ey baştan aşağı yeşil!
yakıcı anılar gibi ellerini,
benim aşık ellerime bırak
ve dudaklarını
varlığın sıcak duygusunu
benim sevdalı dudaklarımın okşayışına bırak
rüzgâr bizi götürecek
rüzgâr bizi götürecek.
Abbas Kiyarüstemi, çok sevdiği İranlı şair Füruğ Ferruhzad'ın bu şiirinin son dizelerini; yine şiirsel hikaye ve şiirsel anlatı diliyle incelikle nakşettiği bir filmine isim olarak koyuyor, Rüzgar Bizi Götürecek. Peyman Yazdanian'ın yaptığı müziği de dinlenesi
youtu.be/NTskdryR-48
dinle
karanlığın esintisini duyuyor musun?
şimdi birşeyler geçiyor geceden
ay kızıldır ve allak bullak
ve her an çökme korkusundaki bu damda
bulutlar sanki, yaslı yığınlar gibi
yağış anını bekliyorlar
küçücük gecemde benim, ne yazık
rüzgârın yapraklarla buluşması var
küçücük gecemde benim yıkım korkusu var
dinle
karanlığın esintisi duyuyor musun?
bakıyorum elgince ben bu mutluluğa
bağımlıyım ben kendi umutsuzluğuma
işte o dem
güneş soğudu
ve bereket topraklardan kalktı
ve çöllerde kurudu yeşillikler
ve balıklar denizlerde kurudu
ve ondan sonra toprak
kabul etmez oldu
ölülerini
On dokuzuncu yüzyıldan beri süregelen, fotoğrafın bazen bir sanat olduğu tartışmaları meseleyi çözmekten çok karmaşıklaştırmıştır; çünkü bu tartışmalarda her zaman resim sanatıyla karşılaştırmaya gidilmiştir. Oysa bir çeviri sanatının bir alıntı sanatıyla karşılaştırılması hiç işe yaramaz. Bu sanatın benzerlikleri, birbirleri üzerindeki etkileri yalnızca biçimseldir; işlev açısından hiçbir ortak yanları yoktur.