Can özümden besmeleyi çekende....
Puan vermedi·112 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:13
"Düşümde düşüme girdin dün gece..." Az önce rüyamda Âkif hoca bana mesaj atmış, Seren hanım bu kez vize notlarını görerek not giriyorum diye. Ama ben uyudum, o zaman bu rüya diyerek uyandım. Çünkü nöbeti devredip uyudum. Bugün girerim dediyse girer dedim ben size. Çünkü Âkif king. O kadar. Can özümden besmeleyi çekende ; böyle iki yıl. Dosta Doğru şiirler. Hadi başlayalım. R.Ç: Hocalarım Kuran notu girilmiş O.Y: Hadi bakalım nöbetçiler istirahat vakti R.Ç: Beni nöbete bırakmıştı Seren hoca O.Y: Tahmin ettim hocam R.Ç: Şimdi saati önemsemeden çaldırsak mı kendisini hocam O.Y: Neden demez Peşimden dönen muhabbetler bu, rüyamda rüyama girecek şey max budur benim de zaten. Elhamdülillah. Çok şükür bugün de Âkif hoca beni yanıltmadı. O kadar kıymetli ki şu. En küçük şey de bile o yapmaz demek. O bunu yaparım dediyse yapar demek. Sonuç; 100'de ısrar etme 90 da oluuuuuur:) İnsan dediğin; noksan da olur.
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Alperen Yayınları · 20061,319 okunma
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 09:44
"Dinle Küçük Adam" insanlığa bir sesleniş, 1946 yılında Orgon Enstitüsü'nün arşivi için kaleme alınmış insancıl bir tespit. İnsanların içinden küçük adamların kendi kendilerine ettiklerini; nasıl acı çektiklerini, isyanlarını, çürümüşlüklerini, düşmanlarını sayıp, dostlarını nasıl katlettiklerini; "millet vekili" olarak ne zaman gücü eline geçirse, bunu nasıl istismar ettiklerinin tespiti. Aynada çırılçıplak insanlığımızın ve medeniyetimizin defolarını izliyoruz. Seslenişi "Ruhsal Veba" mızın bir yansıması ve toplumsal bir tahlili. Farkındalık yaratacak bir kitap.
Dinle, Küçük AdamWilhelm Reich · Cem Yayınevi · 202115,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İradenin olduğu yerde çare tükenmez..
8/10
·408 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:23
Betty Mahmudi'nin Kızım Olmadan Asla adlı kitabını okurken elimden bırakmakta zorlandım. Kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebebini de okudukça daha iyi anladım. Betty Mahmudî profesyonel bir yazar değil, yaşadığı olayları anlatan bir anne. Belki de kitabın etkisi biraz buradan geliyor. Edebi kaygılardan çok yaşanmışlığın ağırlığı hissediliyor. Olayların ne kadarının birebir yaşandığı ya da bazı kısımların ne ölçüde öznel olduğu ayrı bir tartışma konusu olsa da, okur olarak anlatılan çaresizliğe ve korkuya kayıtsız kalmak kolay değil. Kitap, Amerikalı Betty'nin İranlı eşi Mudi ile birlikte kızları Mehtap'ı da alarak İran'a gitmesiyle başlıyor. Başlangıçta kısa süreli bir aile ziyareti gibi görünen bu yolculuk, Mudi'nin Amerika'ya dönmeyeceklerini açıklamasıyla bambaşka bir hâl alıyor. Bundan sonra kitap bir annenin özgürlüğünü ve kızını korumak için verdiği mücadeleye dönüşüyor. Olay örgüsü son derece sürükleyici. Sayfalar ilerledikçe Betty'nin içinde bulunduğu çıkmaz daha da belirginleşiyor ve okur onun yaşadığı baskıyı daha yoğun hissediyor. Karakterlerin psikolojik yönleri kitabın en dikkat çekici taraflarından biri. Betty'nin yaşadığı korku, yalnızlık ve çaresizlik duygusu oldukça başarılı aktarılmış. Yabancı bir ülkede, dilini bilmediği insanların arasında, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olamadığını hissetmesi okura da geçiyor. Onun ayakta kalmasını sağlayan şeyin annelik duygusu olduğu çok açık. Kızını geride bırakmama kararlılığı kitabın merkezinde yer alıyor. Mudi karakteri ise psikolojik açıdan oldukça ilgi çekici. Amerika'daki hayatında tanıtılan Mudi ile İran'a gittikten sonra ortaya çıkan Mudi arasında ciddi bir fark var. Güç sahibi oldukça daha baskıcı hâle gelen, çevresinden aldığı destekle otoritesini artıran bir karakter görüyoruz. Onun davranışlarını
Biyografi
Kızım Olmadan AslaBetty Mahmudi · Sonsuz Kitap Yayınları · 20177,2bin okunma
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 134. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 16:50
BEŞ DUYUNUN KASABI CİHANGİR IŞIK "DUYMADI, TATMADI, DOKUNMADI." "Dinle. Sadece sessizlik yalan söylemez." Selam kitap dostlarımm, bugün okurken resmen *"Ben ne okudum böyle!"* dediğim, tüylerimi diken diken eden yepyeni bir polisiye-gerilim bombasıyla geldim: Beş Duyu Organının Kasabı. İlk kitap *Kırmızı Ritüel*'den sonra beklentim çok yüksekti ama yazar bu kez beklentilerimi de aşan, çok daha karanlık ve dehşet verici bir kurguyla geri dönmüş. Meğer ilk kitaptaki cinayetler işin sadece fragmanıymış! " Ilk yalan GÖRMEKLE başlar. Göz, gerçeği gostermez; göz, alışkanlığı öğretir." Kitabın en büyük gücü, yazar Dr. Cihangir Işık’ın gerçek hayatta da aktif bir adli tıp uzmanı olması. Otopsi masasındaki o soğuk gerçeklik, kullanılan cerrahi teknikler en ince ayrıntısına kadar o kadar kusursuz işlenmiş ki, kendinizi roman okurken değil, gerçek bir adli dosya incelerken buluyorsunuz. Savcı Volkan, Adli Tıp Uzmanı Soner ve Jandarma Aykut bu kez sıradan bir seri katilin değil, bir canavarın peşinde. Katilimiz kurbanlarını öldürmeden önce beş duyusunu (görme, işitme, tat, koku, dokunma) sistemli ve vahşice yok ediyor. Cesetlerin üzerine bıraktığı mikroskobik şifrelerle adeta Soner’e meydan okuyor: *"Bilimine güveniyorsan gel beni çöz!"* Ahmet, gördü. Uğur kulağını... Ayşe, ruhunu... Kitap sadece bir polisiye değil, insanın karanlık psikolojisine yapılan bir yolculuk. Tam *"Olayı çözdük"* dediğiniz anda yazar öyle bir finalle ters köşe yapıyor ki tüm taşlar yerinden oynuyor. Geçmişte kapandı sanılan dosyaların bu cinayetlerle bağı ise hikayeyi bambaşka bir boyuta taşıyor. Kitabı okudukça olaylar iç içe geçmiş Hayatlar ve kan donduran olay örgüsü cinayetler. Birbini takip eden olaylar zinciri... Ciddi bir emeğin ürünü olan, tek bir boşluk bile bırakmayan bu kitaba
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202614 okunma
Puan vermedi·163 syf.··
2026 151. kitabı
Edebiyat tarihinde bazı başlangıçlar, yazarın ileride inşa edeceği devasa şatonun mütevazı ama en hesapsız temel taşlarıdır. Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda, sıradan bir beyzbol maçının ortasında zihnine düşen tuhaf “roman yazabilirim” dürtüsüyle kaleme aldığı Rüzgarın Şarkısını Dinle, tam da böyle bir ilk adım. Yazarın uzun yıllar başka dillere çevrilmesinden imtina ettiği bu ilk gençlik eseri, aslında bir ustanın çıraklık dönemindeki telaşlı ve cesur adımlarını barındırıyor. Bu romanı okurken, sınırları ustaca çizilmiş ve pürüzsüz işleyen bilindik Murakami evrenini beklemek haksızlık olur. Metin yer yer dağınık; bazı imgeler havada asılı kalıyor, hikâyenin uçları yazarın sonraki eserlerine kıyasla daha yüzeysel bir biçimde açık bırakılıyor. Ancak bu dağınıklık, okuru iten bir acemilikten ziyade, henüz kendi sesinin tınısını arayan bir yazarın samimiyeti olarak yansıyor sayfalara. Kapağında Murakami ismini görmeseydik, bu yapısal boşlukları taze ve farklı bir edebiyatın müjdecisi olarak yorumlamamız işten bile değildi. Fakat kitabın asıl büyüleyici tarafı, okura sunduğu edebi arkeoloji imkânı. Haşlanmış Harikalar Diyarı’nda karşımıza çıkan cebindeki bozuk paraları takıntıyla sayan karakterin ya da Renksiz Tsukuru Tazaki’nin satır aralarında gizemli bir şekilde beliren kesik parmak imgesinin tohumlarını bu ilk romanda buluyoruz. Murakami, sanki gelecekte yazacağı başyapıtlara yıllar öncesinden gizli mektuplar yollamış, kendi edebiyatının şifrelerini usulca bu ilk metne kazımış gibi. Rüzgarın Şarkısını Dinle, kusursuz bir edebi harika olmaktan çok, büyük bir yazarın doğuş anına tanıklık ettiğimiz mahrem bir seyir defteri. Bize roman sanatına dair eski ama derin gerçeği fısıldıyor: Bazen bir yazarın en "eksik" metni, onun zihnindeki okyanusu anlamak
Edebiyat
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
Bir Çocuk, Bir İhtiyar, Bir Sokak Bakkalı
Puan vermedi·56 syf.··
2026 13. kitabı
Fransa'daki yahudi mahallesinde yaşayan küçük bir çocuk ve mahalledeki pek hoşlanilmayan bakkalın hikayesi. Çocuğun ayakta kalma çabasını çok güzel bir dille oldukça başarılı bir duyguyla aktarmış yazar.Sinemayada uyarlanmış metin çok sağlam oldugu için.Gise değil ama ağır festival filmi akışına sahip. Bakkal müsluman ama kitabin dinle ilgisi yok göze sokmuyor,sezdirip birakmis,yazar sufii anlayisina sahip. Okunur mu ,evet 10 üzerinden kaç veririm 8.
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,3bin okunma