İnsan Kalma Savaşı
9/10
·296 syf.··
2026 9. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 13:54
Mustafa Merter ’in Hekaton'la Son Tango eseri, modern dünyanın ışıltılı sahnelerinde fıtratın sessizce can verişine tutulan bir matem ve aynı zamanda küllerinden doğuşu müjdeleyen bir diriliş muştusudur. Kreatif Kültür Sanat Topluluğu olarak, insanı kendi kalbine yabancılaştıran bu "büyük bükülmeyi" yazarın dehasıyla; Teşhis, Teşrih ve Tedavi duraklarında bir gönül süzgecinden geçirdik. Teşhis: Karanlığın İtirafları Gökkuşağının masum renklerine saklanmış hınzırca niyetlerin, cebimizdeki cam ekranlardan sızan sekiz saatlik dijital uyuşmaların ve laboratuvar tüplerine sığmadığı için hor görülen manevi kalbimizin yasını tutarak başlıyoruz. Merter’in "Teşhis"i nettir: İnsanlık, Matt Walsh’un o meşhur "Kadın nedir?" sorusuna cevap veremeyecek kadar ağır bir "idrak tutulması" yaşamaktadır. Matrix dünyasının arka plan hâkimi olan Deccalî cazibe, bizi sadece birer tüketiciye değil, celladına âşık birer kurbana dönüştürmüştür. Artık savaş cephelerde değil; bir "kadın" ve "erkek" tanımının, yani ilahi birer ayet olan fıtri kimliğimizin un ufak edildiği zihin dehlizlerinde verilmektedir. Tanımların bittiği yerde başlayan bu kaos, yuvadaki yavrularımızın safiyetini bile ezip geçecek kadar acımasız bir "insanlığı yeniden yapılandırma" hamlesidir. Teşrih (Ameliyat): Hakikatin Neşteri Teşhisin soğuk gerçeğiyle yüzleştikten sonra, yazar bizi hakikatin ameliyat masasına davet eder. Burada "Teşrih", bilimsel materyalizmin ruhsuz neşterini elinden alıp, yerine kadim hikmetin nurunu koymaktır. Hekaton’un hakikati bükme operasyonu, profesyonel bir cerrah titizliğiyle deşifre edilir. Görüyoruz ki; barolardan medyaya, sosyal medya gurularından satın alınmış köşe yazılarına kadar her şey, bir "nakış" gibi zihinlerimizi bu büyük kopuşa hazırlamak için
Kreatif Kurgu Dışı Eserler
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,222 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 19:12
Hatice annemiz.. Ne güçlü bir kadın. Nasıl dirayetli , nasıl hamiyet , nasıl diğerkam , nasıl metin , nasıl aşık ? Bu nasılların sonu gelmeyecek methiyelere layık. Yiğit ve cevad. O yetimlerin annesi , garip gurubanın himayederi, o canlar canının yoldaşı , sevdiği , ilk destekçisi.O Haticetü’l Kübra.. Kitap öyle sürükleyici ve bilgileri henüz dalından koparıp yediğin bir yemiş gibi taze ve sade sunmuşki 352 sayfayı nasıl okuduğunuzu bilemiyorsunuz. Dup duru ve öylesine bir akıcı dili var. Emeği geçen başta yazarı Sibel hanım olmak üzere herkese teşekkür ederiz. Bu kitabı okuduğum zaman zarfında bir genç müslüman hanım olarak hayatın zorluklarında iş , şahsi ve sosyal hayatta bir Müslüman kadın nasıl olmalıdır cevabını aldım. Mücadeleci , cömert , yardım sever , eşi ve ailesine düşkün ve nice güzel meziyet Hatice annemizde toplanmış. Allah ondan razı olsun. Sibel Eraslan Çöl / Deniz
Çöl / DenizSibel Eraslan · Timaş Yayınları · 20091,928 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·210 syf.··
2025 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 15:36
İlk kez bir kitabı okurken ağladım, yazarın bahsettiği yaşamak bu muydu..? Yaşamak, hayatı olduğu gibi kucaklamak… Bir anda acı dolu hayatların ortasında buldum kendimi; uç hayatlar yaşamanın sonu pek acı oldu “Sıradan bir hayat en iyisi. Onunla savaş, bununla mücadele et derken, sonunda hayatından oluyorsun.” dedi hikayenin ve tecrübelerin sahibi. Kitabı okurken çok üzüldüm, vicdanlı bir insan olduğum için kendi acılarımın yanında gerçek bile olmayan bir acıya böylesine üzüldüğüm ve böyle yaşayan insanları görünce daha da çok üzüldüğüm için üzülmelere doyamadığım anlar yaşadım; fazla diğerkâm olmak diğer insanların acısını sırtlamak çokta sağlıklı değil çünkü: “Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.” Her neyse benim gibi fazla merhamet sahibiyseniz okumanızı pek tavsiye edemem ama bir hayat yaşamış kadar içindeydim öykünün, okumak isteyenlere iyi okumalar…
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
8/10
·478 syf.··
2025 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 03:27
“Bu kitap ne bir hikayedir ne masal ne de roman... zamanı, mekanı, vak'aları, şahısları, isimleri hatta vak'aların seyri, sırası ve detaylarının yüzde doksanı ile otantik ve yaşanmış bir devrin, gerçek ve yaşanmış bir hayat tablosudur.” diyor Sâmiha Ayverdi hanımefendi kitabı hakkında. Esasen İbrâhim Efendi ve ailesinin gerçek kişi ve kurumlarla alakası var. Bunu Saçlı Abdulkadir Efendi Mescidi haziresinde İbrahim Efendi'nin ve bazı aile üyelerinin mezar taşlarının mevcut olmasından biliyoruz. Kitapta bahsedilen komşuları bile gerçektir. Hatta İbrahim Efendi'nin mezar taşı kitapta da bahsedilen komşusu Hattat Azîz Efendi tarafından neşredilmiştir. Fakat bu kimseler ve çevresi hakkındaki mâlûmâtların ne kadar çoklukta olduğu ise belirsiz. Yalnızca bir roman değil, âdeta bir belgesel tadında Osmanlı sokaklarını ve evlerini seyrediyorsunuz. İbrahim Efendi Konağı'nın her bir mensubu üzerinden tarihi sahneleri de bize aktarıyor. Örneğin Sâmiha Ayverdi bir anda bir savaşın tarihini, Ramazan gecelerinden bahsederken bir anda padişahların meddahlarını detaylıca anlatmaya başlıyor. Bu durum klasik bir roman okuyucusu için biraz sıkıcı bir vaziyet alabilir çünkü konakta bir görevlinin yaptığı işin tarihi bile teker teker anlatılıyor. Hâliyle romanın bütünlüğünden koparılmış oluyorsunuz. Bundan sebeple kitabın başlarını soluksuz bir merakla ben de okuyamadım. Lâkin ilerleyen sayfalarda kaziyen, daha çok kitabın içine harmanlanmış gibi olduğundan merakınızı celbetmeye başlıyor. İbrahim Efendi Konağı'nın zıttıyla kaim olan, İbrahim Efendi'nin kardeşi Hilmi Bey ve onun eşi Hâlet Hanım'ın ailesinin her bir ferdi ise ilmek ilmek ihsan ve irfanla işlenmiş âdeta. Her bir karakterin yansıttığı hissiyat, bu karakterler romandaki diğer karakterlere nispeten, pür-i pak bir başkalıktaydı. Mütevâzı, her
Edebiyat
İbrahim Efendi KonağıSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 20221,046 okunma
Puan vermedi
Bu yazımın konusu anarşizm olup, anarşizmi olabildiğince size anlatmaya çalışacağım. Anarşizmin kendi içinde bir çok kolu olduğu için üzerinde uzlaşılmış bir anarşizm yaklaşımı bulunmamaktadır. Marksizm gibi sistematik bir dünya görüşü değildir, Anarşizm. Daha çok iç bütünlükten yoksun olup birbirinin karşıtı olan fikirleri de kendi içinde barındırabilir. Bazılarına göre sistematik olmamak onun güçlü yanıdır aynı zamanda. Anarşizmin içinde bir tarafta Anarko komünizm varken diğer tarafında anarko kapitalizm bulunabilir. Buna karşın epistemolojik olarak anarşizm kelimesi olumsuzluk eki bildiren Yunanca “an” ön ekiyle yönetici yada hükümdar anlamına gelen “arkhos” sözcüklerinin birleşiminden meydana gelmektedir. Bu durumda bu kelimenin manası yöneticisiz yada hükümdarsızdır. Anarşizm kelimesi genel egemen anlayışa paralel olarak; kitleler nezdinde kaos, şiddet ve başıboşlukla özdeşleştirilmiştir. Egemenlerin düzenini tehdit eden her görüş gibi anarşizm düşüncesi de çarpıtılmış ve gerçek düşüncesi anlaşılmaz hala gelmiştir. Anarşizm, her tür otoriteye, tahakküme ve hiyararşiye karşı olmaktır. İnsanın doğasını zehirleyen devletin ortadan kaldırılması istemek ve bu doğrultuda harekete geçmektir. Kropotkine göre ise: “Hükümetsiz bir toplumun olduğu yaşam ve davranış ilkesine veya teorisine verilen addır” Yani devletin ortadan kalktığında toplumun onun yerini aldığı, insanın kendi kendini dikey değil fakat yatay bir şekilde yönetmesidir. Bir tür özyönetim ve karşılıklı dayanışmadır. Anarşizme göre Hobbes'un aksine insan doğası iyi ve dayanışmacıdır. Devletin varlığı insanın bu doğası tahrip eder. Devletin ortadan kalkmasıyla insan eski doğasına geri dönerek kendini toplumsal açıdan gerçekleştirebilir. Kropotkin Karşılıklı Yardımlaşma kitabında doğada da topluluk içinde
Anarşizmin TarihiPeter Marshall · İmge Kitabevi · 200346 okunma
Puan vermedi
Nietzsche, Putların Alacakaranlığı adlı kitabını küçük hacmine rağmen bir savaş ilanı olduğunu söyler. Bu kitapta insanların sayfalarca anlattıklarını on cümlede anlatmaya çalıştığını ifade eder. Put olarak kastettiği dini, filozofları ve geleneksel yaşam tarzını hedefler. Ve adeta çekiçle felsefe yapmak dediği şekilde putları yerle bir eder. Kitlelerin putlaştırdığı filozoflardan biri olan Sokrates'in alt sınıftan geldiğini belirten Niezsche, onun görünümünü hedef alarak çok çirkin olduğunu belirtir. Kriminal açıdan ele alınırsa tam bir suçlu profilinin ortaya çıktığını söyleyen Nietsche, fikirlerin yerine insanın görüntüsüne takılmış durumdadır. Şahsi kanaatim şudur ki kişilerin görüntüsünü değil görüşünü hedef tahtasına oturtmak gerekir. Nietzsche Sokrates'in kullandığı diyalektik yöntemini eleştirerek, diyalektiğin ait olduğu sınıfların zaferini sağladığını, seçkin beğeniyi ortadan kaldırdığını ifade ediyor. Kanıtlamayı gerektirenin değerli olmadığını söyleyerek emretmenin değerli olması gerektiğini belirtiyor. Yani Nietzsche'ye göre otorite gerçeğe ihtiyaç duymaz. Otoritenin kendisi gerçeğin kaynağıdır. “ İçgüdülere, bilinmeyene verilen her taviz aşağıya çeker”, “ Karanlık arzulara karşı sürekli bir gün ışığı oluşturulmalı” diyen Yunan filozoflarının ahlakının patolojik koşulların ürünü olduğunu belirtir, Nietzsche. Buradaki amacı içgüdülerin kısıtlanmadan yaşanması gerektiğine olan inançtır. İçgüdülerin bastırılması güç istencinin ortadan kaldırılmasıdır. Schopenhaur “ yaşama istencinin olumsuzlanması” fikri Nietzsche'ye göre dekadans içgüdünün ta kendisidir. Oysa ki Nietzsche yaşamı her yönüyle olumlamaktan bahseder. İnsan öyle yaşamalıdır ki hiçbir suretle pişmanlık duymamalıdır. “Sorumlulukların arandığı her yerde bu kavram, sorumluluk arayanı,
Putların AlacakaranlığıFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20218,3bin okunma