Bir kere teşebbüsünüz temelden yanlıştır. Çünkü Türk kültürünün kaynak eserlerini isterken bunun "yeni kuşakların kolayca anlayabileceği bir dilde" olmasını şart koşuyorsunuz. Yeni kuşakların seçkin bir küçük bölümü dışında kalanları 1000 kelimeyle konuşan gençler olduğu için bunların anlayacağı şekilde eser yazmak veya hazır-lamak fikir ve duygu bakımından düşmek, alçalmak mânâsına gelir. Halbuki gaye onların seviyesine inmek değil, onları yukarıya çekip çıkarmak olacaktır ki, bu da eserleri alabildiğine sadeleştirmek, yani basitleştirmekle asla sağlanamaz. Bu "Bin Kelimeli Millet", İngilizce yahut İspanyolcayı bilmediği halde İngiliz, Amerikan ve Arjantin şarkılarını mükemmelen ırlıyor. Demek ki kendisine ait olanı da öğrenecek kabiliyeti var demektir. Öğrensin!.. Kültür dizisi dip notları ve açıklamalarla onlara kılavuzluk edebilir ve "malak", "buzağı", "tay", "sıpa", "küşek", "palaz" kelimelerini bilmeyerek ayı yav-rusu, inek yavrusu, at yavrusu, eşek yavrusu, deve yav-rusu, kaz yavrusu diye işin içinden sıyrılan kültürsüz kuşaklar kendi dillerinin zenginliğini kendi kendilerini öğrenmek mecburiyetinde tutulur. Sınavlarda bunlara tümleç, özne uydurmaları yerine "kısrak neye derler?", "boz ve kumral hangi renklerdir?", "hangi hayvanların yavrusuna enik denir?", "bıkmak, usanmak ve bezmek arasındaki farklar nelerdir?" gibi sorular sorulur ve "dövüş-türülmek", "koşturulabilmek" gibi Türkçe kelimelerin Batı dillerinde, Arapça ve Acemcede kaç kelimeyle ifade edildiği öğretilir, bir cümlede "fiil"i sona getirerek konuşmanın büyük bir zihin ve muhakeme üstünlüğü olduğu anlatılır, sözün kısası, dilin kutsal nesne olduğu beyinlerine işlenir.
Sayfa 261 - Ötüken, 1 Kasım 1971, Sayı: 112·Kitabı okuyor
Tek başına ağlayan kadınlar. Dünyanın kırık kalbi. Dünyanın dip boyası gelmiş saçları. Dünyanın rutubetli duvarları. Sadece nakaratını hatırladığımız o eski şarkılar.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tırtıl
Aşktın sen, çimene düşmüş ışık, ağrıda gizli sözümdün. Bu yüzden parçalanarak yaşlanıyorum ben bu yüzsüz çağda, sen içimde duruyorsun büsbütün. Ah Felice, söksene beni çölden Gün uzun rüzgâr dip fena öğlen. Uykusuz gözlerimde ağrıdı çöl bunca zaman Taş çatladı, devrildi günün yeli de Çıkmadım senin yokluğundan. Çıkacak bir düzlüğü yok ki hayatın Bulmadım anne serinliğinde bir iklim Varsa yolumda biri, gelsin yırtsın gömleğim. Bir mucizeye uyandırmadı beni çağ Ve hatıra değil artık hatıra. Ah Felice, ben senin yokluğuna mıhlandım, haricinde dönüyor dönüyorsa dünya.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Aslanlar, kaplanlar, ayılar ve onları görünce kaçışan sayısız küçük vahşi yaratık. Bu sevimli adada her tür hayvan ve özellikle bütün insan yiyiciler dip dibe yaşar. Bu gece dilleri dışarı sarkmış, hepsi çok aç . Bu kafile geçtikten sonra en sonuncusu görünüyor: Dev bir timsah.
Alıntı
Bir dip yalnızlık herkesi önce içine çekiyor sonra kusuyordu.
Sayfa 72 - Kırmızıkedi·Kitabı okudu
Alıntı
Ne var ki çok geçmeden ortalığa yayılan felaketi gizlemek artık imkansız hale gelmişti, suçu insanların dip dibe yaşamasına ve eğlence hayatına yüklemeyi artık daha fazla sürdüremezlerdi, çünkü hastalık günahkarlarla faziletkarlar arasında ayrım yapmıyordu.
Sayfa 23·Kitabı okuyor