, sevgi üzerinden değil; miras, mülkiyet ve soy aktarımı üzerinden şekillenmiştir. Bu bakış, alışıldık “aile kutsaldır” anlayışını doğrudan sarsar. Engels’in yaklaşımı yalnızca aileyle sınırlı değildir. Özel mülkiyetin ortaya çıkışıyla birlikte toplumsal eşitsizliklerin nasıl derinleştiğini ve bu eşitsizlikleri düzenlemek için devletin nasıl bir araç olarak ortaya çıktığını gösterir. Devlet, burada tarafsız bir yapı değil; sınıf ilişkilerini koruyan bir mekanizma olarak tanımlanır. Kitap, antropolojik ve tarihsel veriler üzerinden ilerler. Ancak bu veriler mutlak gerçekler olarak değil, bir düşünceyi destekleyen örnekler olarak kullanılır. Bu yüzden metni okurken önemli olan yalnızca verilen bilgiler değil, kurulan bakış açısıdır. Engels’in dili doğrudandır. Tartışmayı yumuşatmaz, kavramları süslemez. Bu netlik, metni güçlü kılar ama aynı zamanda okuru zorlar. Çünkü kitap, gündelik hayatta sorgulanmadan kabul edilen kurumları kökünden tartışmaya açar. Bu eser bir tarih kitabı olduğu kadar bir iddia metnidir. Engels yalnızca geçmişi açıklamaz; aynı zamanda mevcut düzenin değişebilir olduğunu ima eder. Bu yönüyle kitap, okuyucuyu pasif bırakmaz; düşünmeye zorlar.
1000Kitap
Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin KökeniFriedrich Engels · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,690 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 1. kitabı
Yassak Gardaşım Yassak! 1940 larin Adanasında geçen Bekçi Murtazanin hikayesi. Mübadele ile Balkanlar'dan gelen göçmen Murtaz, kötü niyetli olmadığı halde rahatsız eden saplatılı bir görev anlayışına sahiptir. Aklını teslim etmiş kör itaatin iyi niyetli temsilcisidir. Disiplin kural yasak söz konusu olduğunda annesine oğluna kızına bile acımaz, iş başında uyuyan kızını döver ve ölümüne sebep olur, oğlu çeyrek ekmek çaldığı için mahkemede yargılanırken, mahkemenin aksine oğlunun ceza almasını ister. İtaat ettiği üstlerinin liyakatli ve bulundukları konumu hak ettiklerini düşünür. Zenginler ve yetkililer Allah'ın sevgili kuludur ve kusursuzdur ona göre, katı disiplini astlarına ailesine fakirlere uygularken , zenginlere üstlerine karşı nefessiz şekilde put gibidir. Üstleri onu takdir etti mi, iki yanına karpuz almış köylü gibi öyle bir şişinir, hatta afferime beş tas su içer:), Disiplin ve görev herşeyin ötesinde ve kutsaldır, paraya mala mülke tamah etmez. Açlıktan ölse de kuyruğu dik tutar. "Ankara' da Devlet hem da Hükümet, yukarda Allah, burda da ben!" Bekçi olmasına rağmen kedini Allah'tan ve devletten sonra ki yetkili sanır, hırslı egolu değildir, görevini en iyi şekilde yapmaya çalışır ama bunu yaparken kantarın topuzunu fena kaçırır. İnsanlar elinde bulundurduğu gücü orantısız bir şekilde kullanırsa ne olur? Murtaza bu sorunun ete kemiğe bürünmüş cevabıdır. İyi niyetli kör itaatin zulüm ve kötülük doğurduğu, "insan kötülük düşünmeden de kötülüğe sebep olur mu" nun cevabıdır Murtaza. Murtaza ne tam salt kötü ne salt iyidir. Bazen sinirden küplere binersiniz bazen acır yanına oturup dertleşmek istersiniz. Romanda işlenen bir diğer konu muhacir-yerli çatışmasıdır. Yaban, yadırgı, muhacir olmak dışardan gelmek ağır bir psikolojidir. Yerini yurdunu kaybetmiş
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,590 okunma
Puan vermedi·568 syf.··
2025 23. kitabı
Emile Durkheim dünyanın önde gelen sosyologlarından olup hayatını sosyolojiye adayan bir düşünür ve araştırmacıdır. Din konusunda önemli çalışmaları mevcuttur. Bu çalışmalardan biri elbette ki 'Dini Hayatın İlk Biçimleri' adlı eseridir . Durkheim daha net olması için din olgusunu ilkel bazda araştırmaya karar vermiştir . Ona göre din olgusu zamanımızda farklı kültürlerden etkilenip biçimlendiği için ilk verilere ulaşmak hem zor hem de yanıltıcı olabilir . Bu yüzden dünyanın geri kalanından daha izole olan Avusturalya kabile dinleri üzerinde çalışma yapmıştır bu eserinde. Eserde din olgusunun kökeni,özünü ve toplumlar üzerindeki etkilerini araştırmıştır. Durkheim'e göre din toplumun bir işlevidir aynı zamanda . Hatta bu işlevi tanrısallıkla dahi ilişkilendirmiştir. Kutsal ve profan terimlerini sık sık göreceksiniz bu eserde. Ona göre dinin temelinde bu iki olgunun kesin ayrımı sözkonusudur. Profan, dünyevi ya da seküler anlama gelmektedir. Ayrıca faydacı ve sıradan şeyleri de kastetmektedir. Kutsal ise isminden de anlaşılacağı gibi uluhiyetle ilintilidir. İnaçlar,totemler,saygı duyulan,iyileştiren gibi bir sürü özelliği kutsal kavramı altında incelemeye koyulmuştur. Kitapta ele alınan kavramlardan biri de totem'dir. Bu totemler bir hayvan,bitki hatta ve hatta nesne olabilir. Aslına bakarsak İslam öncesi toplumlardaki putlar da birer totemdir. Bu totemler klan üyelerine göre kutsaldır. Dolayısıyla hayatlarının önemli bir yerinde bulunur. Durkheim'e göre totemler kutsallaşmış toplumun kendisidir aynı zamanda. Toplum bu sayede gücünü ortaya koymuş olur . Ve bu gücünü totemlerle temsil eder. Arkeolojik verilerde boğa figürünün sık sık kullanılması buna örnek teşkil etmektedir kanaatimce. Durkheim'e göre dinin temel işlevi inançlar ve ritüeller aracılığıyla toplumsal
Sosyoloji
Dini Hayatın İlk BiçimleriEmile Durkheim · Ataç Yayınları · 2019153 okunma