Özfarkındalığım ne zaman kabarıp taşsa ya da anksiyete, üzüntü, asabiyet veya korku beni aşağı çekse, kendi kendime şunu düşünürüm: Bakışımı başka yöne çevirmeliyim.
Sanırım bu daimi içsel çekişmenin beni hiçbir zaman iyi hissettirmeyeceğini fark ettim. Ve de bütün dünyanın güdü ve amaçlarının omuzlarıma yük bindirmesinin ne kadar yorucu olduğunu!
O yüzden bakışımı başka yöne çeviriyorum. Umutsuzluktan umuda doğru. Rahatsızlıktan rahatlığa. Çoğunluktan azınlığa. İşe yarar olup da beni paslandıran şeylerden işe yaramaz olup beni güzelleştiren şeylere.
Bir kere bakışımı çevirdim mi hayatın daha ilginç yönlerini görüyorum. Bakışım da davranışımı yönlendiriyor. Davranışım da hayatımı değiştiriyor. Tümüyle kendi başıma değişemeyeceğimin farkındayım; beni değiştiren, bakışımın tesadüfen çevrildiği evrendeki pek çok şey. Bakışımı çevirerek hayatın dip noktalarının, sayısız farkındalıkla doldurulabileceğini öğrendim.
Konuya yabancı olanlar açısından kısa bir açıklama yapmak gerekirse; hakim adaylığı sürecine başlayanlar hakkında, hakim olup olmayacağına karar verme yetkisi, daha doğru bir ifade ile bu konuda takdir kullanma yetkisi, adayın yanında staj yaptığı hakim ve savcıya aittir. Yanında staj yapılan hakim ve savcı, staj sürecince adayı; bilgi, 147 beceri, mesleki yeterlilik vs. açısından gözlemleyecek ve bu gözlemlerini staj sonucunda ilgili hakkında düzenleyeceği rapora yansıtacaktır. HSYK'nın ise bu anlamda bir takdir yetkisi yoktur.
Basuru olan bir kadın Hasta kendisine verilen merhemleri eşine sürmüştü şikayetlerinin geçmemesi üzerine tekrar gelmişti durumu anlaşılınca.
İbni Sina, teyze ne diye merhemleri beyine sürdün kendiniie sürmediğin için tabii ki senin derdini geçirmez siz bana maktada süreceksiniz dediniz doğru demişiz dedi fakat sen neden beyine sürdün.
Benim beyimin adı Maktad Ben sizin dediğinizi yaptım merhemleri beyime sürdüm kadının makat sözünü eşinin adı olan Maktad olarak anlamış olduğu anlaşıldı.