Polat Özlüoğlu külliyatında önemli bir eser
Polat Özlüoğlu’nun Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar’ı ilk bakışta 12 Eylül döneminin işkencelerini anlatan bir roman gibi görünse de, aslında çok daha geniş bir alana yayılıyor. Hafıza, unutma, utanç, fail, kurban, sanat, yayıncılık dünyası, queer kimlikler, dostluk, merhamet ve özgürleşme gibi pek çok temayı aynı potada eritmeye çalışıyor. Romanın merkezinde Meşhur Kara var. Yetimhanede büyümüş, işkence görmüş, belleği parçalanmış bir kadın. Onun zihninde yaşayan “kızlar” yalnızca psikolojik bir bölünmenin göstergesi değil; kaybedilmiş çocuklukların, bastırılmış anıların ve hayatta kalmak için oluşturulmuş savunma mekanizmalarının da simgesi olarak okunabilir. Romanın eksi birinci bölümden başlaması da sanki bu eksilmişliğe işaret ediyor: Meşhur hayata sıfır noktasından değil, eksiden başlıyor. Romanın en dikkat çekici yapısal tercihi ise “Külliyat” bölümleri. Bence esere seviye atlatmış bu bölümlerdeki zekice kurguyla. Başlangıçta farklı ülkelerden, farklı yazarlardan çevrilmiş gibi görünen işkence anlatılarının sonunda aslında Meşhur tarafından yazıldığını anlıyoruz( be öyle yorumladım) . Japonya’dan Finlandiya’ya uzanan bu metinler, işkencenin ve baskının yalnızca ülkemize özgü olmadığını, otoritenin olduğu her yerde benzer yaralar açtığını düşündürüyor. Burada ilginç olan, yazarların çoğunun bilinmemesi. Acı evrenselleşirken bireysel isimler siliniyor. Romanın güçlü yanlarından biri, mağdur kadar faili de konuşturması. Ancak Cezmi’nin yıllar sonra “bize emredildiği için yaptık” savunması ikna edici olmaktan uzak kalıyor. Tam da burada romanın açtığı etik tartışma önem kazanıyor: Emir almak, vicdani sorumluluğu ortadan kaldırır mı? Benim okuma deneyimimde cevap hayır. Sistem suç üretse de birey kendi eylemlerinin ahlaki sorumluluğunu taşımaya devam eder,
Kalbinizde ne kurduğunuza dikkat edin, elbet bir gün sizi bulacaktır.
Reklam
Toplum güven temel üzerinde işler ve normal olarak karşımızdakinin sözlerine, bu sözlere eşlik eden ama sözlü olmayan el hareketleri, yüz ifadeleri, gülümseme, göz teması gibi, davranışlarından daha fazla dikkat ederiz. Ancak konuşan kişi çekici olduğunda ve gerçekten etkileyici bir sözsüz gösteri sahneye koyduğunda, bu etki tersine çevrilebilir: Gösteriyi izler ve söylenene fazla dikkat etmeyiz..
Sayfa 199 - Serbest Kitaplar·Kitabı okuyor
Psikoloji
Psikopatların düşünceleri ve fikirleri oldukça küçük zihinsel paketler hâlinde düzenlenir ve kolayca hareket ettirilebilir. Yalan söylemek söz konusu olduğunda, bu önemli bir avantaj olabilir. Psikolog Paul Ekman'ın dikkat çektiği gibi, becerikli yalancılar, Scrabble oynar gibi, fikirleri, kavramları ve dili basit unsurlara ayırabilir ve sonra bunları çeşitli şekillerde yeniden bir araya getirebilirler. Ancak psikopat bunu yaparken genel senaryoyu tehlikeye atar. Psikopat sanki büyük düşünce birimleriyle uğraşıyormuş gibi, senaryo birleştirici yapısını, tutarlılığını veya bütünlüğünü yitirebilir. Bu nedenle yetkin yalancı, söylediklerinin izini sürmek ve hikâyenin dinleyiciye tutarlı gelmesini sağlamak amacıyla ince bir "doğruluk çizgisi" kullanır. "En haylaz yalancılar, doğrunun sınırında iki taraf arasında gidip gelenlerdir.."
Sayfa 187 - Serbest Kitaplar·Kitabı okuyor
Psikoloji
Baltasar Gracian
İşinizin Düştüğü İnsanların Mizaçlarını Öğrenin. Bunu onların niyetlerini anlamak için yapın. Sebepler ve etkiler, insanların huylarını bilmeden önce anlaşılır. Melankolik insanlar her zaman mutsuzlukları ve dedikodu yüklü skandalları öngörürler. İyiliğin ne olduğunu bilmedikleri için, kötülük her yerde karşılarına çıkar. Tutkularıyla hareket eden insanlar, birtakım şeyler hakkında her zaman gerçekte olduklarından farklı konuşurlar. Aslında konuşan mantıkları değil, tutkularıdır. Bu yüzden her biri hissettiği gibi ya da tabiatlarının onları yönlendirdiği şekilde konuşurlar ve bunların çoğu da genellikle gerçeklikten uzaktır. Yüzleri yorumlamayı bilin ve onlardan yola çıkarak insanların ruhları hakkında ipuçları edinin. Eğer bir insan her zaman gülüyorsa, bilin ki o aptaldır, asla yanılmazsınız. Dedikoduya dikkat edin; dedikodu yapanlar ya geveze ya da casustur. Çarpık kişilerden az iyilik beklenebilir. Onlar genelde doğadan intikam alır; doğa için güzel şeyleri nadiren, yani doğanın onlara yaptığı kadar yaparlar. Güzellik ve aptallık genellikle el ele yürürler.
Felsefe
Aydın olmak için önce insan olmak lazım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer. Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan: uyanık bir şuur tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam