Puan vermedi·112 syf.··
2026 25. kitabı
Kafkasyadan İstanbula getirilen 8 yaşındaki Çerkez kız Dilber, köle olarak eski Mal Müdürü Mustafa Efendi’nin evine satılır. Getirildiği evde evin hanımı tarafından kötü muamelelerle karşılaşır. Çalıştırılır, ezilir, aşağılanır, dayak yer… Bir süre sonra bu evden de başka bir yere gönderilir. Bu acımasız insanlardan kurtulup yeni gittiği evde Dilber’e iyi davranırlar. Fakat evin oğluna aşık olması Dilber’i yeni bir esaret hayatına mecbur eder. Dilber için içim parçalandı… Çocuk yaşta yaşadıkları, korkuları, annesine özlemi bir çocuk için çok fazlaydı. Oradan oraya sürüklenmek , hiçbir yere ait olamamak, gittiğin yerde aşağılanıp hor görülmek, yani köle olmak… Bu kitap unutmayacaklarım arasında. Yazarın ilk ve tek kitabıymış. Keşke daha fazla yazsaymış… Türk edebiyatının okunması gereken en güzel eserlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Tavsiye ederim
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
Camlı Teras
10/10
·368 syf.··
2026 120. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 21:56
"Alışılıyor alışılmasına da, alıştığın şeyler değişince uçurumlar başlıyor." 1966 yılının Nisan ayında Çolak Remzi lakabıyla anılan Remzi Çakır bir küvetin içinde erimiş halde bulunur. Cinayeti aydınlatması için başkomiser Ali ve yardımcısı Kürşad görevlendirilir. Görevini büyük bir başarı ile devam ettiren başkomiserimiz cinayetin aydınlanması için hızla ipuçlarının peşine düşer. Kaderin cilvesi ile aynı zamanda kızıl saçlı bir dilbere vurulur Ali. Bu güzel kadının adı Sofiadır. Sizce Ali büyük sır perdesini aralayabilecek mi? Serap hocam kitabın en başında yazma sırasının kendisine geldiğini belirterek sunmuş . Nitekim bu kararın çok doğru olduğunu dile getirmekten onur duyuyorum. 1960'lı yıllar o yılları hiç görmemiş birine ancak bu kadar iyi hissetirilebilirdi. Eski zaman aşkları olarak bahsedilen aşkı okumak aynı zamanda da işlenen cinayetin aydınlanmasını okumak çok farklı ve güzel bir deneyimdi. Birçok polisiye kurgusunun aksine Serap hocamın dönem şartlarını, şarkılarını hatta o dönemki haber ve spor bültenine kadar değinmiş olması kitabı daha iyi yaşayabilmeme olanak sundu. Ben kitabı çok beğenerek okudum ve hız kesmeden ikinci kitaba başladım. Polisiye, aşk ve dönem romanının muhteşem birleşimi olan aynı zamanda Serap hocamın detaylı araştırmaları ile dopdolu bir hale gelmiş güzel seriye mutlaka şans verin. İkinci kitabın yorumuyla görüşmek üzere
Alıntı
Camlı TerasSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202472 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·127 syf.··
2026 18. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 17:42
Esaretten hürriyete uzanan bir hikaye. Türk edebiyatı klasiklerinden biri olan sergüzeşt o zamanların can yakıcı konularından köleliği ele alıyor. Esaret, yanlızlık, eziyet, zorbalanma bunların hepsini yaşayan üzerine küçük yaşta şiddete bile uğrayan zavallı kız Dilberin öyküsünü okuyoruz bu kitapta. 8 yaşındayken satılan o küçücük yaşında hizmet etmeye zorlanan. Ama bir fırsatı bulup kaçacakken tekrar mahkum olan Dilber büyüdüğünde önüne çıkan bir fırsat ile aşkla tanışıyor. Sınıf farkının bu aşka engel olacağını bilmelerine rağmen Celil beyde kalbine söz geçiremiyor. Bunları öğrenen Zehra hanım bu aşkın önünde ki en büyük engel. Her aşk mutlu sonla bitmez tabi onları ayırdıktan sonra oğlunun Dilbere olan sevdasının heves olmadığını anlayan Zehra hanım için iş işten geçiyor tabi. Bu aşkla kendinden geçen Celil ve uzaklara savrulan Dilber aşklarının acısını tek başlarına çekiyorlar. Kısa ama çok güzel bir hikayeydi okuduğum. Akıcı dili sayesinde çabucak okunması hikayeyi daha da güzel kılıyordu.
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ema Kitap · 201756,4bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2026 3. kitabı
Bu ay dolabımın köşesinde kalmış kitapları okumaya karar verdim. Okumayı tercih ettiğim ilk kitap da lisenin ortalarında, 10. sınıfta okuduğum Sergüzeşt romanı oldu. Bu kitabı 10. sınıfta okurken çok severek okumuştum. Her şeyi çok iyi anladığımı düşünüyor ve Celal’i de çok seviyordum. Her şey bana çok normal gelmişti, neden bilmiyorum. Ama şimdi kitabı tekrar okuyunca aslında o zaman pek de iyi anlamadığımı fark ettim. Şimdi daha net görüyorum birçok şeyi. Bu kitap zaten realist bir roman. Dönemi gerçekten çok iyi anlatıyor. O dönemdeki insan ticaretini ve alt–üst sınıf ayrımını zamanında bu kadar iyi anlamamışım. Şimdi okurken acayip sinirleniyorum. halayıkların bir insan gibi değil de adeta bir oyuncak gibi görülmesi beni özellikle çok sinirlendiriyor. Okurken içim daralıyor. Tanzimat döneminde yazıldığı için kitapta betimleme çok fazla. O zaman nasıl rahat rahat okumuşum bilmiyorum. Muhtemelen sınavı var diye zorlayarak okumuştum. Ama şimdi okurken hem daha iyi anlıyorum hem de bazı yerlerde daha çok sıkılıyorum. Kitabın başından itibaren Celal karakterinden nefret ettim, yalan yok. Dilber’e zaten en başından beri çok üzülüyorum. Daha dokuz yaşında bile değilken ailesinden koparılıp satılıyor. İlk gittiği yerde kötü davranılıyor. Tam kurtuldu derken yine satılıyor. İhtiyar kadının gidip haber vermesine çok sinirlendim. Ne gerek vardı? Saklasaydı kimse bulamayabilirdi Dilber’i. O evde bir tas çorbayla bile mutlu yaşayabilirdi belki. O yüzden o kadına da çok sinirlendim. Sonunda biraz daha iyi bir yere gidiyor gibi hissediyoruz ama bu sefer de Celal yüzünden başı beladan kurtulmuyor. Celal onu adeta oyuncak gibi kullanıyor; giydiriyor, süslüyor, resmini çiziyor. Sonradan aşık olması benim için hiçbir şeyi değiştirmedi. Çünkü Celal bence iradesiz bir karakter.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Say Yayınları · 201656,4bin okunma
10/10
·224 syf.·
2026 9. kitabı
Ayn, Şın, Kaf... Gerçek aşkın manası... Doğuda aşk böyle yazılır. Çok manadar bir kitap... Kesinlikle tavsiye ederim. Aşkı ararken Mecnun'a rastlamak gibi... Leyla ile Mecnun'un vuslatı... Vaktiyle bir sultan Mecnun’un halini duymuş ve o zavallıya acımıştı. Elinden ne gelir de ona nasıl bir iyilik eder diye günler ve hatta gecelerce düşündü. Etrafındaki âlimlere sordu, devrilere sordu. En sonunda dedi ki “Bana bu Kays’ı Mecnun eden Leyla’yı getirin. Getirin ki onları ben erdireyim vuslata. Leyla’yı Mecnun’un diyarına götüreyim de bu aşk yolunun kutlu eri gayrı kurtulsun çilesinden.” ​Askerleri onun dediğini yaptılar. Zira hükümdar hükmünde güçlüydü. İstediğinin karşısında kimse duramazdı. ​Leyla’yı da alıp çölü mesken eden, vahşi hayvanlarla yoldaşlık eden Mecnun’un yanına gittiler. O garip, çölün ortasında kumlar içinde oturmuş etrafındaki vahşilerle helleşiyordu. Sultan şaşkınlıktan ne yapacağını bilemedi. ​Neden sonra Leyla atıldı Mecnun’dan tarafa. Onun geldiğini gören vahşiler bir bir ayrıldı Mecnun’un yanından. Leyla aşkın heyecanıyla pervane gibi seğirtiyor, Mecnun ise bir mum gibi sakin, öylece duruyordu. ​Leyla iyice yanaşınca yanına, Mecnun onun yüzüne baktı. Ne bir kelam ediyordu, ne de bir tebessüm. Leyla dedi ki; “Ne o a âşık? İşte vuslat geldi, murad bizim hanemize girdi. Kavuşmak vaktidir şimdi.” ​Mecnun dedi ki; “Sen Leyla mısın? Sen o musun? Benim gözlerimden silindi senin suretin. Aşkın beni o denli yaktı ki, kavurdu, büryan eyledi. Seni dahi içimden silip yok eyledi. Ben dahi yokum artık. İçimde bir aşk kaldı. Sadece aşk.” ​Sonra susmak demektir dedim aşka. Susunca başlar. Sustukça artar dedim. Ama sustukça âşık dalında kavrulan yaprağa dönermiş. ​Meğer aşkı surete sığdırırsan boğulurmuşsun. Yanarmış da kavrulurmuşsun. Dilbere aşk edersin ama aşk
Doğuda Aşk Böyle YazılırFatih Duman · Nesil Yayınları · 2020874 okunma
Üç Anadolu Efsanesi
9/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 13:58
Öncelikle kitabın okurken bende bıraktığı his ve düşüncelere değinmek istiyorum. Yaşar Ağabeyden ilk defa bir efsane okudum ve açıkçası okurken efsaneden ziyade roman okuyormuşum gibi hissettim. Kendine has üslubu ile efsaneyi sanki romanlaştırarak içerisinde eritmiş. İçerisinde türküler, deyişler, halk söylenceleri, müthiş betimlemeler, masalsı anlatımları, seslenişleri okurken çok keyifliydi elimden bırakmak istemedim. Dili gayet anlaşılır, herkese hitap edecek düzeyde ancak bazen Çukurova'ya ait söylencelerin olması zorlayabilir ama ben Çukurovalı biri olarak anlamakta pek güçlük yaşamadım aksine doyum yaşattı ve bir kere daha hayran kaldım kendisine. Kitabın içerisinde "Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik" efsaneleri bulunuyor. Her efsane kendi içerisinde belirli konulara odaklanmış. Kahramanlık, aşk ve tutkunun getirdiği bedellerin kahramanlar üzerindeki etkisine değiniyor. Beni sırasıyla en çok etkileyen: Alageyik, Karacaoğlan ve Köroğlu oldu. Karacaoğlan ve Köroğlu'na okuldaki derslerden kulak aşinalığım vardı ama Alageyiğin efsanesini bilmiyordum. Okuma yaparken kendimce merak ettiğim bazı şeyler oldu efsaneleri okuma sonrası araştırma ihtiyacı duydum. Özellikle mitolojik ögeleri araştırmak ve bilgilenmek açısından çok iyi oldu. Kullandığım makaleleri de ekleyeceğim (Yaşar Kemal’in Köroğlu Destanı Üzerine Bir İnceleme, Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi İlkbahar 2018, 5(14), ss.377-406) ve (Geyik Avı İle İlgili İnanışlar: Alageyik ve Geyikler Lanetler Örneği- Siirt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 10, Sayı 2, Aralık 2022). 1) Köroğlu efsanesi: Dünyada at yetiştiriciliği ile nam salmış bir seyistir Koca Yusuf. Peki bu nam salma nereden geliyor? Babasından elbette. Babası Bolu Beyi'ne yıllarca at yetiştirmiş, at yetiştiriciliği ile tanınır. Öyle
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202514bin okunma