Puan vermedi·104 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:57
Roman, Strazburg’da yaşanmış gerçek bir tarihi olaya, "Dans Salgını"na dayanıyor ve dönemin Avrupa’sındaki açlığı, sefaleti, çaresizliği konu alıyor. İnsanların açlıktan çocuklarını kaybettiği o günlerde, bir kadının sokağa çıkıp durmaksızın dans etmeye başlamasıyla tüm şehrin kaderi değişiyor.Kitapta beni en çok etkileyen şey, "dans etme" eyleminin bir kabusa, vahşete ve toplumsal bir cinnete dönüştüğünü görmek oldu. Bu insanlar keyiften değil; devletin ağır baskısından, yoksulluktan ve çaresizlikten deliliğin sınırına gelerek dans ediyorlar. Kelimelerle dökemedikleri o büyük isyanı ve acıyı; bedenleriyle, ayakları parçalanıp kalpleri durana kadar haykırıyorlar.Aynı zamanda halkı bu kitlesel histeriye sürükleyen tek şey kıtlık ve sefalet değil. Kitapta arka planda sürekli devam eden ve halkı ciddi şekilde endişelendiren bir Türk saldırısı korkusu var. Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa içlerine doğru ilerleyişi, Strazburg halkı üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Yaklaşan bu tehdit; zaten açlık ve baskı altında ezilen halkın yaşadığı travmayı tetikleyerek onları nihayetinde bu delilik noktasına getiriyor. Sonrasında tıp dünyasının ve din adamlarının bu salgını durdurmak için buldukları saçma çözümler ise otoritenin halktan ne kadar kopuk ve cahil olduğunu trajikomik bir şekilde gözler önüne seriyor.Kara mizahın, absürtlüğün ve tarihi konuların iç içe geçtiği bu kitap; hacim olarak kısa olmasına rağmen benim için biraz yorucu oldu.
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Ahirette sizi Kur'an kurtarır.
10/10
·96 syf.··
2026 22. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 06:59
Yaklaşık 6 sene önce bana bir abimizden hediye gelen bu kitabı rafımda eskimeye bırakmıştım. Çok önyargılı yaklaşıyordum; İsa/Mesih'in tekrar dünyaya zuhur edeceği inancına sahip değilim. Zaten bu inanç Kur'an'a da aykırıdır. Kitabı kapağından yargılamamak gerekiyormuş, bu inancı savunduğunu düşünüyordum. Bugün rastgele sayfalarını karıştırırken denk geldim. Yanlışları açığa çıkaran, tamamen Kur'an ışığında ilerleyen ve İsa/Mesih inancını çürüten bir kitap. Kitabın diyalog halinde 3 karakterden oluşması (Gelenekçi, Abi ve Kur'an Müslümanı şeklinde) insanların zihninde oluşturduğu tüm sorulara yanıt vermesini sağlamış. Kitaptaki bu karakterlerin karşılıklı argümanları, aslında İslam dünyasındaki farklı zihniyetlerin de birer aynası niteliğinde. Yazarın bu yöntemi seçmesi, kuru bir didaktik anlatımdan ziyade, okuyucuyu bir adalet masasında tarafları dinliyormuş hissiyatına sürüklüyor. Yani okurken kafanıza takılan bir soru bile varsa merak etmeyin; ardından başka bir diyalogta, sorulan sorular geçiştirilmeden tüm şeffaflığıyla ele alınmış ve ona değinilmiş oluyor. Kitapta yalnızca Kur'an'dan değil, İsa/Mesih inancının Hristiyan ve Yahudi kesimlerdeki yerinden de bahsediliyor. Hatta yer yer antik inanışlara kadar detaylı bir inceleme yapılmış. Eser, Mesih beklentisinin sadece İslam dünyasına sonradan giren bir hurafe olmadığını, kökenlerinin Mezopotamya ve eski Mısır mitolojilerine kadar uzanan kılık değiştirmiş bir "kurtarıcı" arayışı olduğunu gözler önüne seriyor. Yahudilik ve Hristiyanlıkta sosyo-politik krizlerin doğurduğu bu teolojik beklentinin, zamanla hadis rivayetleri üzerinden Müslüman zihnine nasıl enjekte edildiğini görmek son derece ufuk açıcı. Kitap boyunca sıklıkla manipüle edilen ayetlerin kelime analizleriyle, öncesi-sonrası ilişkisi gözetilerek
Din
Kur'an Işığında İsa Mesih BeklentisiFehmi İlkay Çeçen · Süleymaniye Vakfı Yayınları · 201815 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·249 syf.··
2026 256. kitabı
Thomas More, beş yüz yılı aşkın bir süre önce kaleme aldığı bu çığır açıcı başyapıtıyla dünya edebiyatına ve siyaset felsefesine yepyeni bir kavram kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda modern toplumun, mülkiyet ilişkilerinin ve adaletsizliğin köklerine inen amansız bir eleştiri sunuyor. Kelime anlamı olarak Yunancada hem "olmayan yer" (*outopos*) hem de "güzel yer" (*eutopos*) anlamına gelen *Utopia*, yazarın dönem Avrupası’na—özellikle de feodal İngiltere’ye—fırlattığı muazzam bir entelektüel bumerangdır. İki ana bölümden oluşan eserin ilk kısmında More, dönemin Avrupası’ndaki toplumsal adaletsizliği, saray dalkavukluğunu, bitmek bilmeyen savaş hırslarını ve köylüleri yoksulluğa mahkum eden "çitleme" (toprakların kapatılması) sistemini sert bir dille eleştirir. İkinci kısımda ise, denizci Raphael Hythlodaeus’un ağzından, Güney Yarımküre’de yer alan ve her şeyiyle kusursuz bir düzen üzerine kurulmuş olan o gizemli Ütopya Adası’nı tüm detaylarıyla tasvir eder. Ütopya’da özel mülkiyet tamamen yasaktır; para kullanılmaz, tüm kaynaklar ortaktır ve herkes günde sadece altı saat çalışarak geri kalan zamanını sanata, bilime ve kendini geliştirmeye ayırır. Din özgürlüğü, kadın-erkek eşitliğine yakın adil bir paylaşım ve savaş karşıtlığı adanın temel yasalarıdır. More, bu idealize edilmiş izole ada üzerinden insanoğlunun açgözlülüğünü, sınıfsal kibirleri ve devletlerin adaletsiz yönetim biçimlerini aynaya tutarak ifşa eder. *Utopia*; insanlığın daha adil, daha eşit ve daha insani bir dünya kurma arzusunun zamansız ve evrensel manifestosudur. Döneminin çok ötesinde fikirlerle örülmüş, felsefeden sosyolojiye, siyasetten edebiyata kadar batı düşünce mirasını kökten şekillendiren, her çağda yeniden okunması ve üzerine düşünülmesi gereken muazzam bir kılavuzdur.
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2026 235. kitabı
Dan Brown, ünlü simgebilim profesörü Robert Langdon’ın maceralarını bu kez insanlığın en kadim, en felsefi ve en çok tartışılan iki sorusunun peşinde, İspanya’nın fütüristik atmosferinde buluşturuyor: "Nereden geldik?" ve "Nereye gidiyoruz?" Langdon’ın eski öğrencisi, dahi fütürist ve ateist milyarder Edmond Kirsch, dinlerin geleceğini kökten sarsacak ve bu iki soruya bilimsel bir yanıt sunacak büyük keşfini açıklamak üzere Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’nde görkemli bir sunum düzenler. Ancak bu sunum trajik bir suikastla yarıda kaldığında, Langdon ve müzenin güzel müdürü Ambra Vidal, Kirsch’in dünyaya ilan etmek istediği o büyük sırrı ve gizli şifreyi çözmek için zamana karşı amansız bir yarışa girişirler. Yapay zeka teknolojilerinden modern sanata, din-bilim çatışmasından insanlığın geleceğine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi merkezine alan yazar; Barselona’nın Gaudi imzalı ikonik yapılarından kraliyet saraylarının dehlizlerine kadar uzanan, yüksek tempolu ve şifrelerle dolu bir kurgu sunuyor. İnanç ile teknolojinin ebedi savaşını popüler edebiyatın en sürükleyici tonlarıyla harmanlayan, okuru insanlığın kökenine ve varacağı noktaya dair düşündüren teknolojik bir gerilim ve gizem şaheseri.
BaşlangıçDan Brown · Altın Kitaplar · 201726,3bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 230. kitabı
Hakan Günday, Türk edebiyatının yeraltı tonlarını en sarsıcı, ham ve felsefi şekilde işleyen bu eserinde; hayatları Türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna uzanan iki karakterin, Derdâ ve Derda’nın yollarının kesiştiği o karanlık, şiddet dolu ve tekinsiz labirenti anlatıyor. İsimlerinin aynı, kaderlerinin ise birbirinin aynası olduğu bu hikaye; çocuk yaşta evlendirilen bir kız çocuğu ile mezarlıkta büyüyen bir oğlanın acı dolu büyüme sancılarını, maruz kaldıkları insanlık dışı yozlaşmayı ve suçu merkezine alıyor. Yazar; din, toplum, adalet, tarikatlar ve modern kölelik gibi tabuları muazzam bir kelime cambazlığı ve sert bir üslupla masaya yatırırken, harflerin ve kelimelerin dünyayı nasıl hem cehenneme hem de bir kurtuluş sığınağına dönüştürebileceğini gösteriyor. İnsanın içindeki o saf kötülüğü, sistemin çürümüşlüğünü ve nihayetinde "az" ile yetinmek zorunda bırakılan hayatların ne denli büyük patlamalara gebe olduğunu yüzümüze vuran, okuru adeta nefessiz bırakan bir modern zaman ağıtı.
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2026 217. kitabı
Ömer Hayyam, yüzyıllar öncesinden uzanan bu zamansız rubailerinde; şarabı, aşkı, anın büyüsünü ve hayatın geçiciliğini merkezine alarak adeta akıp giden zamana meydan okuyor. Evrenin sırlarını, din adamlarının bağnazlığını, ölümün mutlaklığını ve yaratılışın gizemini hiçbir kalıba sığmayan muazzam bir özgürlük hissi ve felsefi bir derinlikle sorguluyor. Yaşadığımız tek anın "şu an" olduğunu, geçmişin ve geleceğin koca bir hiçten ibaret olduğunu hatırlatan; insanı dogmalardan sıyırıp kendi varlığıyla ve hayatın tadıyla baş başa bırakan sarsıcı bir bilgelik abidesi.
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma