Kadın sustu. Halbuki böyle planlamamıştı. Dökecekti içinde ne varsa ne yoksa. Bağıracaktı ona, hatta belki vururdu. Ama susmayacaktı. Tam ağzını açacakken birden ne fark eder diye düşündü. Yine aynı konuşmalar tekrarlanacak , yine aynı sözler verilecek , ama verilen tüm sözler bu kez kalbe bile ulaşamadan tuzla buz olacaktı. Aynı yollardan kaç kere geçmişti bu yürek, ayağınin değdiği her taşa takılıp kapaklanmışti yere ama umutla kalkıp devam etmişti yoluna. Ta ki kalkip devam etmeye değecek bir umudu olmayana dek . İşte bu yorgunluğun belki de bıkmışlığın ayın on ikisi saatin 21.52 sine denk geleceği onun daha henüz dünyaya gelmediği zamanlarda kaderine işlenmişti. Kafasını kaldırdı. Adamın gözlerinin içine baktı, sanki onu hiç tanımamış gibi ve arkasını dönüp sonsuzluğa ilerledi.
-ROSA