6/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Arthur Schopenhauer’un Mutlu Olma Sanatı kitabını okurken açıkçası zorlandım. Kitabın dili bana oldukça ağır geldi; bazı cümleleri anlamak için birkaç kez okuyup hatta tekrar dinlemek zorunda kaldım. Schopenhauer düşüncelerini detaylı ve kapsamlı bir şekilde açıklamayı tercih etmiş, ancak bu durum yer yer kitabın akıcılığını benim için azalttı. Belki de bu kitabı daha sakin ve zihinsel olarak daha boş olduğum bir dönemde okusaydım, anlatılanları çok daha iyi kavrayabilirdim. Kitaba başlarken daha pozitif ve motive edici bir eser bekliyordum. Fakat Schopenhauer’un karamsar dünya görüşü satır aralarında kendini sıkça hissettiriyor. Bu yüzden kitap bana beklediğimden daha negatif bir atmosfer sundu. Yine de üzerinde düşünmeye değer birçok tespiti vardı. Özellikle 13. yaşam kuralında geçen “Oysa insan neşeliyse genç, yaşlı, fakir, zengin olup olmadığının önemi yoktur. Mutludur. Bu nedenle ne zaman olursa olsun, neşeye kapı açmalıyız.” sözü dikkatimi çekti. Neşenin insan hayatındaki yerini çok sade ama etkili bir şekilde anlatıyordu. Benzer şekilde 31. kuralda mutluluğun onda dokuzunun sağlıktan geldiğinin söylenmesi de oldukça gerçekçiydi. Çoğu zaman sağlığın değerini ancak onu kaybettiğimizde anlıyoruz. Bu nedenle Schopenhauer’un mutluluğun temelinde sağlığı görmesi bana son derece haklı geldi. Her ne kadar kitap beklentilerimi tam olarak karşılamasa ve okuması zaman zaman yorucu olsa da, insanı kendi yaşamı üzerine düşünmeye iten, altı çizilecek birçok cümle barındıran bir eserdi.
Duygu ve Düşünce
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Öfke Dansı
Puan vermedi·199 syf.··
2026 10. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:39
Öfke Dansı – Dr. Harriet Lerner Bazı kitaplar yalnızca bilgi vermez, insanın kendisine ve ilişkilerine farklı bir gözle bakmasını sağlar. Öfke Dansı benim için böyle kitaplardan biri oldu. Kitap, öfkenin bastırılması gereken bir duygu olmadığını; doğru şekilde dinlendiğinde ve yönlendirildiğinde değişim için güçlü bir rehber olabileceğini anlatıyor. Özellikle anne, baba, eş, çocuk ve iş arkadaşları gibi yakın ilişkilerimizde tekrar ettiğimiz davranış kalıplarını fark etmeye ve bunları değiştirmeye odaklanıyor. Kitapta dikkatimi çeken konulardan biri de kuşaklar arası ilişki meselesiydi. Anneannelerimizin, annelerimizin ve bizim sorunlarla nasıl başa çıktığımızı karşılaştırırken bazı davranışların nesilden nesile nasıl aktarıldığını gösteriyor. Böylece sadece kendi davranışlarımızı değil, bunların nereden geldiğini de sorgulamaya başlıyoruz. Kitap bana şu soruyu düşündürdü: "Öfkelenmemin asıl sebebi ne ve bu öfke bana ne anlatmaya çalışıyor?" Yazarın son bölümlerde üzerinde durduğu nokta ise değişimin cesaret gerektirdiği. İlişkilerde yeni adımlar atmanın, alışılmış kalıpları kırmanın ve gerektiğinde sınır koymanın kolay olmadığını; bunun için yürekli ve kararlı olmak gerektiğini vurguluyor. Kitaptan aklımda kalan en güçlü düşüncelerden biri şu oldu: Öfkeyi yok etmeye çalışmak yerine onu dikkatle dinlemek ve değişimin hizmetine sunmak. Çünkü gerçek değişim, rahatsız olduğumuz şeyleri fark edip onların üzerine cesaretle gidebildiğimizde başlıyor. Bu kitabı özellikle ilişkilerini daha iyi anlamak, kendini tanımak ve öfke duygusuna farklı bir açıdan bakmak isteyenlere öneririm. Ancak daha çok hikâye veya roman tarzı kitaplar okumayı sevenler için yer yer ağır gelebilir. Puanım: 9/10 Sizce öfke her zaman kötü bir duygu mudur, yoksa bazen değişimin başlangıcı
Psikoloji
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,889 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Güzel di fakat..
Puan vermedi·464 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:05
Kitap çok güzel ama beni rahatsız edene bir kaç şey var öncelikle Nazenin karakteri çok güzel anlatılmış duruşu hitap şekilleri tam beklediğim gibi diplomatik ve sert ama karakterin bilmediği hiçbirşey yok 10 parmağında 11 marifet gerçekten halkın sorunlarını dinlemek için gittiği en ucra köşede ki köye gidiyor ve oranın ağasının karısının doğumu başlıyor ve kendisinin ebelik eğitimi olduğu için kendisi doğumu gerçekleştiriyor çok güzel birşey ama karakter kendini bildi bileli vatanına hizmet etmek için kendini adayan geç bir hanım efendi hukuk fakültesini bitirdikten sonra kaymakamlık yapıyor ve en sonda Vali hanım olarak karşımıza geliyor bu kadar hayat temposunun içerisinde her şeyi bilip birçok şeyin eğitimini alması bana saçma geldi onun dışında ben Metehan Binbaşı ile ilişkilerinin biraz daha hızlı ilerlemesini isterdim aralarında ki bir birlerine laf sokmalarını okurken sıkıldım ama yazar hikayeyi ve tüm karakterleri çok güzel işlediği için nabızımızı da yokluyordu sürekli karakterlerin hikayesi değil kitabı bitirmemede yazarın anlatım dili beni çok merakta bırakıp bitirmem de vesile oldu umarım 2. kitap biraz daha hızlı geçer en kısa sürede 2. kitabı okuyacağım.
Hemdem - BirAslıhan Güngör · Lapis Yayıncılık · 2024351 okunma
Puan vermedi·16 syf.··
2026 80. kitabı
Hikayenin kahramanı 10 yaşındaki Elif. Okulda bir dans yarışması var ve seçmeler yaklaştıkça Elif’in içini inanılmaz bir kaygı kaplıyor. "Ya yapamazsam, ya herkes benimle dalga geçerse?" diye diye öyle bir strese giriyor ki, sırf okula gitmemek için hasta numarası bile yapıyor. ​Tam o sabah, şans bu ya, en sevdiği kırmızı ayakkabısının ökçesi kırılıyor! Elif de istemeye istemeye, bir gün önce ninesinin eski sandığında bulduğu atmak için çıkardıkları gümüş ayakkabıları giymek zorunda kalıyor. Ama o ayakkabılar sıradan birer pabuç değil; Elif’i sadece dans pistine değil, kendi içindeki cesareti keşfedeceği harika bir yolculuğa çıkarıyor. ​Özgüven ve kaygı üzerine o kadar sıcacık bir hikaye ki... En çok da çocuklara "Sihir aslında senin içinde" mesajını gözlerine sokmadan, çok doğal bir şekilde vermesini sevdim. Gümüş ayakkabılar aslında Elif’in kendi içindeki o saklı cesareti ve yeteneği temsil ediyor. Bazen ihtiyacımız olan şey dışarıdan bir mucize beklemek değil, sadece kendimize birazcık inanmak, değil mi? ​Kitabın dili su gibi akıyor, çizimleri ise insanın içini açıyor. 7-10 yaş arası çocuklar kendileri rahatça okuyabilir. 5-6 yaş grubu için de bir büyüğün sesinden dinlemek harika bir deneyim olur. Özellikle yeni şeyler denemekten çekinen, "Ben bunu hayatta beceremem" diye kaygılanan minikler varsa, bu kitaba bayılacaklardır...
Gümüş AyakkabılarSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202519 okunma
8/10
·183 syf.·
2026 34. kitabı
Zülfü Livaneli ‘den Son Ada Son Ada, okuyunca yabancılık çekmeyeceksiniz! Roman, her şeyden uzak, sakinlerinin kendi koydukları yazısız kurallarla, doğayla tam bir uyum içinde yaşadığı cennet gibi bir adada başlıyor. Benim için bu ada, sadece coğrafi bir mekan değil; insanın hırslarından arındığında ulaşabileceği o saf, barışçıl yaşamın bir sembolüydü. Ancak adaya "Başkan" olarak anılan eski bir diktatörün taşınmasıyla işler değişiyor. Livaneli’nin buradaki gözlem yeteneğine hayran kalmamak elde değil. Yazar, gücü elinden alınmış ama zihniyeti hala aynı kalan bir liderin, en huzurlu topluluğu bile adım adım nasıl manipüle edebileceğini o kadar gerçekçi işliyor ki, okurken içimdeki o huzur hissinin yerini yavaş yavaş bir tedirginliğe bıraktığını hissettim. Kitapta beni en çok sarsan şey, kötülüğün adaya bir anda ve silahlarla gelmemesi oldu. Her şey "düzen getirmek", "Daha modern, daha güvenli kılmak" gibi son derece masum ve rasyonel görünen kararlarla başlıyor. Başkan’ın adadaki martılarla başlattığı o anlamsız savaş, aslında doğaya ve dolayısıyla insanın kendi özüne açtığı bir savaştı. Livaneli bize şunu çok net gösteriyor: Doğanın dengesine müdahale ettiğiniz an, zincirleme bir felaketi de kendi ellerinizle başlatmış olursunuz. Hikayeyi isimsiz bir ada sakininin ağzından dinlemek, olayların içine çekilmemi daha da kolaylaştırdı. Kendimi sık sık adalıların yerine koyarken buldum. Bir topluluğun, sırf huzuru bozulmasın diye küçük tavizler vererek nasıl adım adım özgürlüğünden vazgeçtiğini izlemek hem hüzünlü hem de ürkütücü bir deneyimdi. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığının, günün sonunda o yılanın herkesi sokmasıyla bittiğini bir kez daha acı bir şekilde gördüm. Son Ada, sadece bir adanın yok oluş hikayesi değil; demokrasinin, özgürlüğün ve çevre
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462,2bin okunma
2/10
·191 syf.··
2026 15. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:22
Benim için hayal kırıklığı olan bir kitap oldu. Uzun zamandır kitapçılarda gözüme takılıyordu. Uygulamada rastlayınca dinlemek istedim. Yürürken dinlemek için çok uygun bir kitap ama kitap bir yerden sonra sürekli kendini tekrarlıyor. Yazar bir yerde tanınmış düşünürlerin,filozofların hayatlarından da örnekler vermiş ama yine de çok zorlama. Dinlerken insanın içini bayıyor bu tekrarlar,eğer okuyor olsaydım kesinlikle yarım bırakırdım.
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma