"Kelebeğin birinci sırrı: Kelebekler henüz tırtıl halindeyken bütün zorluklara direnir. Kendisiyle barışık olmayı öğrenir. Sen de önce kendini sev ve zorluklara diren. SEV VE DİREN"...
“Hikmet ehlinden biri şöyle demiştir: “Yumuşak ko nuşmak, insanın içinde yerleşen kin ve nefreti temizler.”
Yine hikmet ehlinden biri şöyle demiştir: “Rabbini gazaplandırmayan ve arkadaşını memnun edecek keli melerde cimrilik etme. Zira umulur ki bu ahlâkından dolayı rabbin sana güzel davranan kullarının sevabından ”
verir.Bütün bu anlatılanlar, güzel Konuşmanın fazileti hakkındadır. Husumet, münakaşa, mücadele ve inatçı lık ise tatlı sözün tam zıddıdır. Çünkü bunlar, kaba, ür kütücü, kalbi kıran, yaşayışı zorlaştıran, öfkeyi alevlen diren ve göğsü daraltan konuşmalardır.”
On al, hiçbir şey iade etmemek için adamakıllı diren, sonra, baskı altında, merhamete gel ve bir iade et, sonuç dört bir yandan yükselen alkışlar, düşmanın zafer, dostunsa tebrik alkışı.
Bir zamanlar, yani daha henüz İslam'a girmeden önceki dönemlerde, KADIN'ı başına taç yapan, devlet ve hükümet başkanlıklarına çıkaran, erkeğfain yanında ve ona eş haklara layık kılan bir milletin bugüne erişmiş kÜşakları olmamıza rağmen, Türk kadınını yücelikten köleliğe, özgürlükten «tabiliğe» in diren bir düzene karşı susmuşluğumuz ve üstelik bu düzenin lehimize sağladığı imtiyazlardan yararlanmamız, suçumuzu daha da ağırlaştırmıştır.
Çıktığın yolda sonunu düşünme, sadece diren, sadece mücadele et. Her ne olursa olsun hayalin için bir adım at. Bil ki, attığın bu adım kendine olan inancını artıracak ve yürüdüğün yolda sana güç kazandıracak. Artık inandığın her neyse onun uğruna mücadele ettiğini bilecek ve kendine saygı duyacaksın. Bu inançla başaramayacağın ne olabilir? Başaramasan bile seni mutsuz eden ne kalır geriye? Sonuçta çabaladın, yola çıktın, mücadeleye girdin ve elde etmek istediğin her neyse onun için çalıştın. Güven kendine...