Düşünen bir insan için dinlemek ve söylemekten daha keyifli bir şey olabilir mi?
Sayfa 43 - Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
“Filozoflar devletlerin başına geçmedikçe ya da bugün krallar ve yöneticiler gerçekten felsefe ile uğraşmadıkça, yani güç ile bilgelik aynı insanda birleşmedikçe, şehirlerin ve insanlığın dertleri sona ermeyecektir.”
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Doğrusu Kephalos, yaşını başını almış adamlarla sohbet etmeyi severim, dedim; neden dersen, bizim de belki geçeceğimiz yoldan çoktan geçmiş onlar. Onlardan öğrenebiliriz bu yolun nasıl olduğunu: İnişli çıkışlı mı, düzayak ve rahat mı?”
Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Biricik ve Mülkiyeti, sabitfikirlerin ve metafizik dogmaların atış poligonudur. Tanrı ya da devlet, ahlak ya da adalet, özgürlük ya da hak; hiçbir idealin, hiçbir nedenin, hiçbir kavramın benim gerçek, yaşayan bir varlık olduğumu görmezden gelmesine izin verilmemelidir. Stirner'in hilesi, belirli fikirlerin, ilişkilerin ve kurumların onları üretenlerden nasıl ayrıldığını ve bireylerin kendileri kadar gerçekliğe sahip sabit ve donmuş özerk alanlar olarak yanlış tanındığını göstermektir." Kısacası Stirner, öznelerin nasıl kendi yaratımları -düşünceler, idealler, değerler, amaçlar ya da hedefler tarafından tahakküm altına alındığını anlatır. Bu süreçte, kendimizi belirleme gücümüzü kaybederiz ve ideal benliklerimiz olarak ortaya konan sözde gerçekliğin sadece yansımaları hâline geliriz ki bu da aslında her zaman siyasi, ekonomik, dinî veya sosyal olsun, başka bir amaca hizmet eder. Stirner'in görevi bu nedenle a) eleştireldir – bize hükmeden toplumun baskın fikirlerini ortaya çıkarmak ve eleştirmek, b) pratiktir – kendi üretimlerimizi kendi mülkümüz olarak yeniden sahiplenmemiz için bizi güçlendirmek ve c) felsefidir - özne, kavram ve nesne arasındaki boşlukları, inkâr edilmemesi veya bastırılmaması gereken, ancak olduğumuz şeyin olumsuz çekirdeği olarak özgürleştirilen kimliksizlik anlarını vurgulamak - biricik, yaratıcı hiçlikler.
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Stirner'in bakış açısından dinsel fikirlerin içeriği bağlamında özellikle ne düşünüldüğü değil nasıl düşünüldüğü önemlidir. Bu nedenle dinî düşünceyi, Tanrı'yı düşünmek değil dini düşünmek olarak değerlendirir. Tanrı'nın yerine başka bir şey ikame edildiğinde bile aynı düşünme kipi işlemeyi sürdürmektedir. Tanrı'nın yerine örneğin "insanın özü", "devlet", "parti", "vatan", "ırk", "sınıf", "toplum" gibi her ne konulursa konulsun Stirner'e göre bunların hepsi bireyin benliğinden daha üstün bir konuma yerleştirilmektedir. Stirner'in saldırısı her durumda bu hiyerarşik yapıya karşıdır. Mutlak olanın yerleştirildiği konum, bir hayalete teslim edilmekte, yüce bir ideale verilen bu yerle insan ikinci plana itilmektedir. İnsanın değerini ontolojik olarak azaltan bu düşünce biçimine karşı çıkan Stirner, insanın yeniden özneleştirildiği bir düşüncenin peşine düşer. Birey, karşısında şeyleştirildiği nesneden artık kurtarılmalıdır. Siyasi liberalizmde, sosyalizmde ve özellikle hümanizmde aynı düşünsel kalıplaşmanın izini süren Stirner, kendi özü yerine başka bir şeyi varlığının önüne koyan insanı mahkemeye çıkarır ve kendini gerçekleştirme ihtimalini kaybetmiş insanı masaya yatırır.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
“Filozoflar devletlerin başına geçmedikçe ya da bugün krallar ve yöneticiler gerçekten felsefe ile uğraşmadıkça, yani güç ile bilgelik aynı insanda birleşmedikçe, şehirlerin ve insanlığın dertleri sona ermeyecektir.”