"Diren bu yozlaşmış çağın cehenneme çağıran şeytanî sloganlarına... Diren, meydanın sahte güzellemelerle kadını modern cahiliye yaşamının bataklarına itme çabalarına... Diren ve karşı koy tüm bunlara, imanın, izzetin ve iffetin adına...
"Sana hayat hakkında iyi şeyler anlatılmayacak kızım!" demişti bir gün. "Kimsecikler sana iyi ve güzel şeylerden, şükretmekten, memnun olmaktan bahsetmeyecek. Çevrendeki insanların hep hayattan şikayet ettiklerini göreceksin. Birçok insanın ağzından felaket senaryoları dinleyeceksin. Bir gün gelecek; hiçbir şeyden memnun olmamak moda olacak. Sana hayatın çirkin olduğunu, memnuniyet verici hiçbir şeyin olmadığını söyleyecek ve yaşamını elinden çalmaya çalışacaklar. Lütfen kızım, onlara inanma! İnsanlar sana varoluşunun değerli ve anlamlı olduğunu anlatmayacaklar. Bunu anlatanlar aşağılanacak. Yaratıcının sana verdiği anlam ve önemi unutma. Onlara diren. Onların inadına yaşayacaksın kızım!"
"Kelebeğin birinci sırrı: Kelebekler henüz tırtıl halindeyken bütün zorluklara direnir. Kendisiyle barışık olmayı öğrenir. Sen de önce kendini sev ve zorluklara diren. SEV VE DİREN"...
“Hikmet ehlinden biri şöyle demiştir: “Yumuşak ko nuşmak, insanın içinde yerleşen kin ve nefreti temizler.”
Yine hikmet ehlinden biri şöyle demiştir: “Rabbini gazaplandırmayan ve arkadaşını memnun edecek keli melerde cimrilik etme. Zira umulur ki bu ahlâkından dolayı rabbin sana güzel davranan kullarının sevabından ”
verir.Bütün bu anlatılanlar, güzel Konuşmanın fazileti hakkındadır. Husumet, münakaşa, mücadele ve inatçı lık ise tatlı sözün tam zıddıdır. Çünkü bunlar, kaba, ür kütücü, kalbi kıran, yaşayışı zorlaştıran, öfkeyi alevlen diren ve göğsü daraltan konuşmalardır.”