Nasıl ki saksıda tohumlar ve fideler varsa zihninizde de erdem ve bilgi tohumları vardır, der Dante dostlarına. Burada zihin –özellikle de genç zihin– gerek zihinsel gerekse de ahlaki tohumların filizleneceği bir fidanlık, saksı ya da küçük bir tarh olarak hayal edilmiştir. O halde biz de zihinsel çiçeklenmenin bereketli olmasını dileyelim.
Sayfa 69
Evvel zaman içinde, Bergama denilen şehrin bu­lunduğu yeşil ovanın bir köşesinde ulu bir ağaç var­mış; bu ağaç çınar, söğüt, meşe, gürgen veya ıhla­mur ağaçlarının hiç birine benzemezmiş; benzemez, çünkü hem çınar, hem de ıhlamur ağacıymış. İri gövdesinden fışkıran iki koca dal birbirine dolanır, düğüm olup kenetlendikten sonra, biri bir yana çı­nar yaprakları, öbürü öbür yana ıhlamur yaprakları salar, yayıldıkça yaydırmış. Her bahar dalları yeni özlerle beslenip şişen, yapraklarının yeşil kubbesi hışırtılı bir gölge ile toprağı serinleten bu eşi görül­medik ağacın bir masalı varmış. Bu masalı size an­latayım. Bir varmış, bir yokmuş, Philemon ile Baukis adında bir karı koca varmış. İkisi de yaşlı, çok yaş­lıymış. Bunca yıllık karı koca oldukları halde Phi­lemon ile Baukis ilk evlendikleri günkü kadar sevi­şirlermiş. Gövdelerim ağırlaştıran, yüzlerini kırış kı­rış eden yaş gönüllerinin tazeliğini almamış, sevgi­lerinin ateşini söndürmemişti. Yoksul evceğizlerin­ de mutluluk hiç solmayan bir çiçek gibi açar, serpi­lirmiş. Gündüz Philemon tarlada, Baukis ocak ba­şında çalışırlar, günlük ekmeklerini çıkarırlar, ufak varlıklarının hem efendileri, hem uşakları olup tek başlarına buyruk yaşarlarmış. Katı yürekli, para canlı adamlar çevrelerini sarmış. Ama Philemon ile Baukis komşularına aldırış etmezler, kendi ocaklarının cömert ateşinde ısınıp, sevgi ve mutlulukla do­kurlarmış ömürlerini. Günün birinde tanrılar tanrısı Zeus yüce Olym­pos dağından yeryüzüne inmeyi kurar. Oğlu kılavuz tanrı Hermes'e: «Gel şu Frigya ovasına gidelim de, ölümlü insanların nasıl yaşadıklarını bir görelim, der. Kesilen kurbanların dumanı çoktandır göğe yükselmiyor. İnsanlarda tanrı saygısı, sevgisi kalma­dı mı yoksa?» Ayakları kanatlı tanrı Hermes bu yolculuğa dünden hazırdır. İki tanrı
Sayfa 119·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Bir kıvılcımın aydınlığında yaşıyoruz; yaşlı dünyamız dönmeye devam ettikçe de sönmemesini dileyelim!"
Gönlü harap olmuş bir insanın, yıkılacak başka neyi kalmıştır ki... İnsan odur ki gönül kırmaz, kırmışsa acilen onarır. Gönül hepimizin sırça köşkü, tek sığınağımız... Dileyelim ki sevgi güneşimiz gönül ovasından hiç eksik olmasın ve ekvator düzleminden hiç kaymasın..
Sayfa 363
1000Kitap
"Ey Allah'ım! Sen Rahmân ve Rahîm'sin. Sen Rezzāk'sın (tüm mahlukatın rızkını verensin). Vehhab (çeşit çeşit nimetleri ba-ğışlayıp hibe eden), Ganî (çok zengin ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan) ve Muğni (dilediğini zengin yapan) yine Sen'sin. Biz aciz kulların, Sen'den başka kime yalvaralım? Sen'den başka kimden yardım dileyelim? Yâ Rab! Sen Azîz, Cebbâr ve Mütekebbir'sin. Sen Kahhar ve Muktedir'sin. Sana yalvaranların istediğini veren (Mücîb) yine Sen'sin. Yâ ilahi! Tüm iyilikler, güzellikler ve faziletler Sen'in katındandır. Biz yalnızca Sen'in fazlından ve kere-minden isteriz. Sen'den gayrısından yardım ve minnet dileme-yiz. Kendileri yardıma muhtaç olan aciz yaratıklardan yardım beklemek biz mü'min kullarına yakışmaz."
Sayfa 103·Kitabı okudu
Ve Son
Figürler geçiyor birbiri arkasın­dan: -ozan, münzevi, kız-. Birbiri arkasından gö­rünüp yitiyorlar, birleşip ayrılıyorlar ... Yıldızlar yönlendiriyor onları, ya da damardaki kanın son­suz istencesi. Gidiyorlar öteye, hep daha öteye, bulmak için kendi kimliklerini. Kesişiyorlar, sar­maşıyorlar bir an. Sonra dağılıp uzaklaşıyorlar zaman içinde ... Güneşle birlikte tüm öbür gezegenlerin uyumlu devinimleri gibi. .. Bu sonsuz raksedişi hiç yorulmadan sürdürüyorlar. Birbirlerini aramak yazgıları. Bulup bulup yitirmek, sonra yeniden aramak yazgıları. Hiç durup dinlen­meksizin sonu bulunmayan yörüngelerde ... Barış dileyelim tüm arayıp duranlara, barış dileyelim yapayalnız boşlukta dolananlara ... Çünkü ne dün var, ne de yarın. -Gün yalnız bugün, herşey bur­ da, burda işte şimdi önünüzde. Geçmişse ... hep geçip durmakta ...
Sayfa 62 - Okyanus yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat