Esnek duvarları olan bir hapishaneye kapatılmış gibiydim. Gitmek istersem dilediğim gibi çekip gitmeme izin verecekti bu hapishane ama kalırsam beni sıkmayı sürdürecekti.
Ham olur gencin sevgisi, ham olur insana ve yeryüzüne duyduğu nefret de. Gönlünün ve ruhunun kanatları bağlı ve ağırdır daha.
Fakat olgun adamda, gençten daha fazla çocukluk, daha az kara düşünce vardır. Daha iyi anlar hayatı ve ölümü. Ölmeye ve ölümde özgür... "Evet"e artık vakit kalmadığında, bir kutlu "hayır" diyen; böyle anlar o hayatı ve ölümü. Ölümünüz, insana ve yeryüzüne karşı işlenmiş bir günah olmasın, dostlarım! Budur gönlünüzün balından dilediğim. Ölümünüzde, ruhunuz ve erdeminiz, yerin çevresindeki akşam kızıllığı gibi parıldamalı daha. Yoksa ölümünüz, kötü bir ölüm demektir.
Böyle ölmek isterim ben; siz dostlarım, yeryüzünü benim hatırım için daha çok sevesiniz diye. Toprak olmak isterim yine, beni doğuranda dinleneyim diye.
“Bir zamanlar umudum, rüyam, gelecek vaadimdi o benim. Tıpkı benim de onun için olduğum ya da olamadığım ama olmayı dilediğim gibi. Bir zamanlar sabırlı ve cömertti sevgim , bencillik ve kibirden uzak, sıcaktı. Uzun bir zaman.”
Keder insana çok değişik biçimlerde gelebiliyor. İki yıl önce bu konuda hiçbir fikrim yoktu; yani, sıkıntı nasıl beklenmedik biçimlerde karşımıza dikilip elimizi kolumuzu bağlıyor ve konuşmaya can attığımız zamanlarda bile bizi susmaya mecbur bırakıyor, hiç bilmiyordum. Eskiden, hayatlarına yön vermek ve daha yararı şeyler yapmak için fazla çaba göstermiyorlar diye, kadınları biraz küçümserdim… Dilediğim gibi davranmayı çok seviyordum ama şimdi bundan neredeyse tümüyle vazgeçtim.