“Her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz
- a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da babam hayattayken.
Dünya aniden ikiye bölünüyor. “
Adelaide Williams doğum günlerini çok severdi. Hem de hepsini. Bunun kısmen kapitalizmin bir oyunu olduğunu biliyordu elbette. Ama hediyeler ve balonlardan çok bir insanın dünyaya geldiği günü kutlama fikrine bayılıyordu. Ne kadar harika bir şey bu, diye düşündü. Yılda bir kez sevdiğimiz insanlara bakıp, Burada olduğun için çok mutluyum. Bu dünyada, tam da şu anda, deme fırsatı buluyorduk.
Ne zaman bir yere veda etsem, bir parçamı geride bIrakmış gibi oluyorum. Ama işte ister Marco Polo gibi dünyayı gezelim ister beşikten mezara aynı eve kazık çakalım, hepimiz için hayat doğum ve ölümler dizisi demek. Başlangıçlar ve sonlar. Bir anın doğması için bir önceki anın ölmesi gerekir. Yeni bir "ben" için eski ben'in kuruyup solması gerektiği gibi...
Hamile bir kadın doğum yapar yapmaz, ebe hanım bebeği okulun başpapazına götürür ve tam bir yıl sonra bilirkişiler toplanırlar. Eğer çocuğun burnu Baş Yargıcın kabul ettiği ölçüye göre daha küçük bulunursa, yassı burun, ebleh varsayılır ve iğdiş etmeleri için papazlara teslim edilir. Muhtemelen bana bu barbarlığın sebebini ve bakireliğin suç sayıldığı bizim ülkemizde, nasıl olur da zor gücüyle iktidarsız adamlar yarattığımızı soracaksınız. Bilmelisiniz ki bunu, otuz yüzyıldan beri sürdürdüğümüz, kapımızın üstünde asılı duran bir koca burun görünümlü tabelada şu yazılanlara göre yapıyoruz: Burada, bilge, ihtiyatlı, kibar, hoşsohbet, cömert ve açık görüşlü bir adam yaşar, küçük burunlular da bunlara zıt niteliksizliklerin sürüsüdür. İşte bu nedenle yassı burunlular hadım edilir çünkü devlet, onların kendilerine benzer çocukları olacağına hiç olmamasını daha çok tercih eder.
Bir simgebilimcinin Hristiyan ikonları üzerine konuşmaya başlamasına izin vermeyeceksin. Hristiyanlıktaki hiçbir şey orijinal değildir. Hristiyanlık öncesi tanrı Mithra- Tanrı'nın oğlu ve Dünya Işığı diye bilinir- 25 Aralık'ta doğmuştu, sonra bir taş mezara gömüldü ve üç gün sonra yeniden dirildi. Bu arada 25 Aralık aynı zamanda Osiris'in, Adonis'in ve Dionisos'un doğum günüdür. Krişna doğduğunda beraberinde altın, tütsü ve laden reçinesiyle gelmişti. Hristiyanlığın kutsal günü bile paganlardan çalıntıdır.
...
Hristiyanlıkta Yahudilerin Şabatı olan cumartesi günü kutsaldır ama Constantine, onu, paganların güneş kutlaması günüyle çakışması için değiştirmişti.
Günümüzdeki kilise cemaatinin çoğu, pagan güneş tanrısının övüldüğü gün olduğunu bilmeden pazar -Sunday- ayinlerine giderler.