Dilara

Dilara
@dilarayn_
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
1 Ekim 2002
36 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Düşüncelerim...
10/10
·81 syf.·
2025 4. kitabı
Birkaç sayfasına göz gezdireyim diye başladığım bu kitapla öyle bir sarsıldım ki bitirip bir süre boş boş etrafı izledim… Fransız yazar, yıllar önce intihar eden arkadaşının ardından, onun intihar sürecini tüm detaylarıyla anlatırken bir taraftan da insani yönleriyle bir portre çiziyor. Ölen kişiye bir mektup formunda yazılmış bu hikaye, aslında ölümü ve yaşamı önüne alıp her biriyle hesaplaşan tavrıyla felsefi bir kitap kategorisine de girebilir. Yazar, eseri bitirip teslim ettikten 10 gün sonra Paris'teki dairesinde kendini asarak, 42 yaşında intihar ediyor. Öyleyse okuduklarımız gerçekten arkadaşının yaşadıkları mı, bir hayali arkadaşın hikayesi mi, yoksa bizzat kendisini intihara götüren süreci mi okuyoruz? Bu yönüyle bana Osamu Dazai'nin 'İnsanlığımı Yitirirken' kitabını anımsattı. Orada da bir intihar mektubuydu kitabın tamamı. Yaşamı-ölümü sorgulatan eserleri seviyorum, ara ara bizi bir silkeledikleri için galiba.. hem hikayesi hem de içindeki döndürüp döndürüp okutan cümleleri ile kişisel okuma geçmişimde ayrı bir yere koyuyorum bu kitabı.
Edebiyat
İntiharÉdouard Levé · Sel Yayıncılık · 20214,181 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İbrahim
Puan vermedi·200 syf.·
2024 7. kitabı
İbrahim İçimdeki putları devir Elindeki baltayla Kırılan putların yerine Yenilerini koyan kim Güneş buzdan evimi yıktı Koca buzlar düştü Putların boyunları kırıldı İbrahim Güneşi evime sokan kim Asma bahçelerinde dolaşan güzelleri Buhtunnasır put yaptı Ben ki zamansız bahçeleri kucakladım Güzeller bende kaldı İbrahim Gönlümü put sanıp kıran kim Şiir görüldüğü gibi üç bentten oluşuyor. Her bendin sonunda tekrarlanan sorularla da klasik şiirde yekahenk denilen konu ve anlam bütünlüğü sağlanıyor. Ayrıca her bent kendi içinde iki kısma ayrılmış. İlk üç dizede bir durum tespiti yapılırken sonraki dizelerde İbrahim'e soru sorlarak muhatap alınıyor. Şairin, okurun telmihte bulunulan kişi ve olayları bildiğini düşünerek yazdığı belli. Hz. İbrahim edebiyatımızda birçok özelliği ile yer alırken burada putları kırmasına ve ateşe atılmasına göndermede bulunuluyor. Şair şiirine, İbrahim'e seslenerek başlıyor. Daha sonra İbrahim'den, İbrahim mertebesinde kabul ettiği birisinden yardım istiyor. İçindeki putların elindeki baltayla kırılması Hz. İbrahim'in puthaneye giderek tüm putları kırdıktan sonra elindeki baltayı en büyük puta asması olayını hatırlatıyor. İbrahim'in de makamı olan Kabe'den başkası değil. Şairin kendisine seslendiği ve içindeki diyerek mecaz yoluyla kastettiği kişi kendisi. Şair kendisine seslendikten sonra kip ve muhatabı değiştirerek okura bir soru soruyor
Şiir
Bütün ŞiirleriAsaf Hâlet Çelebi · Everest Yayınları · 20252,059 okunma
Ne içindeyim zamanın
Puan vermedi
Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpâre, geniş bir ânın Parçalanmaz akışında. Bir garip rüyâ rengiyle Uyuşmuş gibi her şekil, Rüzgârda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil. Başım sükûtu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen; İçim muradına ermiş Abasız, postsuz bir derviş; Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim... Madde dünyası insanın varlığını sınırlae ama insan yaradılış itibariyle sonsuzluğu arzular. Maddeyi aşmak insanı mutlu eder ve bu da somutlamayla yapılır. Soyutlamanın diğer bir adı da sanattır yani sanatla yapılabilir. Tanpınar, sonsuzluğu sanat ve estetikle yapmanın peşindedir. Zaman dediğimiz şey izafidir. Yekpare an derken zamanın öncesi ve sonrası olmayan bir bütünden oluştuğunu anlamamızı ister. İnsan bir boyutta maddidir. Ne tam zamanın dışına çıkabilir, ne de o arzuladığı zamanın içinde kalınabilir. Bergson 'Durre' dediğimiz bölünmez bir bütünlük olarak zamanı kastetmiştir. Bergson'a göre zaman yerine durre kullanılır. İlk dörtlükte iki ayrı dünya algısı vardır. Bizim somut olarak bizzat içinde bulunduğumuz fiziksel dünya bir de bunun ötesinde ruhsal olarak apayrı bir maddesizlik, saydamlık alemi vardır. (Madde ve mânâ âlemi) Tanpınar, kendini ikinci alemin insanı olarak görür. Fakat hem o zamanın şartları içinde hem de bu zamana bağlı biyolojik bir varlık olarak yaşıyor. Şiirde mekansızlık vardır. İkinci dörtlükte ; varlıklara bakış ve onu algılama biçimi bize başka bir boyutu gösterir.
Şiir
Bütün ŞiirleriAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20244,620 okunma
Kitabe-i Seng-i Mezar
Puan vermedi·247 syf.·
2023 14. kitabı
Sanatlı söyleyişe tepki olarak eylemsellik ön planda tutulmuştur. Çok fazla fiil kullanılmış olup bu sebeple sıfatlara az yer verilmiştir. Hayatın içinde kullanılan en sıradan ifadeler ve şahıslar şiirde görülür. Sanatsal yapmacıklığa düşmemek için şiir estetiğinden uzak kelimeler kullanılmıştır. Şiir konuşma dili havasındadır. Şiirde şiirsel üslup yoktur. Öyle ki sıradan bir insanın ayakkabısının ayağına vurması dahi şiirde bir konu halini almış olarak gözümüze çarpar. Şiirin sonundaki; "Ölüm Allah'ın emri, Ayrılık olmasaydı. " ifadesi şairin günlük dili kullanmış olduğunun bir örneğidir. Türk şiirinde 'nasır' kelimesi ilk defa bu şiirde kullanılmıştır. Şiir üç bölümden oluşur: Birinci bölüm; Süleyman Efendi o zamana kadar ölümü üzerine şiirler yazılan kişilerin aksine, kendi halinde sıradan bir vatandaştır. Şiir aynı zamanda halkın içinde mütevazi bir hayat yaşayan insanların yaşam biçimini Süleyman Efendi'nin kişiliğinde gözler önüne seriyor. İkinci bölüm; Şair, Shakespeare'in 'Hamlet' trajedisine atıfta bulunuyor. Bölümde geçen 'to be or not to be' sözü için mesele falan değildi öyle kendisi için ifadesinde kendini buluyor. Bu dizelerden Süleyman Efendi'yi varoluşla ilgili pek fazla yormadığı sonucu ortaya çıkıyor. Şair; "Bir akşam uyudu, uyanamayıverdi" ifadesiyle Süleyman Efendi için ölümlerin en güzelini seçiyor. Uzun süre acı çekmeden, aniden adeta uykuya yatmış gibi bir ölüm. Üçüncü bölüm; Şair, ölümü rüzgara benzetiyor. Bu öyle bir rüzgar ki Süleyman Efendi'den geriye hiçbir şey bırakmıyor.
Edebiyat & Roman
Bütün ŞiirleriOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 202431,4bin okunma