Dm’den “bir şey sorabilir miyim?” Mesajı gelmiştir. :))))
…ya bana konunun ne olduğunu söylersiniz ya da görüşmeyi sonra erdiririm.
Sayfa 39 - Kırmızı kedi
DM’den yürüyenlere verdiğim cevap
Belki de birbirimizi tanıma konusuyla... aynı ölçüde ilgili değilizdir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
DM sıkılanlar:))
İlgilenen kişiler DM’den bana ulaşırsa memnun olurum. Saygılarımla,
Ceres Yayınları( e- kitap)·Kitabı okudu
Edebiyat
Dinle mayalanmış geleneksel kültürün egemen olduğu toplumlarda, tanrının evdeki suretidir baba. Evin tüm bireyleri bu tanrının kulları. Öyle bir tanrı ki evden dışarda binbir şekil alarak sürüp gider... "Devlet baba" kültü, evdeki babadan alır gücünü ve döner bu babayı da kendisine kul eder. Bir paradoks gibi görünse de değildir. Her iki baba da çocuklarını -yurttaşlarını- edilgen birer kul yaparak yaşayabilir ancak. Sevgi ölür. Şiir uzaklıktır. Özgürlük suçtur. Bunun yol açacağı sonuçlar mı? Yaşadığımız ülke çok açık bir yanıt değil mi?
Sayfa 70·Kitabı okudu
Sarı Saman Hatıra Defteri
ısrarlı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde siyah, cepsiz, buruşuk ve kirli okuldan mı kaçtım, evden mi, söyleyemem titrerdi ellerim uzanıp düzeltirken yüzünü dudakların Bastille'di, yarulmıyorum, gözlerin, en çok o körkütük gözlerin devrilir ve uzun uzun susardı, gözlerine su veremezdim, tek bir imge taşımazdı birbirimize duyduğumuz his şiirsizdik, bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık, bakardık karşı karşıya geçip, hatırlıyor musun, yalnızca bakardık! dipsiz, yalansız, ölüme davet eden bir bakmaydı bu hepsi hepsi aşk! senyör aşk, mösyö aşk, mister aşk, bay aşk! şiirsizdik, bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık bunun için terasa çıkıp aşağı bir gül atmıştık bunun için rıhtıma inip denize bir gül atmıştık çaresizdik, sevda biraz da soygundur, işte sevda biraz yakayı ele vermektir, mahkemelere düşmektir, ben masumum diyebilmektir biraz da sevda, bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık, uyanır uyanmaz başlıyorduk ağlamaya sarılıp sarılıp ağlıyorduk yorulup uyuyana kadar ağlıyorduk sevgilim dokunuyorduk su deyip suya deyip su içen kelebekler gibi susuz kalan gözlerimiz gitgide ağır ağır soluyordu o gül, gitgide ağır ağır soluyordu rüzgârla tenlerimizde tenlerimize ait bir şeyler dokuyorduk oysa ısrarı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde siyah, cepsiz, buruşuk ve kirli dayak mı yedim, dayak mı attım, söyleyemem senden bana seken bir yürek ki yürekler sarı samandan hatıra defterleridir senden bana yansıyan bir ışık ki ışıklar el ele tutuşup geri çekilirler senden bana damlayan bir çiy tanesi ki çiy taneleri ancak biri öldü mü dağılırlar sessizce komşularım senin hakkında konuşmuyorlar başlar öne eğik, dudaklar bükük, omuzlar çökmüş resmini indirdim duvardan, adını unuttum ne tuhaf! karakolda kaydın yok! hastanelerde yok! mezarlıklarda yok!
Sayfa 33·Kitabı okudu
Şiir