Kapitalizmin buharlaşması sonucu yutan küresel çete dünya da tekno dijital oligarşi düzeni kurarak her devleti buna uygun yönetimler ile uyumlu birer oligark hanedana dönüştürmek istiyorlar.
Batı tarafından da olmak ile doğu da Rusya Çin tarafında olmak arasında bir fark olmayacak şekilde başka bir seçenek olmasın diye her ulus bu zorbalığa seçeneksiz bir şekilde dayatmaya maruz kalacak.
Anadolu da kırılma bu aşamada olacak. Tekno dijital oligarşi ekonomisini dayatmaya kalktıkları anda Anadolu merkezli devrim tüm ulusları harekete geçirecek.
Buharlaşma sonrası sular durulacak alacaklı alacağını alamayacak, borçlu borcunu ödeyemeyecek, her ulus kendi öz vatanının doğal kaynakları ile yeniden devrimle düzenler kurarak ulusal teknoloji sistemleri tek merkezli bir tekno dijital soyguna karşı devrime dönüşecek.
Adamın biri çıplak kolları ile giyotinin üstüne çıktı ve avucunu üç kez kan pıhtıları ile doldurarak, bunları uzaklara, kalabalığın üstüne fırlattı ve şöyle bağırdı: "Bu kan başlarımızın üzerine düşsün!" Devrimler böyle korkunç tohumlar eker. Ve üzerinden yarım yüzyıl sonra, korkuya kapılmış kuşaklar ekilen bu korkunç şeyleri biçer.
Tarih boyunca bütün devrimler "kanlı" olmuştur. Ama insanlık tarihinin rastladığı en "köklü" en "cüretli" devrimlerden birisi olan Kemalist Devrim, inanılmayacak ölçüde az kan dökülerek gerçekleştirilmiştir. Bunun iki nedeni olduğunu söyleyebiliriz: Birinci neden, Mustafa Kemal'in -hemen tüm umutların tükenmiş olduğu bir noktada- ulusal bağımsızlığı sağlarken kazandığı "büyük" saygınlıktır. İkinci neden ise; demokratik, iyimser, doğruların anlatılarak insanların kazanılabileceğine inanan bir düşünce yapısına sahip olmasıdır.
Halbuki devrimler büyük siyasal, ekonomik, kültürel değişimler meydana getirirler ve oluşum süreçleri de buna uygun olarak tüm toplumsal ekonomik ve siyasal süreçlerle yakından ilgilidir. Dolayısı ile İran İslam Devrimi incelenirken bütün bu farklı yaşam alanlarının dikkatli biçimde ve birbirleriyle uyum içerisinde ele alınması gerekmektedir.
Sosyal olaylar asla tek boyutlu olarak meydana gelmezler ve onların anlaşılması da tek veya birkaç boyut üzerinden olamaz.