"Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayat herhalde bir katakulli değildi. Ama neydi? Bu hayatın bir manasi olmak icap ederdi. Insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
Sol-sağ...Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit. Toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı. Sol'un halk vicdanında yarattığı tedailer:casusluk, darağaçları, Moskova; sağ 'ın müphem, sevimsiz, sinsi bir iki hayal. Hıristiyan Avrupa'nin bu habis kelimelerinden bize ne? Bu maskeli haydutları hafızalarımızdan kovmak ve kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpali bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı?
Hermes'in söyledikleri doğruydu. Ölümlüler her an ölüyordu, gemi kazalarıyla ve kılıçla, vahşi hayvanların ve vahşi insanların eliyle, hastalıktan, bakımsızlıktan ve yaşlılıktan. Prometheus'un bana söylediği gibi, kaderleri buydu, hepsinin ortak hikayesi buydu. Hayatta ne kadar canlı, ne kadar parlak olurlarsa olsunlar, ne harikalar yaratırlarsa yaratsınlar, sonunda toz ve dumana dönüyorlardı. Öte yandan, bütün önemsiz ve işe yaramaz tanrılar yıldızları söndürene dek parlak havayı emmeyi sürdürüyordu.