İşte güzel kızlarım, İtalya'nın bu 150. doğum gününde yüreğimin ta derinlerinde yeşeren bir arzum var. O da genç kadın ve erkeklerden oluşan, Avrupai bir bakış açısıyla yetişmiş olan, siyasi diyalektiği mahvetmiş olan ve yirmi i yıldan yıldan bu yana Bay B.ye karşı çığrından çıkmış olan mafyavari aileyi kayırma ve Pavlov mekanizmasını örtbas edebilecek bir politikacılar sınıfının doğuşunu görmek istiyorum. Hâlâ pek çok kişinin göklere çıkardığı üzere, bir davranışın arı ve duru oluşunu garanti eden siyasi imzalar değildir; bu ancak bireyin kendi vicdanı ile ilişkisiyle ortaya çıkabilir. Ülkemizin Külkedisi ya da bir öpücükle uyandırılacak Uyuyan Prenses'i, vicdandır. Ortak hayrımız adına yapılacak hareketlere izin verecek olan odur. Vicdan ölçülmez, rengi yoktur, kendini ortalıkta sergilemez, ne demagojik ne popülisttir ama belki de bireysel vicdanın uyanışı insanın kendi görevini böylesi doğru olduğu için doğru dürüst yapması- rotayı değiştirmek için izlenmesi gereken yolu açacaktır
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Bu coğrafya güneşin kızgın ışıkları ile kavurduğu, son verdiği fakat aynı zamanda da öldürdüğü bir ışık ülkesidir. Işık ve gölge dönüşümü son derece belirgindir ve insan hayatında büyük rol oynar. Doğum ve ölüm, iyi ve kötü burada güçlü duygularla hissedilir.
Reklam
Yaşlanmayan tek yerimizin gözler olduğu söylense de geçirilen zaman gözlerden okunabiliyor.
Sayfa 163
“Kadınların hem doğa hem de insan toplulukları tarafından daha fazla acı çekmeye mahkum edilişini anlamıyordu.Büyük bir haksızlık vardı bu konuda,evrensel bir adaletsizlik,doğanın kendisinde.Toplumsal eşitsizliğin ötesinde,doğa da böyle kurgulamıştı sanki,acı bir oyun gibi,her sahnede işkence,her perdesi kan.Bebeği karnında taşımak,bulantılar,ağrılar;doğum sırasında atlatılan tehlikeler,sancılar;sonra emzirme,besleme,her ay katlanılan ay başı ağrıları;ömür boyu ev işi yapma zorunluluğu;genellikle kadından üstün olduğuna inandırılarak büyüyen bir erkeğe katlanma,hatta ona kendini çok zeki hissettirme görevi;çapkınlığın erkekte marifet,kadında ahlaksızlık sayılmadı;tek tanrılı dinlerin kadın düşmanlığı…Bütün bunlar onun zihninde isyana sebep oluyordu.”
Alıntı
Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz - a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da - babam hayattayken. Ya da - iki yıl sonra... Kızım doğduktan sonra da böyle olmuştu. Dünya aniden ikiye bölünmüştü - yeni (çocuğa ait) çağdan önce ve sonra.
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam