DOST VE DOSTLUK ÜZERİNE
Yüce Rabbimiz Kuranı Kerim de Nisa Suresinin 125. Ayeti celilelerinde Dost ve Dostluk için,
“İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmişti.” İlahi buyruğu ile dostluğun üzerine dikkatleri çekerken, İnsanlığın efendisi Hz. Muhammed AS da insanın insani farklılıklarından önce insanı, bir insan olarak görmüş, her insana önce insanca yaklaşmış, düşmanlarına karşı bile en sonuna kadar merhametini korumasını bilirken, Mü’min, kardeşinin aynasıdır; ve mü’min mü’minin kardeşidir, onun zarar ve ziyâna uğramasını, helâkını önler, arkasında da onu çevreleyip korur ve ihtiyaçlarını görür. Ebû Dâvud, Edebü’l Müfred Ve Mü’min, kendisiyle dostluk kurulabilen insandır. Kimseyle dostluk kurmayan ve kendisiyle de dostluk kurulamayan insanda hayır yoktur. HM9187, İbn Hanbel, II, 400 hadisi şerifleri ile dost ve dostluğa vurgu yapmaktadır.
Gönül insanı Yunus Emre, bizim Yunusumuz dost, Yunusumuz bir başka anlatır Dostu, dostluğu, Yunus der ki;
Dost elinden ölürsem, hiç gümansız geru gelem
Ganimet görem bu demi, can şükrane veri gelem
Canın diri tutan kişi, Dost katından ırak düşer
Feda kılam yüz bin canı, ıraklıktan beru gelem
Cercis'leyin ol Dost beni, yetmiş gez öldürür ise
Bin gez dahi ölür isem, yüz bin gez ileru gelem
…
Bundan böyle n'olasını, değme akil şerh etmeye
Yunus eydür aşıklara, Dost haberin veri gelem
***
Dost ve dostluk bence Yüce Yaradan ın biz kullarına verdiği hem mutluluk kaynağı hem de ilahi bir emanettir… Çünkü Yüce Rabbimiz bile Yarattığı kuluna en şerefli olma