Okuduğum en romantik kitaptı.
Puan vermedi·400 syf.··
2026 19. kitabı
Okuduğum en romantik kitaptı. Bahsettiğim romantizm bir kadın ve bir erkek arasındaki romantizm değil; kitabın dili. Değişik bir anlatımı vardı. Her cümle, dokunsalar ağlayacak gibiydi. Bu anlamda, türlü trajediler yaşamış kahramanların iç dünyasını yansıtmada başarılı diyelim. Kitabın ana karakteri Oscar, çok zeki, şimdilerde farklı diye nitelendirdiğimiz otizm spektrumunda bir yerlerde, tatlı bir çocuk. En çok onun ağzından yazılan yerleri beğendim. Daha doğrusu rahat okudum. Kitapta babaanne, dede, baba ve annenin ağzından yazılan yerler birbirine girdi okurken. Çünkü bir mektup gibi yazılmış ama mektup kime, yazan kim ilk okuyuşta karışıyor. Dönüp dönüp düşünmek gerekiyor. Böyle olması hikâyenin içine dalmayı ve okumayı zorlaştırmış. 11 Eylül’ü canlı canlı seyreden jenerasyondanım. O zamanlar çok uzak geldiği için ve bu olay Müslümanlardan intikam alma fırsatına dönüştürüldüğü için insanların acılarını tam hissedememişim. Gerçekte çok büyük bir trajedi yaşanmış. Hem de yıllar yılı sömürülecek kadar büyük bir trajedi. İnsan yaşı gelip kendi yakınlarında da benzer şeyler gördüğünde (toplu kayıplar, depremler, otel yangınları) anlıyor olayların vehametini ve o zaman ancak empati yapabiliyor. Gençken her şey daha soyut geliyor. Okuduğuma pişman değilim ama mutlaka okunması gerekenler listesinde de değil.
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz YakınJonathan Safran Foer · Siren Yayınları · 2020481 okunma
Baharın İlk Şarkısını
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bahar Hanım bu kitabı bana kitap fuarında imzalayıp hediye etmişti Konferansını dinledikten sonra kitabı ayrıca merak etmiştim ama okuyunca gerçekten neden bu kadar sevildiğini anladım… Anlatım dili o kadar naif, şiirsel ve derinlikliydi ki bazı satırlarda durup tekrar okudum. Altını çizdiğim çok fazla cümle oldu “Dokunsalar ağlayacaktı. Dokunmadılar.” Sanırım kitap boyunca en çok içime işleyen cümlelerden biri buydu… Çünkü kitap bana şunu çok hissettirdi: Bazı insanların sessizliği, kırgınlığı ya da hayata verdiği tepkiler göründüğü gibi olmayabiliyor. Herkesin içinde kimsenin bilmediği savaşlar var… Ben bu kitabı biraz bir kız çocuğunun yeniden doğuş hikâyesi gibi okudum Kıştan sonra gelen bahar gibi… Zor şeyler yaşamış ama yine de içindeki umudu tamamen kaybetmemiş bir ruhun hikâyesi. “Vazgeçmenin bir zamanaşımı var mı?” Bazı sayfaları gerçekten boğazım düğüm düğüm okudum ama kitabın sonunda hissettirdiği şey umut oldu Bir de kitap boyunca yapılan edebi ve sanatsal göndermeler çok hoşuma gitti. Bahsi geçen isimleri araştırma isteği uyandırıyor. Bu da kitabın ne kadar özenli ve donanımlı yazıldığını hissettiriyor Bahar Hanım’ı fuardaki konferansında dinlemek de ayrıca çok güzeldi. O naiflik ve samimiyetinin kitabına da yansıdığını hissedeceksiniz. “Hiçbirimiz mükemmel değiliz, önemli olan yeterince iyi olmak.” Ben çok severek okudum. Duygusu güçlü, derinlikli ve umut veren hikâyeleri seven herkese tavsiye ederim Bahar Eriş Baharın İlk Şarkısı şu
Baharın İlk ŞarkısıBahar Eriş · Alfa Yayınları · 20251,075 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu adam okunur. Tanınır. Hatta takıntı yapılır.
10/10
·318 syf.··
2026 47. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 09:23
Buralarda sert, baskın ve büyüleyici korumalara zaafı olan biri varsa ama hâlâ bu kitabı okumadıysa, çok güzel bir haberim var. Çünkü bu kitaptaki koruma karakter resmen olay. Damion inanılmaz albenili, sert, cezbedici… tam anlamıyla yürüyen bir “alev ateş.” Yazarı ilk kez okuyorum ama kalemine bayıldım. Son zamanlarda okuduğum kitapların çoğu benim için 4/5 civarıydı ve uzun süredir o hissi kıran bir kitap çıkmamıştı. Bu kitap o döngüyü resmen paramparça etti. Damion muhteşem bir korumaydı: 35 yaşında, eski asker, zeki, dürüst, sert, koruyucu, baskın ve aşırı seksi. Hem de 23 yaşındaki ünlü Hollywood yıldızı Shay’in koruması! Konu aslında çok klişe. Güzel ve ünlü bir yıldız, ona âşık olan eski asker koruma falan… ama mesele olay örgüsü değilmiş gerçekten. Yazar o çekimi, o gerilimi, o “birbirlerine dokunsalar ortalık yanacak” hissini inanılmaz vermiş. Kitap boyunca o elektriği sürekli hissediyorsunuz. Adamın onu koruyuşunu okumak bile yetiyor zaten. Öyle büyük aksiyonlar, inanılmaz plot twistler falan yok ama Damion gibi bir koruma varken olaya da gerek kalmıyor açıkçası phfhdh. İş modundayken aşırı sert, kontrollü ve duvar gibi biri. Ama kapılar kapanınca sevgisini gösterme şekli… inanılmaz nazik ve ateşli. O sertlikle o yumuşak tarafın birleşimi aşırı iyiydi. Shay’i de ayrıca çok sevdim. 23 yaşında olmasına rağmen akıllıydı, olgun yazılmıştı. Şımarık ya da sadece “ünlü kız” klişesine çevrilmemişti. İkisini de, aralarındaki o ateşli kimyayı da aşırı sevdim. Gerçekten kitaptan alev çıkıyordu. Kitabı bir günde bitirmemek için resmen kendimle savaştım. “Kurtarıcı kitabım” gibi kenarda tuttum; arada dönüp birkaç bölüm okuyup moral depoladım. Bu sırada da 5-6 puanı zor hak eden kitaplarla vakit geçirdim zaten Şimdi bittiği için boşluğa düştüm. Damion rahatlıkla
Keep Her SafeQ. B. Tyler · Independently published · 04 okunma
İnsanlığımı Yitirirken - Osamu Dazai
7/10
·109 syf.··
2026 1. kitabı
Bu inceleme spoiler içerebilir. Osamu Dazai’nin İnsanlığımı Yitirirken romanı, ilk sayfalarda beni derin bir empatinin içine çekti. Ana karakter Yozo’nun yaşamdan hiçbir keyif alamaması, kronik depresyonun getirdiği o boğucu his ve insanların kötü sözlerinden bu kadar etkilenmesi, karşımızda bu acımasız dünyayla baş edemeyen son derece naif ve kırılgan bir kalp olduğu izlenimini yaratıyor. Toplumla bir şekilde bir arada yaşamak zorundayız insan tamamen yalnız yapabilen bir canlı değil. Yozo da diğer insanların hırslarını, kaygılarını ve beklentilerini anlayamadığı için, hayatta kalabilmek adına mükemmel bir kamuflaj geliştiriyor: "Şaklabanlık". Nihayetinde kimse bir şaklabanı kendine tehdit olarak görmez. Bu maske, onun yüzeysel de olsa sosyalleşmesine olanak tanıyor. Kronik depresyonun getirdiği o tükenmişlikle, kendi ne istediğini tamamen unutup bir people pleaser’a dönüşüyor. Çatışmadan kaçmak için sadece etrafındakilerin hoşuna gidecek rolleri oynuyor. Ancak sayfalar ilerledikçe, bu kendini koruma içgüdüsünün ne kadar karanlık bir boyuta ulaştığını dehşetle fark ediyorsunuz. Depresif insanların kendi acılarına hapsolmalarından doğan o doğal bencillik, Yozo’da adeta bir silaha dönüşüyor. Sadece kendini korumak için geliştirdiği o manipülatif tavırları, onu yavaş yavaş empati yoksunu bir canavara dönüştürüyor. Biliyoruz ki, o maskemizi indirdiğimizde bizi anlayacak insanlar her zaman bir yerlerde vardır mesele o bağları kurmaya hazır olmaktır. Yozo ise iyileşmeyi ve yüzleşmeyi baştan reddediyor. Kendi karanlığını taşıyamadığı için hayatındaki bir kadını intihara sürükleyecek kadar zehirli hale gelmesi ve eşi olan kadının tecavüze uğramasına sadece sessizce seyirci kalabilmesi, benim için karakterle kurduğum tüm empatinin nefrete dönüştüğü kırılma
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,3bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2025 111. kitabı
Her karanlıkta bir aydınlık, her aydınlığın içinde biraz karanlık vardır. Tıpkı her suçlunun içinde biraz masumiyet var olması gibi. Öncelikle başlamadan söyleyeceğim, 18 yaşından küçüklerin okumaması önerilir, rahatsız edici unsurlar çok fazladır. Öncelikle karakterler ve incelemeleri ile başlamak isterim; Ölüm karakteri; Haklı bulduğum bir karakter, davasında savaştığı yerde haklı, ancak uyguladığı yöntemler yanlış olduğu için adaleti farklı şekillerde aradığı için haklı da olsa maalesefki haksız çıkacaktır. Ama merak ediyorum bir sonraki hamlesini bir yerde yenilmesini istemiyorum bir yerden de yenilmesi gerek diyorum çok ikilimde kaldım onun için. Kutay karakteri; Bu ilk kitapta o kadar güvenilir geldiki yani tam bir güvenli yer, güvenli kişi, lider anlaşmazlıkları engeller herkesi dengede tutar. Tam bir terazi dedim. Ama sonra terazinin dengesiz bir burç olduğu aklıma geldi ve zaten son kitapta hah dedim yazar o yönü ne zaman çıkarıcak dedim çıkardı keşke yapmasaydı. Egemen karakteri: İyi biri gibi duruyor yardımsever gelecek kitaplarda mükemmel biri olduğu da ortaya çıktı. Ama tuhaf bir dürtü bu adam tamamiyle dürüst değil diyor. Sakladığı bazı şeyler ağı bir şeyler var gibi. Çağrı: Bence en tuhaf karakterlerden biri, aynı zamanda hem dövüp hem sevmek istediğim bir türlü onun hakkında düşünceye varamadığım hikayesini öğrendikten sonra kesin bir sonuca vardığım karakterdi. Çağrı hakkında düşündüğüm şey renksiz bir hayat sürüp renkli biri olmasıydı. İnsanların maskeleri vardır bu maskeleri daha fazla kırılıp dökülmemek için takarlar. Çağrının maskesi şaklabanlıktı. Sarp karakteri: Kimseye bulaşmayan, oyunumu yemeğimi verin kimsenin etine sütüne karışmam der. Kitabın en oburu aynı zamanda oyun bağımlısı. Maalesefki ölüm onun içinde bir şeyler
OyunbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2024993 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2025 696. kitabı
“ insan yalnızca bir sazdır; doğada yaşayan ve dokunsalar kopacak bir saz; ama düşünen bir sazdır. ‘ . rollo may ‘ varoluşun keşfi sözü ile başlayalım Kendini Aramak 'ya Bireyin kendini anlamasının, içinde bulunduğu medeniyetin bilgisini ve değerlerini anlamakla mümkün olduğunu vurgular. Tarih, bilim, felsefe ve ahlak ekseninde kendini tanıma sürecini açıklayan yazar, bireyin kendi varlığını anlamlandırması için entelektüel bir çaba göstermesi gerektiğini savunur.. "insanın kendini arayışını yalnızca psikolojik bir süreç olarak ele almaz; bu sürecin felsefi, kültürel ve tarihsel boyutlarını da inceler. Kitap, bireyin kendini anlamasının, içinde bulunduğu medeniyetin bilgisini ve değerlerini anlamakla mümkün olduğunu vurgular. Tarih, bilim, felsefe ve ahlak ekseninde kendini tanıma sürecini açıklayan yazar, bireyin kendi varlığını anlamlandırması için entelektüel bir çaba göstermesi gerektiğini savunur." İnsan başlangıç ile son arasında bu-ara-da seyrettiği, kendiyle başlayıp yine kendiyle bitirdiği hayat yolculuğunda kendi olmak, kendi kalmak, kendi için ne yapabilir? Kendilikiyle sımsıkı bağlı bilgiye erişmek, edindiği bilgiyle eylemek onu nereye taşıyabilir? Vahşi kapitalist dünya; duyu, duygu, düşünceden mürekkep insanın hangi zaafları üzerinde yükselir? Din, felsefe, bilim ve sanat insan olmaklıka nerede, ne zaman ve nasıl hizmet eder? Bu deneme tüm bu sorular ile 21. yüzyılın muzdarip ikliminde insan olmanın, kendi olmanın kıymetini bilerek, tanıyarak ve inanarak yola çıkıyor ve “düşünmek yolda olmaktır” ilkesiyle Hz. İnsan’ı arıyor… Kendimizi bulma adına Kendini Aramak
Felsefe düşünce
Kendini Aramakİhsan Fazlıoğlu · Papersense Yayınları · 20142,089 okunma