Murad karar ve emirlerine karşı gelinmesine tahammül edemezdi. Dîvân'da Anadolu kadıaskerinin, pâdişahın bir molla hakkında tavsiyesine karşı bağımsızlık iddiasında bulunması üzerine çok hiddetlendi; şeyhülislâmı azletmiş, kadıaskerin çadırını başına yıktırmadıkça hiddeti yatışmamıştı. Vakanüvise göre IV. Murad devlet teşkilatını ve mertebeleri iyi bilirdi, din bilimlerinde bilgi sahibi idi, kadıları imtihana çekerdi. Kadılık alamayan bazı din adamlarını, huzurunda imtihana çektiği meşhurdur.
Sayfa 215 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
IV. Murad, 1632'de 21 yaşında devlet işleriyle yakından ilgilenen gerçek bir padişah durumuna erişmiş bulunuyor, toplantılara katılıyor, emirler veriyordu. Böylece 1632'de iktidar sorunu ciddi bir şekilde su yüzüne çıkmış bulunuyordu. Aslında çekişme, saray ile yeniçeri desteğini alan ve bağımsız hareket eden güçlü veziriâzam Hüsrev arasında idi, 1632'de ya Kösem, oğlu Murad'ın gerçek pâdişah olarak kendisinin yerini almasını doğru bulmuş olmalı, yahut artık devlet işlerinde faal rol oynamaya başlayan genç padişah, annesinin yerine geçmeye karar vermiş olmalıdır. 1632'deki değişiklik, iktidar bunalımından kaynaklanmıştır. Zorbalar, Hüsrev'in azline neden olanları kılıçtan geçireceklerini ilân ediyorlardı. Hedefte Hafız Ahmed Paşa, Defterdar Mustafa Paşa (maaşlardan ve paradan sorumlu), sarayın akıl hocası eski musâhib yeniçeri Hasan Halife ve saraya yakın musahib Musa Çelebi vardı; zorbalar toplam 17 kişinin başlarını istiyorlardı. At-Meydanı yine isyancıların toplantı merkezi oldu. İstanbul'da dükkânlar kapandı, "ehl-i ırz olanlar" korkudan evlerine kapandı, bazıları şehirden kaçtı. Yeniçeriler saraya hücum ettiler. İçeride Kösem ve oğlu pâdişah, âsîlere "bugün sabredin" diye yatıştırmak istediler, fakat zorbalar saray önüne geldiler ve adlarını verdikleri 17 kişinin teslimini istediler. Üçüncü gün, ulemâyı yanlarına alıp sarayda Orta-Kapı'ya kadar girdiler. Sarayda Dîvân (hükümet) toplantısı iptal olundu. Pâdişahı dışarı çağırıyorlardı. İçeride saltanat değişikliğinden korkuyorlardı. Enderun ağaları genç pâdişahı aralarına alıp harem dairesine, Kösem'in yanına götürdüler. Asîler hareme girmek istediler. 17 kişi teslim olunmazsa, pâdişahın kendisini tehdit etmeye başladılar. II. Osman vakâsı akla geliyordu. Kapıya dayanan zorbalar hiddet içinde bağrışıyordu. Bu
Sayfa 204 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Devletin ana kanûnu, Fâtih ve Kanunî Süleyman dönemlerinin tümüyle Şerîat dışı örfî, yani yerli âdetlerle idarî gereksinimlere dayanan örfi kanûnnâme idi. I. Ahmed yeni bir kanûnnâme, Kanûnnâme-i Cedîd çıkarmıştır. Bu kanûnnâmede mevcut örfî kanûnlar, şerî esaslara göre fetvâlarla açıklanmıştır. Başka ifadeyle, devlet kanûnları din esaslarına göre şerîleştirilmiştir.
Sayfa 162 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Din ile devlet birbirinden ayrılınca ne olur, sana bir örnekle anlatayım. İnsan ile damarlarındaki kanı birbirinden ayırmaktan hiçbir farkı yoktur. Böyle birşey olduğunda kan heder olur. İnsan da zayıf ve bitkin düşer veya zayi olur.
Devletin dini olmayınca yasaları, ekonomisi, askeriyesi, siyaseti ve eğitimi de bu temel üzere bina edilir. Düzen dinsiz olunca memurunu, askerini, iş adamını, öğrencisini de tıpkı kendisi gibi yetiştirecek. Böyle bir sistemden yüksek faziletli, muvahhid ve mücahid bir nesil beklemek çalıda gül bitmesini beklemek gibidir.
Biz erkekliğimizi yitirdik. Kuran'ın, Allah'ın kılavuzluğunda yürümediğimiz için bacaklarımız titriyor. Yeryüzü kâfirlerin zulmü altında inliyor. Bir Müslüman devlet, zulmü durdurmak adına eline kılıç alamıyor...
Hem ben sana bir şey söyleyeyim mi, Paşa, bu Almanlar bizden bu konuda çok şey öğreniyorlar. Hep söylüyorum, emniyet edebileceğin bir devlet kurmak istiyorsan tek ırk, tek din olacak.