-Hayır bizden bir şey olmaz. Güçsüz insanlarız biz, sevgili dostum. Vurdumduymazdım, neşeli ve sağlıklı bir şekilde mantık yürütebiliyordum. Manen güçsüz kalır kalmaz hayatın kaba bir sillesini yemem yetti. Sonrası bezginlik... Güçsüzüz biz,zavallı yaratıklarız. Siz de öylesiniz, sevgili dostum. Zekisiniz, cömertsiniz, annenizin sütünden iyi dürtüler emmişsiniz, ancak hayata adımınızı atar atmaz yorgun ve hasta düşmüşsünüz. Güçsüzüz biz, güçsüz!
Esasen her türlü tarikat,mensuplarını aldatma üzerine kuruludur.İnsanların idrak kabiliyetleri farklı farklıdır. Onları idare etmek isteyen biri bu kabiliyetlerin sınırlarını tespit ederek dikkate almaya mecburdur. Kalabalıklar peygamberlerden mucize istediler. İtibar sağlayabilmek için peygamberler kendilerinden istenileni yapmak zorundaydılar.Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar.
Boyuna, “karıncalar bilmeden severler” diyordu.Öte yanına dönüyor,kurtulamıyordu. Uyumam gerek diye düşündükçe kafası sanki “olmaz!” diyordu. “Karıncalar bilmeden severler.”
Ne de olsa, insandı ve doğası gereği arsızdı.Doğmak için her şeyi yapardı.Gerekirse karnından çıktığı annesinin leşini doğumhanede bırakır,hatta dünyaya ikizine yapışık bile gelir, ama yine de doğardı..