Bu Ülke kitap tahlili
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 08:13
Kitap beş bölümden oluşur. İlk bölümün başlığı “Sihâm-ı Kazâ (Kaza Okları)”dır. Tevrat’ta Babil’in anlatıldığı kısımdan alıntıyla başlayan bu bölümde ve “Biz ve Onlar” başlıklı ikinci bölümdeki yazılar ağırlıklı olarak Batı’ya ve Batılılaşmaya ilişkin eleştirilerden oluşur. Söz gelimi siyasetteki “sağ” ve “sol” eğilimlerin Batı’daki çıkış noktası anlatılarak Türkiye’deki yansımalarına değinilir. Sağ, Avrupa’da kötülenirken ve yakın tarihin “günah tekesi” haline getirilirken, Türkiye’de ise mukaddesatçılığın bayrağı haline getirilir. Türkiye’den başka da elinden tutanı kalmamıştır. Hâlbuki Hristiyan Avrupa’nın bu habis kelimelerinden kurtulmak gerekir. Kendi gerçeği kendi kelimeleriyle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur. Cemil Meriç ilk bölümdeki yazılarında dil meselesini öne çıkarır. Çünkü kelâm bütünüyle haysiyettir. Kamûs (sözlük), bir milletin hafızasıdır. Türk yazarı dil sürekli değiştiği için talihsizdir. Bu dile eklenen “izm”ler de Türk milletinin idrakine giydirilen Avrupalı deli gömlekleridir. İdeolojiler siyaset dünyasının haritalardır. Ancak tehlikeli bir yolculukta pusulaya da ihtiyaç vardır ve bu pusula da şuurdur. Tarih, millet, kişilik şuuru. İdeolojinin peşine takılanlar ise pusulasızdır. Türkiye’nin kaderini aydınlığa taşımak için tüm ideolojilere kapıyı açmak hepsini tanımak ve tartışmak gerekiyor. Bu sebeple de düşünceye sonsuz bir hürriyet verilmelidir. Bugün Türk aydınının sıkça tekrarladığı şikâyet; bu ülkede yaşanmayacağıdır. Çünkü Türkiye’nin insanından şikâyetçiler, yani kendilerinden. Türk aydını Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi. Kaçanlar ne Türk ne de aydındır. Çünkü mazisindeki ihtişamdan utanmaya başlamış, utandıkça da unutur olmuştur. Bu sebeple “Ben Avrupalı’yım”, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.” demeye
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Din Bu 2
8/10
·414 syf.··
Beğendi
·
2023 57. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2023 17:22
Kitabın incelemesine başlamadan daha evvel bir yerde okuduğum kısa bir yazı ile başlamak isterim! Din Nedir? Din insanın beynine, aklına,  düşüncelerine sorgulamalarına, gerçeklere kendi istek ve iradesi ile içten kaleler örmesidir. Kendisi istemedikçe o kaleleri yıkamazsınız! O kalenin anahtarı kendisindedir ve sadece içeriden açılır. O anahtar akıldır, okumaktır, düşünmektir, sorgulamaktır, araştırmaktır. Ikinci bir husus ise 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Otelindeki katliamda 33 Aydın ve Sanatçımız ile 4 otel çalışanı toplam 37 kişinin yakılarak katledilmesinden sonra Edebiyatımızın devi Aziz Nesin'ni itfaiye merdivenlerinden indiren Lütfi Kaleli'nin bir açıklaması belleğimde canlandı. Şöyle bir açıklama yamıştı Lütfi Kaleli YOBAZ FAŞİST'TEN TEHLİKELİDİR! Bir kavga veya bir mücadele anında bir faşist ve bir yobaz ile karşılaşırsanız faşist'ten korkmayın faşist zoru görünce kaçar. Yobaz ise ölsede Allah yolunda savaştığına, öldürülse de, Allah yolunda öleceğine inandığı yada inandırıldığı için ya sizi öldürene kadar, yada size kendini öldürtene kadar sizinle savaşır. Çünkü onun inancına göre ölsede, öldürülse de her iki durumda da, cennet garantidir... Kitap ayetlerle, hadislerle bir çok konuya detaylı değinmekte okura farklı bakış açısı ile bakmamıza ve ufkumuzu açmaya vesile olmaktadır. Elbetteki din konusu ülkemizde çok hassas bir konu olmakla birlikte istismar edilmeye carpıtılmaya en müsait konu olma özelliğini sürdürmektedir, Akıl gözlüğünü çıkarıp, iman gözlüğü ile olaylara bakan her birey her duyduğuna inanan her söylenini gerçek sanan akli sorgulamaktan uzaklaştığını günümüzde gözlemlemekteyiz. Kitaptan bir kaç alıntı... İki Yol İki yolu var: - Bilim yolu. - Bilim dışı yol. Birincisinde gözlem var, deney var, değerlendirme var, nesnel gerçekler var,
Araştırma - İnceleme& Din
Din Bu-2: Hz.MuhammedTuran Dursun · Kaynak Yayıncılık · 2006986 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·671 syf.··
2022 14. kitabı
neredeyse tamamı ilk kitaptan altını çizdiklerimi word'e geçirmiştim. dağınık düzensiz karman çorman bir şekilde atıyorum buraya da. mezopotamyalılar kanallar inşa ederek tarımı ve düzenli çalışmayı hayatlarına yerleştirmiş, bu da tarihin ilk otoriter monarşilerinin kurulmasını sağlamıştır. kanallar kurulduğu için tarım, mevsimlik yağışların akıbetine bırakılmadı. yerleşik düzen ve çalışma hayatı, yönetim teknikleriyle birlikte bürokrasiyi ve siyasal bağlılığı doğurmuştur. kanal sisteminin olmadığı ya da gelişmediği bölgelerde güçlü kent devletler görülmüyordu. civardaki göçebe toplulukların bu zengin devlete karşı yağma girişimleri de düzenli ordu ihtiyacını doğurmuş ve bu da siyasi otoritenin güçlenmesine katkı sağlamıştır. ancak mezopotamya coğrafyası gereği, sınırların belirsizliği söz konusuydu. bu da siyasal istikrarsızlığa ve bölgenin çeşitli kent devletlere bölünmesine neden oluyordu. mısır’da ise nil akarsuyunu çevreleyen çöl bölgesi saldırılardan korunmasını sağlıyordu. bu sayede siyasal birlik sürdürmek daha kolaydı. mezopotamya’da ticarete dayalı bir tarım gelişmemiştir. ticari amaçla gerçekleşen tarımsal üretim daha sonra grek yarımadasında ve batı anadolu’da başlayacak ve yeni bir uygarlığın temeli atılacaktı. ortadoğu’nun üstünlük çağında yerleşik yaşama geçilmesiyle birlikte ilk kez buğday yetiştirilmiş, metalurji öğrenilmiş; takvim, çivi yazısı, rakam sistemi, ağırlık ve uzunluk ölçüleri icat edilmiştir. anadolu’da ise parşömen üzerine yazı yazılmış, gümüş ve altın para kullanılmıştır. modern bilim, eski adıyla iyonya olan izmir çevresinde doğmuştur. otoriter bir güç olmaması özgür düşünceyi mümkün kılmıştır. siyasal güç tüccarların eline geçmiş ve onlar da zenginliklerinin kaynağı olan teknolojiye daha çok yatırım yapmıştı. farklı uygarlık
Tarih ve Siyaset
Siyasi Tarih: 1918-1994Oral Sander · İmge Kitabevi Yayınları · 2023927 okunma
İnanç Konularını Yeniden Düşünmeye Çağrı
10/10
·410 syf.·
2022 4. kitabı
İbrahim Sarmış'ın okurken üzerinde çok emek verdiğini anladığım değerli eseri "Rivayetler ve Yorumlarla Akaid Oluşturmak ve Kabir Azabı" eseri, kabir azabı, ruh meselesi, ahiret hayatının aşamaları, cennet ve cehennemin neliği, cehennemin ebediliği ve sırat köprüsü konuları üzerinde yoğunlaşıyor. Değerli Yazar, araştırmalar ve Kuran'dan delillerle iddialarını net ve geniş bir şekilde ortaya koyuyor. BİRİNCİ BÖLÜM - "RİVAYETLER VE YORUMLARLA AKAİD OLUŞTURMAK SAĞLIKLI BİR YÖNTEM MİDİR?" (s. 7-93) Söz konusu kitap, 7 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm "Rivayetler ve Yorumlarla Akaid Oluşturmak Sağlıklı Bir Yöntem midir?" başlığını taşımakta ve ahad rivayetlerin itikadî konularda delil olup olmayacağı konusu üzerinde birçok rivayetten örnekler vererek açıklamalar yapmakta, kabir azabı inancının oluşum sürecini belirtmekte ve berzah ve kabir kelimelerinin anlamları üzerinde durmaktadır. Sarmış, burada en başta Hadis ve Sünnet'i birbirinden ayırmakta, birçok konuda herhangi bir rivayet eleştirildiğinde eleştirilen şeyin sadece bir aktarım olduğunu, sünnetin eleştirilmediğinin anlaşılması gerektiğini özellikle vurguluyor. Rivayetleri toptan ret veya toptan kabul gibi bir prensibi olmadığını, incelemeye tabi tutulduktan sonra bunların kabulü veya reddi gerektiğinin üzerinde duruyor. Herhangi bir kitapta geçti diye onun doğru olması gerekmediğini de ekliyor. İbrahim Hoca, açıklamalarının devamında dinin temel kaynağının Kuran olduğunu, herhangi bir dini konuda en başta Kuran'a bakılması gerektiğini belirtiyor. Dini bir konuda Kuran'ın ne dediğine bakılmadan kelam, tefsir, hadis, siyer, tarih gibi ilimlere bakılırsa burada ciddi bir problem var demektir. Çünkü bunların her birinde ulemanın ne dediği elbette önemli olmakla beraber, bunların fikri serdeden kişinin galip
Din
Akaid Oluşturmak ve Kabir Azabıİbrahim Sarmış · Düşün Yayıncılık · 20129 okunma