Horozun ötüşü tekrarlandı, kızın dişleri birbirine vurdu, kızıl saçları dimdik oldu. Horozun üçüncü ötüşünde döndü, pencereden çıktı, uçup gitti. Onun arkasından Varenuha yükseldi, uçan aşk tanrısı gibi havada ağır ağır süzülerek yazı masasının üzerinden geçti, pencereden çıkıp gitti.
Saçında tek siyah tel kalmamış, kar gibi beyaz saçlı bir ihtiyar (kendisi biraz öncesine kadar Rimski idi) kapıya koştu, düğmeyi çekti, kapıyı açtı, karanlık koridorda koşmaya başladı. Merdivene dönen köşeye gelince korkudan titreyerek, karanlıkta el yordamıyla elektrik düğmesini buldu, merdiven aydınlandı. Eli ayağı tutmayan, zangır zangır titreyen ihtiyar, merdivende düştü. Çünkü yukarıdan Varenuha üzerine çullanıyormuş gibi gelmişti ona.
Siz yaysanız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu görür ebediyet yolundaki hedefi ve uzaklara uçurur oku, yayını eğerek var gücüyle.
Kıvançla eğilmeli o okçunun önünde. Çünkü o okçu, dimdik duran yayı da sever, uçup giden oku sevdiğince.