8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:50
Ne yaparsan yap ne yaşarsan yaşa pişman öleceksin hewal adlı bu kitabımızda acaba yaşantım şöyle olsaydı böyle olsaydı konusuyla bazı şeylerin farkına vardırmayı amaçlıyor yalan yok okumayı düşünmüyordum bu kitabı hem piyasada fazla abartılmış olarak gösteriliyor olmasından hemde milenyum sonrası yazılmış romanlara karşı olan önyargımdan dolayı ama bu kitabı gayet beğendim ve yargımı kıracak bir devrimci olmuş oldu ama joe gey olmayaydı iyiydi ayrıca bu kitap hayatınızı veya yaşamınızı hor görenlere “abi valla diğer yaşamlarımı da gördüm en makbulü bu inan bana” demenizi sağlayacak bir sav veriyor karşınızdaki sizi deli olarak görmezse bu iyi bir karşılık olabilir başka bir evrende .Özetle konusuyla diliyle ,üslubuyla beğendiğim Herkese tavsiye edebileceğim bir kitaptı iyi okumalar.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,5bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 328. kitabı
Jack London, Demir Ökçe (The Iron Heel) adlı bu öncü ve sarsıcı distopik romanında, Amerika Birleşik Devletleri'nde oligarşik bir yönetimin –yani Demir Ökçe'nin– iktidara gelişini, işçi sınıfının ezilişini ve bu baskıcı rejime karşı başlatılan büyük devrimci direnişi konu alır. Yazar; sosyalist lider Ernest Everhard’ın mücadelesini eşi Avis Everhard'ın gözünden ve yüzyıllar sonra bulunan gizli bir el yazması üzerinden anlatırken; kapitalizmin acımasızlığını, faşizmin ayak seslerini, sınıf çatışmalarını ve oligarşinin gücü elinde tutmak için başvuracağı kanlı yöntemleri, erken dönemin en güçlü politik, vizyoner, sürükleyici ve ideolojik dillerinden biriyle işler.
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 128. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Murat Uyurkulak kaleminden Tol kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 328 sayfalık bir kitap •Her şey İstanbul’dan Diyarbakır’a doğru yol alan bir tren kompartımanında geçiyor. Trende iki adam var. Biri, yayınevinde musahhih olarak çalışan, hayata dair hiçbir rotası, kalıbı kalmamış olan Yusuf. Yusuf dünyayı sol gözündeki bir kusur yüzünden iki parçalı görüyor ve daha çocukken askeri darbenin gölgesinde büyümüş. Annesini erkenden kaybetmiş, babasını ise hiç tanımamış. Diğeri ise trende ona eşlik eden, alkolik ama bilge bir Şair. Şair yolculuk boyunca Yusuf'a öyle küçük hikayeler anlatıyor ki, Yusuf o öykülerin satır aralarında kendi babasının devrimci geçmişini ve babadan oğula devreden o öfkeli laneti keşfetmeye başlıyor. •Ülkenin yakın tarihi ve sarsıcı bir intikam öyküsüyle yenilmiş, hayal kırıklığına uğramış, tutunamamış, hırpalanmış ve eleştiriye açık insanların acıyla ve ölümle baş etme çabasını okuyoruz. •Yazarın kalemiyle tanışma kitabım. Dili fazlasıyla sert, bol argolu. Zaman ve mekan geçişleri hızlı. Tol Kürtçede intikam demekmiş. Kitabı T, O ve L harflerinden oluşan üç bölümde okuyoruz. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
TolMurat Uyurkulak · İnkılap Yayınevi · 20172,470 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 171. kitabı
"KAPI" "Hayal edebildiğiniz her şey gerçektir." Pablo Picasso'nun bu çarpıcı sözü, ilk duyulduğunda kulağa bir şairin abartısı gibi gelebilir oysa, insanlık tarihinin en derin gerçeklerinden birini özetliyor: Hayal gücü, gerçekliğin öncüsüdür. Düşünelim: Uçan bir makine hayal edilmeden önce gökyüzünde yalnızca kuşlar vardı. Ay'a ayak basmak hayal edilmeden önce insanlık yeryüzüne zincirlenmişti. Kablosuz iletişim, tıp alanındaki mucizeler, sanat eserleri, devrimci fikirler... Hepsi önce bir zihinde canlandı, sonra gerçek oldu. Hayal etmek, bir çocuğun bulutlara şekiller vermesi gibi masum bir eğlenceden çok daha fazlasıdır. Hayal gücü, insanın sınırlarını zorlayan, olanı olduğu gibi kabul etmeyip "ya şöyle olsaydı" diye soran cesur bir eylemdir. Gerçekliği dönüştüren her adım, önce zihinde atılmıştır. İlk bakışta sade bir derviş hikâyesi gibi görünse de, satır aralarında insanın kendi iç dünyasına yaptığı uzun ve meşakkatli yolculuğu anlatan manevi bir arayış romanı. Kitabın tanıtımında yer alan “İki hayatı da deneyen bir derviş, derviş olduğunun da farkında değil” ifadesi, aslında romanın temel meselesini özetliyor: İnsan, hakikati ararken çoğu zaman sahip olduğu değerin farkında değildir. Bazı eserler olaylarıyla, bazıları karakterleriyle etkiler insanı. Bazıları ise biz, okurların kalbine sessizce dokunur ve uzun süre zihnimizde yaşamaya devam eder. Kitabın merkezinde yer alan karakterler, alışılmış kahramanlardan oldukça farklı. O ne kusursuz bir bilge ne de olağanüstü özelliklere sahip biri. Tam aksine, eksikleriyle, tereddütleriyle ve insani yönleriyle karşımıza çıkıyor. Karakterin yaşadığı sorgulamalarda kendimizden izler bulabiliyoruz. Karakterlerin düştüğü çıkmazlar, verdiği mücadeleler ve içsel çatışmaları, aslında insan olmanın ortak deneyimlerini temsil
Edebiyat
KapıUmut Değirmen · Otağ Yayınları · 20251 okunma
Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·393 syf.··
2026 19. kitabı
Eser kahraman bakış açısıyla yazılmıştır, Piraye hikayeyi bizzat anlatır. Akıcı ve kolay okunan bir eserdi. Bu açıdan kitapçıların "çıtır roman" dedikleri kategoriye girer diye düşünüyorum. Piraye konservatuvarda tiyatro bölümü istese de diş hekimi babası buna izin vermez ve üniversitede o da diş hekimliği okur. Babası çok okuyan, entelektüel bir aydındır. Nazım Hikmet'in sevgilisi Hatice Piraye'den esinlenerek ablasının adını Hatice, onun adını da Piraye koymuştur. Piraye'ye göre onun içindeki edebiyat tohumlarının temelini bu olay atmıştır. Babası sol temayüllü bir adamdır ve Piraye de doğal olarak bu temayülle büyür. Diş hekimliği fakültesine başlar, Esin isimli kolej arkadaşı da aynı fakültede okumaktadır. O biraz daha hoppa ama eğlenceli bir kızdır. Arif isimli oldukça yakışıklı bir sınıf arkadaşları vardır. Bir gün derse geç kalan Arif'e not verme vesilesiyle Piraye ve Arif tanışırlar. Vakit geçirdikçe ortak noktalarının fazla olduğunu, ikisinin de şiir sevdiğini görürler. Birbirlerine şiir kitapları hediye ederler. Arif devrimci şiirlerin yanına sevgi şiirleri de sıkıştırmaya başlar. Birbirleriyle şiirleşmeye başlarlar. Yaz tatili gelip çatar ve ismini koymadıkları sıcak bir ilişkileri vardır. Piraye yazı bu sebepten biraz huysuz geçirir. Annesinin onun şiirleri sakladığı kutuyu bulmasıyla da aralarında komünist olduğu gerekçesiyle bir gerilim yaşanır. Çünkü bu en başta eğitim hayatı için problemdir. Ayrıca Arif'in memur çocuğu olması ve maddi durumunun iyi olmaması da başka bir sorundur. Her ne kadar Piraye o ana kadar bu ilişkiye kendini çok yakın hissetmese de çocuğu ve durumunu sahiplenir. Annesi durumu babasına da şikayet eder ancak babası ılımlı ve sevecen yaklaşır. Arif ailesine kızdan bahseder ve tanıştırmak ister ancak Piraye resmiyete Arif
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
Bir Ömrün Direnişle Yazılan Hikâyesi
10/10
·184 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:07
"Benim değil bu hikâye, bir başkasının hayatını anlatıyor.  (...) 1976 Haziranı'nda Paris'te, metroda tesadüfen çıktı karşıma. "İşte o!" diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Görür görmez tanımıştım." Evet, Amin Maalouf'un hikâyesi değildi bu; bir tarih kitabının sayfalarında yer alan, bütün ufku dolduran bir posta vapurunun altında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kadim Topraklar'dan Direniş saflarına savaşmaya giden ve dönüşte de kahraman gibi karşılandığı yazan bir görselin içerisindeydi İsyan. İlk karşılaşma metro istasyonunda gerçekleşmişti. Ve onun sorduğu tek soru şuydu: "Bir sokak arıyorum. Bu civarda olmalı. Adı Hubert Hughes." İsyan'ı takip etme merakına yenilmişti anlatıcı. Aradığı sokağa kadar eşlik etme fikrine sadık kaldı. Kafasına takılan o tuhaf soruyu sordu adama: "Kaç numarayı arıyorsunuz?" Adamın vermiş olduğu yanıt içini daha da büyük bir merakla kapladı. Hayır, belirli bir numarayı aramıyordu, sadece sokağı görmeye gelmişti.             Hubert-Huges Sokağı                      Direnişçi                    1919-1944 Sıradan bir insan baktığında bu sokak adı hiçbir şey ifade etmiyor olabilir ancak onun için maziyi simgeliyordu. Paris'te direnişçilerin adını taşıyan otuz dokuz sokağı keşfe çıkmıştı. Fakat bu gezi için yalnızca dört günü vardı. Neden dört gün? Çünkü dört günün sonunda geleceğinin yönünü belirleyecek bir olay meydana gelecek... Yıllardır sessiz kalma mecburiyetinde bulunmuş İsyan Kitabdar, ilk kez derdini anlatmak için birine teslim oluyordu. Devrimci bir babanın tıp fakültesinde okuyan oğlu da tıpkı babası gibi direnişçi olmayı tercih etmişti. 6 Nisan 1909. O gün ne mi olmuştu? "Benim doğmama neden olan bir kıyamet." Adana'da ayaklanmalar başlamıştı. Ermeni mahalleleri yakılıp talan hale getirilmişti. Yıllar
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma