Merhaba, daha önce Bahtiyar Gül hocamızın “Fötr Şapkalı Mezar” kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Önceki kitap yorumumda da bahsetmiştim; Bahtiyar Gül hocamız, benim köyümde okuduğum okulda bir dönem görev yapmış. Kendisinin köyümüzde öğretmenlik yaptığını biliyordum ama burada tesadüfen karşılaşınca ayrıca çok mutlu oldum. Aynı zamanda bir öykü kitabı olduğunu da bu vesileyle öğrendim. Yukarıda bahsettiğim bu öykü kitabını alıp okumuştum ve içerisinde gerçekten çok güzel öyküler vardı.
Yeni çıkan “Çok Tuhaftı Ağlayamadım” isimli öykü kitabında da kısa ama etkileyici öyküler yer alıyor. Bu öykülerin her biri sade ama güçlü bir dille yazılmış. Daha çok çocukların yaşamlarına dair öyküler bulunuyor. İçlerinden en çok sevdiğim öykü “Bizim Evde Herkesten Önce Balıklar Uyanır ” oldu; gerçekten çok etkileyiciydi. Ayrıca beni en çok heyecanlandıran ve meraklandıran kısım, Bahtiyar Gül hocamızın ilk görev yeri olan bizim köyde öğretmenlik yaptığı anılarını anlattığı bölüm oldu. Doğduğum ve okuduğum okuldan izlerin bu kitapta yer alması beni ayrıca çok mutlu etti; bu da benim için güzel bir sürprizdi.
Ben öykü okumayı çok seviyorum; kısa ama etkileyici olmaları, hayatın içinden anıları bize samimi bir şekilde aktarmaları beni etkiliyor. Eğer siz de benim gibi öykü okumayı seviyorsanız, bu kitabı ve yazarın diğer öykü kitabını gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Merhaba, Sevgili Bahtiyar Gül, hocamızla burada tanıştık, bir dönem benim de okuduğum okulda öğretmendi, öğretmen olduğunu biliyordum, tesadüfen burada tanışma fırsatı buldum, bir kitabı olduğunu öğrendim, aldım ve okudum.
Kitapta 18 tane öykü var. Her Öykü’de insanların duygu ve düşüncelerini, yaşadığımız coğrafyanın gerçeklerini çok iyi aktardığını görebiliyorum. Okuduğum her öyküde memleketimden izler olduğunu gördüm ve içindeki birkaç öykünün sizi de içine çekeceğini ve çok seveceğiniz öyküler olduğunu düşünüyorum. Kitapta “Benli Mustafa,” “Fötr Şapkalı Mezar” “Zagalı Osman” öyküsü, “Klimalı Tabut” “Evliya Tepesi” ve “L Mutfak” en beğendiğim öyküler oldu diyebilirim. Anadolu’da yaşayan insanların tasvirini ve gerçekçiliği çok iyi aktardığını düşünüyorum. Okuduğunuzda kendi memleketinizdeki benzer olayların insanların yaşamları ve dramları olduğunu göreceksiniz.
Yaklaşık 3 günde bitirdiğim #pus beklentilerimin altında kalan bir kitap oldu. Hızlı başladı ama malesef sonraki 150-200 sayfa meraktan uzak, kapı kapı yüzeysel soruşturmanın dışına çıkmadan devam etti. Daha önceki yorumlardan dolayı gerilimi de yüksek bir roman beklerken, gerilimi yok denecek kadar azdı diyebilirim.
Ilk 50-100 sayfa ve son 30 sayfa harici genel notum 10 üzerinden 3 'ün üstüne çıkmazdı. Başlama ve bitiş ile de ancak vasat kabul edilebilecek bir ortalamada kaldı benim için.
Konusuna gelirsek;
Küçük bir kız çocuğunun kaybolması ile başlayan soruşturma beklenmedik bir şekilde göl kıyısında cesedi bulunan genç bir kızın cinayet soruşturmasına dönüyor. Eldeki tanıklar ise 6 yaşındaki bir çocuk ve Down sendromlu herkes tarafından sevilen Raymond.
Gizemden, heyecandan uzak kaleme alınan bir soruşturma süreci... Ve zaten müfettişlerden önce tahmin ettiğiniz bir bitiş.
Kitabın bir kaç yerinde Türk bir aileden ve Türkiye'den alınan halılardan, halıların dokunuş hikayesinden,yurtdışındaki Türklere bakış açısından bahsediyor ve rahatsız edici ya da gurur okşayıcı bir söylem yok.
Sıkı bir polisiye okuru olmamakla birlikte ben bile daha iyilerini okumuştum diyorsam illa ki sizin de okumanız gerekiyor diyemiyorum.
Herkese keyifli okumalar
Ben de yeni bitirdim dediğiniz gibi başlangıç iyiydi ama sonrasında kapı kapı bir çok kişiye cinayetin soruşturması ile ilgili kapı kapı dolaşıp sürekli ifade almaları biraz sıkıcıydı sonrasında son sayfalarda ikiyüzden sonra daha iyiydi ilk defa polisiye okudum belki ondan ilk başlarda sıkılmış olabilirim.