Allah'ım Allah'ım ben ne okudum öyle
9/10
·395 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:47
Harry Potter serisi'nin üçüncü kitabı ile sizlerleyim Azkaban Tutsağı’yla birlikte Rowling bize şunu söylüyor: "Dünya siyah-beyaz değil Harry. Bazen canavar sandığın şey, senden daha insan." Bu kitaptan sonra anlıyorsun ki asıl Azkaban dışarıdaymış. Hani şu "herkesin doğru bildiğini" sorgulamadan kabul ettiğimiz yer. Sirius Black, Lupin, hatta Snape... Hepsi birer önyargı dersi. Şu snape ve malfoy olacak o şahsa çok sinirlendim çok sinir bozuculardı Zaman Döndürücü kısmı en sevdiğim kısım oldu diyebilirim Herkesin bir Zaman Döndürücüsü olsa neyi düzeltirdin? Rowling cevabı veriyor: Hiçbir şeyi. Çünkü geçmişi kurtarmaya çalışırken bugünü kurtarıyorsun aslında. Serinin en akıcı kitabı bu. Sayfalar uçuyor çünkü her bölüm "aa öyle miymiş" dedirtiyor. Marauder’s Map, Hippogriff, Patronus... Çocukken okuyup "keşke bende olsa" dediğimiz her şey burada. Ama asıl sihir şu: Kitap bitince sen de Harry gibi anlıyorsun. Kimse masum değil, kimse tam suçlu değil. Herkesin bir hikayesi var. Hatta Azkaban’da bile.
Edebiyat
Harry Potter ve Azkaban TutsağıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları Yayınları · 202242,3bin okunma
Umut, Başarı, Azim, Arkadaşlık ve Gökkuşağı
9/10
·224 syf.·
2026 45. kitabı
Öncellikle belirtmek isterim ki kitap baya sürükleyici. Meraktan elinizden bırakmak istemeyeceğiniz harika bir kitap. Serin, duyguğu bir masal efsanesine inanır ve yolculuğa çıkmak ister. Sefil bir hayat yaşarken, birden eline Dokkaebi'den bir bilet ulaşır. Hem de altın bir bilet... Bu bilet çok özeldir ve kişide bulur. Serin bu biletle bir çok küreye bakma fırsatı yakalar ve kendi yaşamak istediği hayatı bulmaya çalışır. Dokkaebi'deki birçok kişi ona yardımcı olur ve ordaki her bir kişinin kendine özgü özellikleri vardır. İnsanlara yönelik... Kimisi iyi, kimisi kötüdür ama bazen bu insanların işine bile yarayabilir. Ve bir anda olaylar baya değişik bir hal alıyor. Serin'in tüm bunların neden başına geldiği ve orda edinmiş olduğu arkadaşlıktaki bütün önrmi ve büyüyü çözmeye başlıyorsunuz. Ve bu hikayedeki tek amaç gökkuşağı küresi... Hem de bitmek bilmeyen bir macera ile dolu... Dokkaebi'deki üyelerle tanışmak sizi farklı bir dünyaya götürecek... Issha ile de maceradan maceraya koştuğunuzu hissedeceksiniz. İçinizi bir anda kaplayan bir umut ışığı ile gökkuşağı size yeni bir hayat sunacak... Ve kitapta benim en iyi çıkadığım ders, bir insan isterse her şeyi başarabilir. Önemli olan kendine güvenmekten geçtiğidir. Bazı şeyler zahmet istese de sonuçları hep güzel neticeler verir. *'Bambu...' Tuhaf bir şekilde ilk birkaç yıl öyle yavaş büyür ki öldüğü sanılır. Diğer tüm bitkiler serpilip çiçek açar, hatta meyve verirken bambunun neredeyse tamamı herhangi bir meziyeti yokmuş gibi toprak altından kalır." ​"...Ama toprak altında geçen tüm o yıllar boşuna değildir, Serin. Diğer bitkiler yukarı doğru filiz verirken bambu tam bir yetişkin olana kadar köklerini toprağın derinliklerine genişçe yayar. Sonra da hiç kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde hızla dışarı doğru büyür."*
1000Kitap
Yağmur Mevsimi PazarıYou Yeong-Gwang · Epsilon Yayınları · 2025219 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:58
Serkan Karaismailoğlu’nun Kalk Bi Dopamin Demle kitabı, dopamini yalnızca “mutluluk hormonu” gibi yüzeysel bir yerden değil; motivasyon, ödül, alışkanlık, tatminsizlik ve sürdürülebilir başarı ekseninde ele alan akıcı bir metin. Kitap, modern insanın sürekli daha fazlasını isteme hâlini sade örneklerle açıklıyor. Özellikle insanın yalnızca mutlu olmayı değil, başkalarından daha mutlu olmayı istemesi üzerine yaptığı vurgu, çağımızın kıyas ve tatminsizlik döngüsünü güzel yakalıyor. Bence kitabın en güçlü tarafı, dopamini tamamen kaçınılması gereken bir şey gibi değil; doğru yönetilmesi gereken bir araç gibi ele alması. Kitabın ana fikri şu noktada belirginleşiyor: Büyük bir dopamin zirvesinden sonra freni hayat kendiliğinden çekerse bu bizi kötü hissettiriyor; ama frene bilinçli olarak biz basarsak, süreci daha sağlıklı yönetebiliyoruz. Bu yüzden kitap; ödülü sürekli büyütmek yerine, ödül kaynaklarıyla mesafe kurmayı, iç ve dış motivasyonu doğru yerde kullanmayı ve uzun soluklu işlerde dopamin dengesini korumayı öneriyor. Okurken altını çizdiğim en önemli düşüncelerden biri, fikrin eylemle desteklenmediği sürece zihinde sınırlı kalacağıydı. Çünkü motivasyon tek başına yeterli değil; onu davranışa dönüştürmek gerekiyor. Kalk Bi Dopamin Demle, bilimsel dili ağırlaştırmadan gündelik hayata temas eden, okuru hem düşündüren hem de kendi alışkanlıklarını gözden geçirmeye çağıran bir kitap. Özellikle erteleme, ödül bağımlılığı, tatminsizlik ve sürdürülebilir motivasyon üzerine düşünenler için pratik değeri olan bir okuma.
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,6bin okunma
Puan vermedi
İtiraf ediyorum; bu kitabı alma amacım biraz kafa dağıtmak, biraz da özlü söz okumaktı. Beklentim de bu yöndeydi. Hiçbir yoruma dikkat etmedim. Okumaya başlayınca işler değişti. Yazarın sinir bilimini tane tane anlatmasını ve dopaminin hayatımızda ne kadar önemli bir yer tuttuğunu bu kadar net bir şekilde kavramayı beklemiyordum. İyi mi geldi? “İyi” demek az kalır; mükemmel geldi. Okuyalım, okutalım. Okumak istemeyenlere de anlatalım. Yazarın söylediklerini hayatımızda uygulamaya çalışalım. Belli mi olur, belki birileri şifa bulur kendisine; yetinmeyi, dopamini doğru kullanmayı ve sürekli kaydırdıkça mutlu olunamayacağını öğrenir.
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,6bin okunma
İyi hissetmek isteyenlere… /800. İnceleme (Sona dikkat!)
9/10
·192 syf.··
2026 41. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:05
Herkese kendini anlatmak zorunda değilsin. Her ilişkiyi sürdürmek zorunda değilsin. Her yükü taşımak zorunda hiç değilsin. Şşş… Rahatla… Dünyanın bütün ağırlığını sırtlamana gerek yok! “Ben yapmazsam kimse yapmayacak,” “Ben olmazsam yürümeyecek,” diye her şeyin peşinde koşturmayı bırak! Yorgunsun biliyorum. Ruhun hayattan tiksinmiş durumda. Bir gün ölüp gittiğinde “yürümez,” dediğin her iş sensiz yürüyecek! Kırmaktan korkup, nazik yaklaştığın herkes seni yanlışlarınla anacak… Kendini tüketme bu kadar. Kimse seni anlamayacak. Aksine nasıl olsa taşıyabiliyor diye bütün yükleri senin sırtına yüklemeye başlayacaklar. “Sürekli yorgun hissediyorsan, sürekli içinde bir kasvet varsa, sürekli neşeli olamıyorsan belki de bunu kendi kişiliğine yüklemeden önce çevrene bakman gerekiyor. Çünkü bazen üzgün, yetersiz ya da yorgun değilsindir; sadece yanlış insanların etrafındasındır.” Biliyor musun, hoyratlık değil de incelik yakıyor canımı, diyor Şükrü Erbaş ve devam ediyor, “İncelik... sensin bütün zamanların açık yarası.” Cahit Zarifoğlu, “Bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim.” Oysa dünyada en çok ince insanlar kırılıyor. “Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya,” diyerek son sözü söylüyor Gülten Akın ve Dünya hassas kalpler için gerçek bir cehennem! derken ne kadar haklı Alman yazar Johann Wolfgang Von Goethe“Ne olacağını bilmiyorum ama ne olursa olsun, bir şekilde yola devam edebileceğimi biliyorum.” Kişisel gelişim zırvalıklarına inanmıyorum! Samimiyetsiz, uydurma, çokça kalıp ifadeler kullanan, kâğıt israfı diyebileceğim çalışmalar birçoğu… Lakin Beyhan hoca başka! İçimizden biri gibi sanki… Kitabı okurken, seninle aynı yollardan geçtiğini, aynı hatalara düştüğünü görüyor ve okuduğun kitap hayatını değiştirmese bile yaralarına iyi geldiğini hissediyorsun. “Bana iyi
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202630 okunma
Bir kahramanın acı sonu
Puan vermedi·352 syf.··
2026 10. kitabı
Arap ihanetine uğrayan Teşkilat-ı Mahsusa reisi Süleyman Askerî Bey intihar edecektir. Onun kaleminden ise şu sözler dökülecektir; "Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız. Steplerin kurdu, Arslan'ı, göklerin kartalıyız." Tarih sahnesinde nice kahramanların hikayesini yazılmıştır. Ama Süleyman Askerî Bey'in yeri ayrıdır. Türk ordusunun en şerefli subaylarındandı. Sorumlu olduğu birliği harp alanında bizzat en ön cephede yürüyemez halde ve yaralı olmasına rağmen yönetecek kurmaydı. Süleyman Askerî Bey Edirne askeri okuluna iken orada öğrenim gördüğü süre boyunca Kuşçubaşı Eşref ve Yenibahçeli Şükrü ile dost olmuştu. Bu bağlantının ileride Türk teşkilatının gizli yapılanmasına katılmasını sağlayacaktı. Harp akademisinden mezun olup Osmanlı ordusuna Yüzbaşı rütbesi ile katılmıştır. Meşrutiyetin ilan sürecinde ismi çok geçen Süleyman Askeri Bey; Makedonya'da yürütülen çete takibinde kendini göstermiş, Rumeli'de II. Abdülhamit'e karşı olan genç subaylar arasında yer almış, gayet teşkilatçı bir insandı. 2. Abdülhamid'i tahttan indirecek olan harekat ordusuyla İstanbul'a gelen Askeri Bey 4 Eylül 1909 yılında kolağası olmuş ve Bağdat'a jandarmaları organize etmek için gönderilmiştir. Trablusgarp savaşı sırasında işgal teşebbüsü karşısında kılık değiştirerek yakın arkadaşlarıyla beraber Bingazi'ye gelmiş, Enver ve Mustafa Kemal Paşalarla birlikte mücadeleye katılmıştı. II. Balkan Savaşı sonrasında Bulgarlar ile yapılan İstanbul Anlaşması öncesinde Garbî Trakya Hükümeti'nin kurulmasını sağlamıştır. Teşkilât ı Mahsûsa'nın resmen kurulmasından sonra,ilk başkan olarak teşkilatın yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini düzenlemiştir. Süleyman Askerî'nin kısa ve kariyerinin en önemli evresini 1914-1915 yıllarında Irak'ta yaptığı faaliyetler oluşturmuştur. Süleyman Askerî 3
Süleyman Askerî BeySüleyman Tekir · Kronik Kitap · 0235 okunma