"Sinnim yirmi birdir. Mesleğim celil ve âlidir. Şıklığı severim. Züppelikten nefret ettiğim gibi zamanımız gençlerinin ifratperestâne tavırlarına daima hiddetlenirim.
Şiiri, musikîyi, edebiyatı severim. Bu muhabbetim meftuniyet derecesindedir. Kendim biraz da kuvve-i kalemiyyeye mâlikim. Yalnız bir kusurum vardır. O da sâhib-i servet olmamaklığımdır ki, sefâhatten huvef (korkma) ve nefretime rağmen teehhülüme (evliliğime) mani-i yegâne olmaktadır. Benim ile teehhüle talip olacak hanımefendide aradığım şerâit:
.
.
.
."
Türkiye'de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm (1908-1935), Zafer Toprak
Avrupa nü sanatında ressamlar ve seyirci-sahipler erkekti, nesne olarak işlenen kişilerse çoğunlukla kadın. Bu ters ilişki kültürümüze öylesine sinmiştir ki bugün bile sayısız kadının bilincine biçim vermektedir. Kadınlar kendilerine karşı, erkeklerin onlara karşı davrandığı biçimde davranmaktadırlar. Kadınlar da erkeklerin onların karşılarında yaptıklarını yapıp kendi dişiliklerini seyretmektedirler.
"Müntehir bir ruh kula rengi montuna bürünmüş muttasıl yürüyor münasebetsiz vakitlerde. Utkuyu haiz olmayan uzviyeti yakıcı istikrahlarla boca edilmiş bir mezbeleydi. Garâbeti muayyen bu yürüyüşünde muammalı bir duruş vardı. Şamandırasız denizlerde yol almıştı yarı inançla. Hercai rotalar sinirlerini harap ederken, sarsıntılı tereddütlerle havanda su dövdü bütün bir ömür."