Herta Müller’den okuduğum üçüncü kitap Yürekteki Hayvan. ‘Tek Bacaklı Yolcu’ ve ‘Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’ sevdiğim, kendine özgü dili olan bir yazar metinleriydi. Nobel Ödüllü Müller’yı okuyacakların dikkatle okumasını salık veriyorum.
Yürekteki Hayvan, Romanya’da, Nikolay Çavuşesku yönetiminde (diktatörlüğünde) üniversite okuyan 4 gencin dikta rejiminin zorluklarıyla hayatta kalma mücadelesini kağıda döküyor. Birazcık tarihi bilgisiyle Çavuşesku’nun 1974-89 arasında hüküm sürdüğünü, olayların bu tarihler arasında geçtiğini tahmin edebiliriz. İlginç bir farkındalıktan söz etmek istiyorum; Sovyet Rusya, Fransız Devrimi, İran Devrimi(¿), Yugoslavya’nın bölünmesi, İspanya İç Savaşı dönemi, İtalya’nın siyasi birliği, Almanya’nın Nasyonal Sosyalizm dönemi vb. gibi pek çok tarihsel olayların anlatıldığı kurmaca ve kurgu-dışı eser görürken, Romanya’da yaşanan bu devrin özellikle edebiyatta hiç işlenmediğini, en azından okumadığımın farkına varmış bulundum ve sayısı iki elin parmağını geçmeyecektir diye düşünüyorum.
Hepimiz, yüreğimizde bir hayvan taşırız, ama iyi ama kötü, lâkin önünde sonunda, bu hayvan bir gün ölecektir, ama iyi, ama kötü bir şekilde. Müller, olayların anlayış şeklini belli bir sıraya dizmeden aktarıyor ve bu dağınıklığa bir sür sonra alışıyor, hatta seviyorsunuz. Meydana gelen pek çok olay-olgu, açık seçik şekilde değil de imgesel, kısa ve üstü kapalı cümlelerde, kelimelerde vuku buluyor. Çavuşesku döneminde gizli gizli yazılmış da, birilerinin eline geçerse suç sayılmasına kanaat getirecek sözdizimlerinden uzak durulmuş gibi (hafif bir abartı yaptım elbette).
Homo Sapiens’te, Harari, Çavuşesku dönemini, son mitinginde, binlerce kalabalık arasında sadece bir kişinin “O’nu yuhalamasıyla, ardından ona katılan dev dalganın” devirmesinden söz