işte o dem
güneş soğudu
ve bereket topraklardan kalktı
ve çöllerde kurudu yeşillikler
ve balıklar denizlerde kurudu
ve ondan sonra toprak
kabul etmez oldu
ölülerini
On dokuzuncu yüzyıldan beri süregelen, fotoğrafın bazen bir sanat olduğu tartışmaları meseleyi çözmekten çok karmaşıklaştırmıştır; çünkü bu tartışmalarda her zaman resim sanatıyla karşılaştırmaya gidilmiştir. Oysa bir çeviri sanatının bir alıntı sanatıyla karşılaştırılması hiç işe yaramaz. Bu sanatın benzerlikleri, birbirleri üzerindeki etkileri yalnızca biçimseldir; işlev açısından hiçbir ortak yanları yoktur.
Fotoğrafçılığa özgü bir anlatı tarzı varsa eğer, bu sinemanınkine benzemez mi? Şaşırtıcı olan, fotoğrafların filmlerin tam da zıddı olmasıdır. Fotoğraflar geçmişe dönüktür ve böyle kabul edilir. Filmlerse geleceği de kapsar. Bir fotoğrafa bakarken aklınızdan, orada ne vardı, diye sormak geçer. Sinemadaysa, bundan sonra ne olacağını beklersiniz. Bu anlamda tüm film anlatıları bir bakıma maceradır: İleriye gider, bir yere varırlar.
Sabah. Bunu neden dün yazmadım, bilmiyorum. Önceki gün Sartre öldü.
Çok üzücüydü. Kendisiyle yapılan son röportajında ömrü boyunca savunduğu ve gençlere öğütlediği prensiplerinin birçoğunu reddetti. Üstelik biz bunu çok önceden, ölmeden yıllar önce hissetmiştik. Hayır, vaktinden önce yaşlanmasını kastetmiyorum, algılamalarındaki yüzeysellik; dünya görüşü fazla yüzeyselleşmişti.