"Operatörlerin hatalı eylemleriyle başlayan Çernobil kazası, reaktör tasarımındaki kusurlardan dolayı orantısız bir felaketle sonuçlanmıştır."
Çernobil nükleer felaketi. Hepimizin illaki bir yerlerden duyduğu, bildiği bir felaket. Çok basit görünüyor dışarıdan. Nükleer santralde bir kaza oldu... Eee? Pripyat şehri terk edildi. Olayın iç yüzü hiç bu kadar basit değilmiş aslında. Öncelikle yapım aşamasından başlayalım. Ucuz maddeler, hızlı bitirilsin diye acele yapılan üniteler, yanlış tasarımı göz göre göre onaylayan mühendisler ve daha nicesi. Bu felaket bir kaza değil aslında. İnsan eliyle bile bile oluşturulmuş bir felaket. Dyatlov'un santralde patlama olmasına rağmen mühendisleri çalıştırması, testlerin yapılması ve o radyasyonun içine işçilerini göndermesi; Akimov'un son çare olarak acil durum düğmesine basması ancak patlamaya sebebiyet vermesi... Yargılanacak kişiler tabiki de bu mühendislerdi çünkü Sovyet Rusya kendine asla toz kondurmadan ve ekonomisini batırmadan bu işin içinden çıkma tercihindeydi. Asıl korkuncu ise ne ilk başta yangını söndürmek uğruna nükleer felaketin içine giren itfaiyecilere ne de halkına hiçbir eğitim, radyasyon hakkında hiçbir bilgi verilmemesi. Kazadan sonraki ilk gün çocukların sokakta oynaması, okullara gitmesi, doktorların halkı gaz zehirlenmesi diye geçiştirmesi... Atom bombasının yüzlerce katından daha fazla radyasyon yayan bir patlamadan kimsenin haberi olmaması... Hiç kimsenin santraldaki patlamanın bu denli büyük olduğuna inanmaması ve kimsenin tahliye edilmemesi aksine haberler yayılmasın diye şehrin içinde zorla tutulması... İtfaiyecilerin, doktorların ekipmansız yardım etmeye çalışması ve devletin hiçbir yardımının dokunmaması da ayrı bir mesele. Yüzlerce, binlerce insanın yüksek radyasyondan hayatını kaybetmesi...