2/10
·72 syf.·
2026 149. kitabı
Babamın Yeri Annie Ernaux Annie Ernaux’nun "Babamın Yeri" eserini 1 saatte bitirdim. Yalın Tutku’dan sonra okuduğum bu ikinci kitabıyla yazarın tarzının bana hitap etmediğini kesinleştirdim. 72 sayfalık bu metin, konu bütünlüğü çok daha kuvvetli ve detaylı olmasını dilediğim, ortalama altı bir kitap oldu. Kitap babanın ölümüyle başlıyor, böyle bir başlangıçta büyük bir hüzün ve yas duygusu beklerdim fakat hiçbir şekilde karşıya duygu geçmedi. Belki de yazarın asıl amacı duygu aktarmak değildi ama psikolojik/otobiyografik bir eserde ben kesinlikle o derinliği hissetmek isterdim. Bana aşırı sıkıcı gelen metin, yas sürecinden ziyade babasını kaybetmiş bir kızın onunla ilgili aldığı günlük notları gibiydi. Yer yer iltifat yer yer beğenmemişlik barındıran, ölen babanın toplumdaki ve kızının gözündeki yerini anlatırken o acıyla başa çıkmayı derinden veremeyen bir yapı. Yalın Tutku’da saplantılı bir bağlanışı, Babamın Yeri’nde ise bir babanın portresini işleyen Ernaux’da aradığım o vurucu etkiyi son sayfaya kadar bekledim maalesef umduğumu bulamadım. Kendi okuma deneyimim açısından bu kitaba puanım kesinlikle 2/10.
Edebiyat
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,922 okunma
10/10
·60 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Güzelliklerin onu bulacağı, hayatın ona hep mutluluk getirmesini dilediğim kaleminin daim olacağına inandığım @bodrumkatindakimakine nin sevgili yazarı #mirademirkıran a sevgilerimi göndererek yorumuma başlamak istiyorum . Canım Mira’nın bu imzalı kitabını kitaplığımızın baş köşesine koyduk bile… Mira hayallerin hep gerçek olsun olur mu? Öğretmenimizin değeri, Atatürk’ün çocuklara sevgisi, hayallerimizin sınırsızlığı ( bir an uçtuğu mu hayal ettim :) ah bu trafik yok mu zaten… arabalar korna çalınca uçabilme kabiliyetine sahip di mi ?Birbirlerine saygısız davrandıklarında canlarını yaktıklarında her şeyin düzelebiliyor olduğunu gören insanlarla dolu değil mi? Mira çok güzel bir konuya çok güzel bir şekilde değinmiş. Dostluğun değer değerini anlatmadan da geçmemiş mutlu olmak bizlerin elinde. Bu güzel kitabı okumama vesile olduğun için çok teşekkür ederim. #bodrumkatındakimakine #sedosokudu
Bodrum Katındaki MakineMira Demirkıran · Melisa Matbaa · 202622 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 21:20
BA-YIL-DIM !! Son sayfasına kadar asla Katili bulamadığım , temposunu kendi adıma asla düşürmeyen bir kitaptı. Agatha Christie ve sürekli ters köşe severlerin mutlaka okumasını dilediğim bir kitap. Yazarın ilk yazdığı kitap olduğunu görünce açıkçası bu kalitede bir roman beklememiştim fakat bence 2018 Costa en iyi ilk kitap ödülünü son derece layık bir yazar. Artık kendisi radarımda. 2026 yılının ilk 5 favorime gireceğini de gönül rahatlığı ile öngörüyorum. Sadece okuyacaklara en büyük önerim olabildiğince vaktiniz varken , çok bölünmeden okumanız yoksa kitabın katmanlı anlatımı kafanızı karıştırabilir. Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü Stuart Turton
Evelyn Hardcastle’ın Yedi ÖlümüStuart Turton · İthaki Yayınları · 20201,492 okunma
7/10
·72 syf.··
2026 318. kitabı
Jack London’ın, Martin Eden eserinden sonra (tarz olarak farklılar tabii), diğer kitapları dilediğim tadı vermiyor. Jack London okunur mu, kuşkusuz evet ama bazı kitapları hitap etmeyebilir. Kızıl Veba kitabında onu hissettim, çok güzel ve düşündürücü alıntılar var ama pek bana göre bir eser değildi. - Kitapta dünyanın “kızıl veba” adı verilen ölümcül bir hastalık yüzünden yok olduğunu anlatıyor. Medeniyetlerin çöküşü ve insanların değişimini. Ve bu yıkımdan sonra ise insanların ilkel çağını ele alıyor. Ve ana karakter olan Profesör Granser “Kızıl Veba” dönemini torunlarına anlatıyor, tüm eksik ve artılarıyla. - Kitap güzeldi, okurken keyif aldım. Jack London külliyatı benim için her zaman kıymetli olmuştur. Herkesin şans vermesi gereken yazarlardan biri. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
9/10
·544 syf.··
2026 35. kitabı
Kuğu Kıyım’ın ilk kitabı bitti Açıkçası bize bir yerde kıyacağını düşünüyordum zaten çünkü acı çekmemize bayılıyor bence Ama offf iki yerde kalbim cız etti birincisi ortalardan sonra diğeri de finalinde tabi ki. Ve kara kara düşünüyorum acaba daha kimlere ve nasıl kıyılacak diye Ve lütfen ilk başta Yekta omurgasızı olabilir mi? Kendisi ağzını her açtığında ölmesini dilediğim biri de Peri’de canım bu kadar masum olmak zorunda mısın? dedim okuma boyu ama sonlara doğru bu konuda bir şükür çekip rahatlıyoruz bi nevi. Ve Tufan Nasıl düşünceli seviyor Hakkında kötü konuşanlar taş olur taş. Bayıldım ona tabi ki Ama o son herkesi mahvetti ve daha oyunların yarısına geldik, kalan yarısında bizi ne derece vahşet bekliyorum bunu ikinci kitapta göreceğiz. Merakla ama korkuyla ikinciyi bekliyorum . Konudan biraz bahsedeyim. Her şey bir gün yapay zekanın kontrolden çıkıp tüm dünyada milyonlarca insanın ölümüne yol açmasıyla başlıyor ve o olayda Peri annesini kaybediyor. Aradan geçen üç yılda tüm dünyada internet yasaklanmıştır. Çünkü açıldığı anda yapay zeka tekrar saldırıya geçiyordur. Artık internet sadece seçilmiş üniversitelerin laboratuvarlarında bulunuyor ve bunları da yapay zeka öğrencileri eğitim amaçlı kullanabiliyor. Kızımız Peri’de Simora Üniversitesi’nin yapay zeka bölümüne 3. başvurusunda seçilen 25 öğrenciden biri olmayı başarmıştır. Ayrıca da iki yıldır güzel bir de ilişkisi vardır. Yine bir gün gece karma bir grup dersi için bir araya gelen öğrenciler başlarındaki profesör ile birlikte bir anda uyuyup uyanırlar ve sınıfın kapısının yerinde olmadığını farkederler. İşte bu andan itibaren hepsi artık Korindon adındaki yapay zekanın tutsaklarıdır ve eğer hayatta kalmak istiyorlarsa da Korindon un hazırladığı tuzakları bir bir aşmaları gerekmektedir. İlk andan
Kuğu Kıyım 1: SimoraCeren Melek · Indigo Kitap · 2026113 okunma
7/10
·408 syf.··
2026 121. kitabı
Ahmet Ümit çok sevdiğim ve çok değer verdiğim bir yazar. Onun kaleminden çıkan eserleri okurken yabancılık hissetmiyorum. Tarihi konuları da ilmek ilmek işleyen değerli bir yazar. Gelelim kitabın diline, ki bence bu konu tartışmaya kapalı gibi çünkü muazzam betimlemelerle kitapla baş başa bırakıyor ve bir süre sonra da kitabın nasıl aktığını görmüyorsunuz bile. Bu yüzden betimleme konusunda güçlü. Konu olarak ise çok zekice düşünülmüş ve tabii son sayfaya kadar acaba nerde cevabı bulacağım veya artık aydınlansın şu olay diye diye ilerliyorsunuz. Ahmet Ümit bunu güzel bir şekilde sunuyor ve son ana kadar gidiyor. Ama kitapta elbette eleştirdiğim bazı noktalar var, onlar ise șu: Aile içi meseleler bir süreden sonra uzun ve sıkıcı geliyor, bu bir tık daha kısa olsaydı belki daha da güzelleştirecekti. Bir diğer nokta ise olay örgüsü, olay örgüsü evet zekice ve güzelce işlenmiş ama sanki bir şeyler eksik bırakıyor veya bitirdikten sonra o tadı daha da çok almak istiyorsunuz. Çünkü olay örgüsü hemen açıklanıyor gibi oldu, ben de pek beğenmedim. Yani bu kitap, Sis ve Gece'deki gibi etkilemedi. Sis ve gece kitabı beni muazzam derecede şaşırtmıştı ve dilediğim havayo da vermişti, ki bana göre Sis ve gece daha ince işlenmiş bir kitap. Ama kitabı herkese önerebilirim çünkü okunmaya değer bir kalem. Şimdilik bu kadar. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,9bin okunma