Ebu Rukayye Temim İbn-i Evs ed-Dârî (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Din nasihattır", buyurdu. Biz de kendisine :
-Kimin için nasihattır? dedik. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem)'de:
-Allah için, kitabı için, Rasulü için, mü'minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar içindir, buyurdu. (Müslim, İman 95)
Din-i İslâm demişdir ki:
“Kadın, kocaya varmakla kendi ailesinin ismini kaybetmesi şart değildir. Baba râbıtası dâimîdir, zevciyyet râbıtası ise kabil-i inkıta'dır. Ondan babasının bağını koparmayınız, olur ki, hukuk-ı zevciyyet inkıta'a uğrar, boşanır, başkasına varır ölür, başkasıyla evlenir.. Bugün bir adla, yârın diğer adla anılması, kadın için bir hakaretdir, kadınların esîr addedildiği zamandan kalma bir âdetdir, nâhoş bir şeydir.“
Bu da yine İslâm'ın kadına ne büyük hürmetidir.
Kâinata rahmet elini uzatan Büyük Peygamber de:
“- Kadını, kocasının ismini almak mecbûriyyetine tâbi' tutmayın. Babasından soymayınız“ buyurmuştur.
Riyâdan sakınmak için, sadakanın gizli verilmesi uygun ise de, başkalarını teşvîk için, riyâ maksadı olmaksızın âşikâre, açıkca vermekde de bir beis yokdur. Bundan dolayı Kur’ân-ı kerîmde sadakanın âşikâre, açıkca verilmesi de nehy olunmamışdır. Fekat, gizli vermenin dahâ efdâl olduğu da âyet-i kerîmede bildirilmekdedir.