Gerçek ve akıl...
Akılcı geçinenlerin çoğu gerçek akıldan mahrum mahlûklar.. Bir İmam-ı Gazalî'yi, bir (Bergson)u okusalar görürler. İmam-ı Gazalî aklı harikulâde izah eder:
"Gördüm ki," der, "Akıl mahduttur, sınırlıdır, yolu ve rolü çizilidir, onunla erilemez... Anladım ki, her şey Resûlün ruh feyzine tutunmaktan ibarettir... Ona yapıştım ve kurtuldum."
(Bergson) da buna mukabil, kendi aklıyle o hale getirir ki işi, her şeyi ruh sezişine bağlar. Seziş, yıldırımlaşmış bedahet hissi... “Akıl diye tek biçime götürücü bir idrak mihrakı yoktur.." der.
Devrimize aklı savunan akılsızlar hâkimdir! Aklın aczini anlamayan büyük akıl yoksunları... Rasyonalizm budalaları... Onlar derler ki,
"- Sen aklı mat ettin ama, metodun yine akıldır; aklı akılla mat ettin!"
O da, meşhur eserini yazar: "Din ve ahlâkın iki kaynağı…"
Orada şu cevabı verir:
"- Eğer ben aklı akılla yendimse demek ki, akla düşen en büyük vazife dize gelmektir. Nefsini müstakil fakülte kabûl etmemektir!"
Bu filozof aklı bitirerek kaba akıl gururunu yok etmiş ve (mistik) idraki getirmiştir.
Bunları sözde gerçekçilere anlatamazsınız. Çünkü hiçbir şey bilmezler. Kelime ve (slogan) ezbercileridirler ve dünyayı bir işportacı lûgatçesi içinde tasvir ederler..