Puan vermedi·144 syf.··
2026 2. kitabı
KORKMA BU AKŞAM GELİP ÇALMAM KAPINI / PERİHAN MAĞDEN Bu kitap Perihan Mağden'in okuduğum ikinci kitabı, ilki Tehlikeli Temayüller'di, onu beğendiğim için bu kitabını okudum. Kitap, Mağden’in Radikal Gazetesi’ndeki köşe yazılarından derlenmiş ve seçilen 35 makaleye bir de Mağden'in bu kitap için yazdığı bir yazı eklenmiş. Dolayısıyla günlük gazetede yazılan köşe yazıları olduğu için o dönemde gündelik hayatta yaşananlar ile ilgili yaptığı eleştirileri kapsamakta. Bu kitabın bir özelliği var. O dönemde satılan en ucuz kitap olması, ama basılan diğer ucuz kitapların aksine baskı, kağıt ve kitap üretim kalitesinden ödün verilmeden ucuza basılan ve satılan ilk kitap. Kitap ile ilgili yapılan yorumların çoğu olumsuz ama bu kitaptan ne bekledikleri ve kendilerinin kitap, yazar, dönem konusunda ne kadar bilgili olduklarıyla ilgili bence. Okuduğu kitabın içeriği, yazarın tarzı hakkında bir fikri olmayan okurlar (tabii o dönemi yaşamamış, bilmeyen) acımasızca eleştiri yapmışlar. Bu demek değil ki ben yazara hayranım, her yazdığında haklı. Yazdığı eleştirilerin çoğuna katılsam da katılmadıklarım olduğu gibi katıldıklarımda da abarttığını düşündüğüm yazıları var. Ama oda yazarın görüşüdür, tarzıdır saygı duyarım. Kitabın adının içerikle ilgisi olmadığı için eleştirenlerde vardı. Mağden kitaplarının adını genelde şarkı sözlerinden seçiyor. Bu bilgiyi öğrenen birkaç kişi bu şarkıyı bilmiyoruz demiş. Bilemezler çünkü yaşları tutmuyor, şarkı adı değil içinde geçen bir söz. Bu mısra Ajda Pekkan'ın söylediği 'Kimler Geldi Kimler Geçti' adlı şarkıdan. Kitaba dönersek; bir çok müzik, film ve yazardan bahsediyor. Gipsy Kings, Jay Jay Johansen, Black, Frank Sinatra gibi, çoğunu o dönemde dinlemiştik, tabii Frank Sinatra başka o tüm zamanların en iyilerinden, daima dinlenir. İzlediği
Korkma Bu Akşam Gelip Çalmam KapınıPerihan Mağden · Everest Yayınları · 2004250 okunma
Bu aşkın* ızdırabını
9/10
·136 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 23:36
Yemin ediyorum Ayyyyyyy diye çığlık atacağım. Ahaha şaka şaka kitabı sadece işyerinde molalarda okuduğum için ancak bugün bitirebildim. Yoksa tek günde bitecek kadar akıcı bir kitap. Uzun zamandır bu kadar durağan gözüküp ne yapacak bu geri… şey Nat. diyerek devam ettiriyor kendini. Buradan sonra spoiler işin içine gireceği için kitabı okumayı düşünüyorsanız devam etmeyin. Anlatım gerçekten su gibi, sade. Bir kadının taşradaki psikolojisi içerisinde adım adım geziyorsunuz. Taşranın sosyolojik anlatımı, herkesin her şeyi anında duyması ve yabancılara aşırı tepki vermesi vs. çok iyi çıkarımlar. Anlatımın şu gibi olmasında çevirinin de çok büyük payı var tabii. Bu kitabı tavsiye eder miyim? Kesinlikle ederim ama baştan söyleyeyim çok sinirleneceksiniz. Her şey Nat ismindeki kadının bir kasabaya gelmesiyle başlıyor. Tüm hikayelerde olduğu gib ya bir yolculuk, ya da yeni bir yere geliş. Kitap baştan sona bana Dogville hissi verdi. Bu kasabanın ismi ise La Escapa, yani kaçış. Ana karakterimiz ise geçmişinden kaçarak La Escapa’ya geliyor. Ben kasaba isminin çok iyi olduğunu düşünüyorum, çünkü ismi kaçış olan bir yerin aslında psikolojik bir hapishane olması çok etkileyici. Novella 3 bölümden oluşuyor. 1. Bölümde Nat’ın kasaba insanları ile tanışması ve onlardan özellikle kendine iyi davrananlara karşı güvensizlikleri ile başlıyor. Ev sahibinden ise tiksiniyor. Bu arada Nat “Hayır” kelimesini özellikle kendine kötü davranan insanlara karşı bilmeyen bir kadın. Bu giriş bölümünde aynı kendisine teslim edilen köpek gibi Nat da yabancı, ürkek, öfkeli. İşte bu nedenle tek tam anlamıyla güvenebildiği insan ilk bölümün sonunda uzun zamandır bir kadınla birlikte olmadığı için çatısını tamir etme karşılığında, kısa süre içine girmek isteyen Alman lakaplı adam. 2. Bölüm ait hissetme.
Bir AşkSara Mesa · Sel Yayıncılık · 2025267 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Feminizm
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Mısırlı Feminist yazar Neval el Seddavi'nin idam mahkumu bir fahişeyle yaptığı görüşme... Firdevs'in hikayesini baştan sona okuyunca o savunmasızlık, o pasiflik, öğrenilmiş çaresizlik kahrediyor insanı. Kesinlikle okunmalı. Zor olsa da... Trier'in Dogville'ini hatırlattı bana.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma
Puan vermedi·108 syf.·
2025 56. kitabı
Merhaba, bugün size Charles Bukowski'nin "O benim Tanrı’m" dediği, 'Sadeliğin Efendisi' sayılan John Fante ile geldim. Yazarla ilk olarak Üzümün Kardeşliği kitabıyla tanışmış ve övüldüğü kadar olmadığı, abartıldığı kanısına varmıştım. Sonra bende 1933 Berbat Bir Yıldı adında kitabının olduğunu ve okumadığımı hatırladım. Elime alırken, dün bitirdiğim Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin ardından tempoyu azaltmak ve yorgunluğumu atmak niyetiyle az sayfa oluşundan dolayı da bir çırpıda okuyup daha zevkli kitaplara geçiş yaparım diye düşündüm. Fakat okuyunca ilk kitabının aksi tabloyla karşılaştım ve gerçekten de bir çırpıda okudum ama sıkıcılığından değil su gibi akıp gitmesinden, toplumcu gerçekçi-yeraltı edebiyatı karışımı oluşundan, kahraman ile aynı dertten muzdarip olmaktan ve aynı duyguları yaşayanı alıp götürmesinden. Kitabın konusu; Dominic Molise'in kendisine bahşedilen beyzbol yeteneğini kullanarak hem sevdiği işi yapmak hem de İtalya'dan Amerika'ya göçmüş yoksul ailesine bakmak istemesi ve bu noktada babasıyla çatışma halinde olması. Okurken Zeze'nin (Şeker Portakalı) gençliğe adım attığı, iş hayatına atılmaya karar verdiği, olgunlaşma ve yolunu çizme çabalarının anlatıldığı Delifişek romanı gözümde canlandı. Zeze'den farlı olarak Dominic, yeteneğinin farkında genç olarak yeteneğini heba etmek istemiyor ve bu uğurda hayalini gerçekleştirmek için ailesi özelinde toplumla, geleneklerin vurduğu zincirlerle, cehaletle, cesaretsizlikle savaşıyor. Yeri geliyor dini de sorguluyor, Tanrı'yı da gelir eşitsizliğini de sosyal statüyü de. Bu karakterde olmasına rağmen Dominic de savaştığı kavramlara yenik düşüp yeteneğini bastırmak/köreltmek zorunda kalıyor. Fante bu kitabında kanımca şu mesajları vermek ve şunları sorgulatmak istiyor: Anne-babalar neden çocuklarının
1933 Berbat Bir YıldıJohn Fante · Parantez Yayınları · 2015646 okunma
Puan vermedi·137 syf.·
2025 28. kitabı
Mark Twain bu eserinde Yaşlı Adam ile Genç Adam üzerinden karşılıklı konuşma tarzıyla bazı sorulara yanıt aramış., kurduğu oyunda Genç Adam'ı kendi fikirlerini haklı çıkarmak için 'kurban' seçmiş. Eserde yer alan sorular "insan nedir"den çok "insan davranışlarının nedenleri nedir"e ve bunların cevaplarına yöneliktir. Yani kitabın başlığıyla içeriği uyuşmuyor kanaatindeyim. Bazı kavramlar vardır tanımı kesin değildir, kişiden kişiye göre değişir, 'insan' kavramı da böyledir; birçok tanım yapılabilir: insan kurbandır, insan vicdandır, insan hayat boyu öğrencidir, insan tecrübeler toplamıdır, insan makinedir vs... İkinci eleştiri noktam; Twain'in her şeyi "çıkara - bencilliğe - benmerkezciliğe" bağlaması. Yani yazara göre insan eylem ve söylemlerinin tek ve her zaman ilk nedeni kişisel çıkar olmuştur. Kimse kimseye çıkarı olmadan iyilikte bulunmaz, fedakarlık yapmaz, çıkarını ötelemeden başkasını düşünemez, diğerlerinin iyiliği daima ikinci planda olur, kişi daima kendini düşünür ve bunun aksi düşünülemez bile vs. Tabi insan her meseleye/konuya çıkar odaklı yaklaşırsa tüm eylemleri de çıkara bağlar, bu normaldir. Yazar bu kadar genelleme yapmakla kendini gülünç duruma düşürmüş, en azından benim gözümde öyle. Belki hadi insan davranışları alanında uzman olmayan biri bunları yanlış biliyor, e bu konuda uzman psikologlar da mı yanlış biliyor onlar da aynısını söylüyor denilebilir. Söz konusu insan ve insan davranışlarının nedenleriyse ve konuya genelleme yaparak yaklaşılıyorsa yanılma payı oldukça yüksek olmaz mı? Herkesi aynı kefeye koyup değerlendirmek ne kadar adil, ne kadar doğru yaklaşım? Çoğunluğun düşündüğü şey her zaman doğru değildir, çoğunluğun yanlışa doğru demesiyle yanlış doğru olmaz, doğru da -savunucusu az veya hiç yok diye- doğruluğunu kaybetmez.
İnsan Nedir?Mark Twain · Karbon Kitaplar · 202319bin okunma
İyi kötü müdür?
10/10
·644 syf.··
2025 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 00:00
İyilik ile kötülüğün yüzyıllardır süre gelmekte olan çekişmesini Salinas vadisindeki yaşamlar üzerinden çok güzel anlatmış.Kitabı okumaya başladıktan sonra kitabın hiç bitmesini istemiyorsunuz,ama o kadar sürükleyici bir kitap ki elinizden bırakamıyorsunuz.Kitabı okurken Dogville filmini de hatırlattı bana.Tek kelime yeterli kitap için:Timşel...
1000Kitap
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma