Dönem boyunca kullar, pâdişah ve devlet otoritesine karşı hareketlerini meşrû, halkça kabul edilebilir göstermek için bütün ayaklanma ve isteklerinde, ulemâ ve şeyhlerin onayını almak zorunda olacaklardır. Şimdi yeniçeri ve ulemâ birlikte, "Sultan Mustafa'nın aklında hiffet vardır, devlet işlerini göremez" diye harekete geçmişlerdi. Padişahın verdiği emirler, aslında, reîsülküttâb Hamza Efendi'nin saraya verdiği Sanevber adlı câriyenin eseridir, diyorlardı. Mustafa'ya, adın nedir, kimin oğlusun, bugün nedir, sorularını sordular. Vâlidesi, halleri ortada diye karşı çıkmadı. Mustafa'nın devlet işlerini göremeyeceği, akılca zayıflığı üzerinde kuşku yoktu; Kafes'te korkunç mahpusluk, Osmanlı hânedânını fiilen ortadan kaldırmıştı; devlet bundan sonra gerçekte, vâlide sultanların, yeniçeri ocak ağalarının ve sonunda Köprülüler gibi mutlak iktidar sahibi vezirlerin idaresi altına girecektir.